Özgür bir soluk: Enternasyonal örgütlenme

Elif KAYA yazdı —

28 Mart 2022 Pazartesi - 23:30

  • Günümüzde yeni bir enternasyonal geliştirmek için ataerkil- kapitalist sisteme karşı etrafında toplanılacak temel değerler açığa çıkmış durumda. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma etrafında demokrasiden, ekolojiden, kadın özgürlüğünden yana tutum alan, herkes yerini alabilir.

Tarih boyunca zulmün uygulandığı her yerde direnişler boy vermiştir. İnsanlar direnişlerle varlığını, toplumsallığını, değerlerini, toprağını koruyup kollamaya çalışmıştır. Aslında direniş, yaşamın doğasında var. Çünkü yaşam bir nehir gibidir; akışını engellemeye çalışan her bende karşı tepki verir, akışını sağlayacak bir yol aralamak ister. 

Direniş, güçlü bir yaşam refleksi olmasına ve  değişim potansiyeli taşımasına rağmen; bilinç ve  örgütlülükle tamamlandığında ancak etkili sonuçlar elde edebilir. Bilinçle donatılıp, örgütlenmesi güçlü ve kapsamlı yapılmadığında her direniş bir süre sonra etkisini yitirip, dağılır. Tarihte bilinebilen ilk köle isyanı olan Spartaküs isyanından tutalım günümüz direnişlerine kadar bu böyle devam etmiştir. Yiğitçe savaşan, halkının ve haklının yanında duran çok sayıda hareket, örgüt, kişi daha örgütlü olan sömürge sistem karşısında yalnız kalmaktan kurtulamadı. Şeyh Bedrettinden, Emiliano Zabata’ya, Kara Panterlerden Raf Örgütüne, Rosa Luksemburg’tan Berta Caseres’e, ulusal mücadelelerden, devrimci sosyalist, ekolojik, feminist hareketlere kadar bunun böyle geliştiğini ifade edebiliriz. Oysa Ortadoğu coğrafyasından Avrupaya, Latin Amerika’dan Asya’ya, Afrika'ya kadar çok güçlü halk hareketleri, devrimci örgütlenmeler, ekolojik ve kadın hareketleri gelişti. Ancak direniş cephesinin ittifak politikası ve örgütlenmeleri çok güçlü oluşmadı.

Oysa Kapitalizm, özgür yaşamla çelişen bir sistem. Buna rağmen toplumsal hareketler neden kapitalizm karşısında etkili olmasın? Kapitalizmin başarısı tekrar vurgulamak gerekirse komple örgütlülüğüdür. Topluma bireyciliği bir özgürlük anlayışı olarak aşılarken kendisi baştan sona örgütlüdür. Sömürü sistemine karşı duran, onu değişmeye zorlayan her devrimci girişime karşı mücadelede kapitalizm bu örgütlü yapılarını devreye koyar. Dünyanın hayranlık duyduğu Rojava sisteminin tanınmaması da bu ittifakın bir sonucudur.

 Kuşkusuz ezilenler cephesinden de ittifak arayışları -kalıcı ve uzun süreli olmasa da- olmuştur. Bu amaçla ilk enternasyonal 1864 yılında işçi ve emekçi kesimi merkezine alan uluslararası bir örgütleme olarak kendini ilan etmiştir. Ancak yaşanan çelişkiler, değişen koşullardan dolayı kendisini uzun süre sürdüremediğinden, dağılır. Ardından ikinci, üçüncü ve dördüncü enternasyonal girişimleri olsa da kalıcı bir ittifaka dönüşemez ve etkisi sınırlı kalır.  

Yaşanan deneyimleri ve gelişmeleri dikkate alarak yeni bir enternasyonal çalışması insanlık için su ve hava kadar elzemdir. Kapitalizmin küresel düzeyde örgütlendiği bu dönemde doğa, toplum, kadın ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Gelinen aşamada ne yazık ki üzerinde rahatlıkla yaşayabileceğimiz bir dünya olduğundan bahsedemeyiz. Korona salgınında, Ortadoğu'da kesintisiz sürdürülen savaşta, son Rusya-Ukrayna savaşında bunu açıkça gördük. Pandemiler, savaşlar, göçler hiç durmadan devam ediyor. Kadın katliamları dünya ölçeğinde savaşları aratmayacak düzeylerde. Faşizm topluma, farklı etnik ve dini  gruplara nefes aldırmıyor…

Son otuz- kırk yıllık direnişler böyle bir zeminde yükseldi. Kürdistan ve Latin Amerika başta olmak üzere dünya genelinde kadın öncülüğünde gelişen çok güçlü toplumsal hareketler var. Rojava Devrimi bu hareketlerin ittifak oluşturması açısından önemli bir zemin açığa çıkardı. Rojava devrimi sadece Kürtler ve bölge halkları için değil tüm insanlık için devletsiz bir toplumsal sistemin mümkün olabildiğini ortaya koydu. Bu sistemin gelişmesinde kadın öncülüğü ve kadın devrimi belirleyici bir pozisyonda. Devletsiz bir toplum aynı zamanda toplumsal ekolojinin yaşam bulması için uygun koşulları açığa çıkaran bir sistemdir.

Günümüzde yeni bir enternasyonal geliştirmek için ataerkil- kapitalist sisteme karşı etrafında toplanılacak temel değerler açığa çıkmış durumda. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma etrafında demokrasiden, ekolojiden, kadın özgürlüğünden yana tutum alan, herkes yerini alabilir.

Birinci Rojava Enternasyonalist Konferansı bu ihtiyacı karşılamak için atılan önemli bir adım. Belki henüz çok yeni. Ama özgür yaşam arayışında olanların birliğini sağlamaya yönelik büyük bir adım ve çağrıdır.

Yaşamın özgürleştirilmesini sağlayacak yeni bir soluğa her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.