Türkiye’de sağın yükselişi

Cafer TAR yazdı —

  • Türkiye’de her zaman sağ iktidarlar ırkçı/dinci bir retorik kullanırlardı; önceliklere göre ya ırkçılık ya da dincilik öne çıkardı. Ancak şimdilerde koalisyonun büyük ortağının İslamcı olmasına rağmen mevcut iktidara rengini veren şey Türkçülüktür. 

Kimileri Erdoğan’ı Hitler’le karşılaştırıyor; gerçi Erdoğan’ın ekibinin Hitler’in iktidar olma ve iktidar da kalma taktiklerini bolca kullandığından kimsenin kuşkusu yok. Özellikle Alman Nasyonel Sosyalist Partisi’nin propaganda bakanı Dr. Paul Joseph Goebbels’in seçim kazanma stratejileri günümüzde bile sadece Erdoğan’a değil, bütün ırkçı partilere ilham vermeye devam ediyor. 

Fakat Erdoğan, Hitler değil; olmayı çok isterdi, ancak bunun olanağı yok. Buna hem iç dinamikler hem de dış dinamikler izin vermiyor. Erdoğan da tıpkı Hitler gibi bütün gücü elinde toplayabilmeyi, içerideki bütün muhalefet odaklarını tasfiye etmeyi, hatta elinde yeterince güç olsa dünyanın geri kalanına amiyane tabirle posta koyabilmeyi çok isterdi. 

Ancak bu mümkün değil; çünkü içeride başta MHP ve Ulusalcılar olmak üzere, ırkçılıkta en başta iktidar ortağı MHP olmak üzere ondan çok daha gözü kara çevreler var, dışarıda ise bunu yapmaya başında bulunduğu devletin ekonomik ve askeri kapasitesi yetmez. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye tanımlanan bu ucube sistem henüz referanduma götürülmeden önce AKP’liler Putin’in aldığı yüksek oylara gönderme yaparak Erdoğan’ın da en az yüzde yetmişlik bir oy oranı ile başkan seçileceğini iddia ediyorlardı. 

Ancak Türkiye’de gelişmeler hiç de onların ön gördüğü gibi olmadı; aksine Erdoğan’ın yüzde kırk beşin biraz daha üzerinde olan oy oranı şimdilerde yüzde otuzlara düşmüş gözüküyor. MHP ise yüzde beşlerle girdiği Cumhur İttifakı’nda oylarını neredeyse yüzde on beşlere çıkarmış durumda. 

Birçok insan Türkiye’deki gelişmeleri daha çok AKP ve Erdoğan üzerinden okuma eğiliminde, aslında haksız da sayılmazlar; çünkü Erdoğan sürekli kamuoyu önünde ve Türkiye’de olan biten her şeyin ilk elden sorumlusu.  

MHP ise çok derinden ve etkili bir biçimde devlet içerisinde özellikle güvenlik bürokrasisinde her geçen gün daha fazla güçleniyor. Türkiye’de her zaman sağ iktidarlar ırkçı/dinci bir retorik kullanırlardı; kimi zaman iktidardaki büyük partinin önceliklerine göre ya ırkçılık ya da dincilik öne çıkardı. 

Türk/İslam sentezi denilen şey aslında tam da bu olmaktadır. İktidarda olanların öncelikleri kimi zaman Türkçülüğü, kimi zaman ise İslamcılığı öne çıkarıyor. Ancak şimdilerde koalisyonun büyük ortağının İslamcı olmasına rağmen mevcut iktidara rengini veren şey Türkçülüktür. 

İktidarının ilk yıllarında daha İslamcı bir dil kullanan Erdoğan o yıllarda “her türlü milliyetçiliği ayaklarımın altına alırım!” noktasında pozisyon almaya çalışıyordu. Fakat Türkiye’de müesses nizam Erdoğan’a boyunun ölçüsünü gösterdi.  

Böylece mevcut rejimin temel dinamiğinin Türkçülük olduğu sadece bizim için değil; aynı zamanda Erdoğan ve çevresi için de netleşmiş oldu. Devlet kimi zaman Türkçü/İslamcı, hatta bazen Türkçü/Solcu, sosyal demokrat olabilir. Ama Türk devletinin temel dinamiği Türkçülüktür ve bu tartışma konusu edilemez.  

Bahçeli Cumhur İttifakı içerisinde devletin Türkçü karakterini güvenceye alan, onu güçlendiren, önemli devlet kadrolarını Türkçülerle dolduran bir pozisyonda duruyor.  

Kimi çevreler Erdoğan sonrası için hazırlığın AKP içerisinde netleştirileceğini düşünüyorlar; bu iki sebepten dolayı mümkün değil. Her şeyden önce her geçen gün daha da küçülen AKP’nin tek başına Erdoğan sonrasını belirleme şansı kalmadı; ikinci olarak ise başta Bahçeli olmak üzere iktidarın diğer ortakları ve devletin bizzat kendi kadroları buna izin vermezler. 

İyi Parti’de yaşananları biraz bu çerçeveden bakmak Erdoğan sonrasını anlamaya da yardımcı olacak gibi geliyor bana. Aslında kimileri bütün bu gelişmelerin Erdoğan’a yaradığını düşünüyorlar; bu çok da doğru değil.  

Belki kısa vadede Erdoğan’a birkaç tane daha fazla belediye kazandırır; fakat orta vadede bence devlet kendine Erdoğan’ın da sağında yeni bir alternatif yaratmaya çalışıyor. Büyük ihtimalle İyi Parti’nin tasfiyesi sonrası bütün ırkçı/sağcı oylar yeniden MHP’de toplanacak ve MHP yüzde otuzlarda bir noktaya çekilmeye çalışılacak. 

MHP ittifakın büyük ortağı olamazsa bile; ittifak içerişindeki gücü artırılarak ırkçı/ulusalcı çevrelerin devlet içerisindeki gücü artırılacak. Dikkat ederseniz Erdoğan İYİ Parti içerisindeki gelişmeleri sadece seyrediyor, hiçbir yorum yapmıyor. Çünkü o da mevcut gelişmelerin kendisini değil; MHP’yi büyüttüğünü biliyor.  

DEM Parti şimdi her zamankinden daha önemli hale geliyor; kimseye daha önce olduğu gibi açık çek vermeye gerek yoktur. Fakat halklarımızın özgürlüğü ve demokrasi için ittifaklara açık bir pozisyonda durmakta fayda var; çünkü bundan sonra Türkiye’de faşizm her zamankinden daha fazla saldırganlaşacak. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.