PKK 44 yaşında. Savaşa son  

Selim FERAT yazdı —

29 Kasım 2021 Pazartesi - 23:30

  • Tekrar, her zaman içinde bulunduğumuz çıkmaz için cevap değildir. Kuruluşundan sonra her yıl PKK’nin kuruluşu kutlandı. Türkiye tetikçi kaldı ve savaş bitmedi.

 

Bu yıl Berlin’de PKK yasağına karşı yürüyen binlerin arkasında yürüdüğü döviz: “Savaşı sonlandırın, siyasi çözümü, talep edin“di.

Kürdistanlı halkların savaşın yıkıcı yükünden kurtulmak istediklerini not etmekten feragat ediyorum.

Ama savaşa son verecek olan temel güçlerden birinin de Türkiye halkları olduğunu altını çizmek istiyorum.

Savaşın son bulmasının mümkün olması halinde bile, American Enterprise Institute’te araştırmacı olan Michael Rubin‘in: “Erdoğan’ın iktidarı yarın sona ererse, onun zehrini sistemden çıkarmak için onlarca yıllık ortak bir çaba gerekecek“ belirlemesinin dikkate alınması gerekiyor, çünkü HDP dışındaki muhalifler ne Kürdistan statüsünde, ne de Türkiye’deki toplumsal yapıda köklü değişimler önerme konusunda kudretli değiller.

PKK’nin kuruluş yıldönümünün kutlandığı günün bir adım sonrası, 28 Kasım’da, Diyarbekir‘de dört ayaklı Minare’nin gölgesinde katledilen Tahir Elçi anısına, bir protesto mitingi yapıldı.

Murat Karayılan aynı günlerde: “2 Türk ordusu gelse de yeneriz“ açıklamasıyla, her dönemkinden daha üst perdede bir açıklamada bulundu.

Bunu, savaşın şimdiye kadar çözüm olmadığı ve bundan sonra da çözüm olmayacağı olarak tercüme ettim.

Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin PKK’nin doğuşunu, “Kürt kadınlarının doğum günü“ olarak addetmesi ise, PKK’nin kuruluşunu başka bir perspektiften görüntüledi.

Kandil’deki kutlamalardan da bir not düşmek istiyorum:

“Kürdistan’ın tüm dağlarında özgürlük gerillası vardır. Düşman bilsin ki, onurlu tek bir Kürt kalana kadar da bu dağlarda gerilla bitmez“.

Devamla gözden kaçmamış bir olguya başvuracağım:

Türk devletinin yaşı 98.

PKK’nin yaşı 44.

Bu da Kürdistan İşçi Partisi’nin ömrünün Osmanlı’nın devamı bir devletin ömrünün yarısı eder.  Ömrün uzunu içgüdüyü kontrol etme meziyetine ulaşmak oluyor.

Türk devleti, ömrü uzun; tetikte bekleyen, rahat vermeyen ve rahat bulmayan, yaşının büyüklüğü erdem yüklü olmayan bir çark olmayı terk etmiyor.

98 yaşındaki devletin Efrin’li Nûrî Nûman’ın Ezaz’daki zindanda, Türk devleti çeteleri tarafından kaçırılmasından iki yıl sonra işkenceyle öldürmesi, bu devletin ömür konusunda çokta kaygısız olmadığına ait son notlardan biri oldu.

Ve  98 yaşındaki devletin son İçişleri Bakanı‘nın 22 Kasımda: “PKK, Türkiye’nin hafızasından silinmek üzeredir“ açıklamasıyla, Karayılan’ın “2 Türk ordusu gelse de yeneriz“ açıklaması arasındaki uçuruma dikkati çekmek istiyorum.

Soylu, açıklamasını televizyon kanallarının kıskacında, haber alma hürriyetinden kuşku duyulacak kitlelere deklere ediyor.

Karayılan muhtemelen dağda ve kendisine 2 orduyu yenmenin nasıl olacağını soracak milyonların olabileceğini hesaba katarak, böylesi bir tesbitte bulunuyor.

Soylu’nun “Başımız diktir ve bu terör örgütleri artık son demlerini yaşamaktadır” belirlemesi 2017‘ye ait.

Son altı yılda 40 kez PKK’nin bittiğini/bitirileceğini açıklayan Soylu’nun söylemine zıt ve özgürlük için bir ses de,  bu yılki PKK kuruluş kutlamalarının hazırlandığı günlerde, eşi ve çocuğu Türk devletinin saldırılarında katledilen Qamişlolu Necah Gulo’dan geldi: “Yeni yılda Önder Apo’nun fiziki özgürlüğünü sağlayacağız ve çocuklarımızın intikamını alarak katillerini yargılayacağız".

Qamişlolu Necah Gulo’nun kızgınlığını ve intikam hislerini nasıl anlamak gerekiyor:

Düşünüp dururken,  Oranienburg Nazi kampında 1934 yılında katledilen Alman anarşist ve şair Erich Mühsam’ın bir yerde vasiyeti niteliğindeki sözleriyle karşılaştım:

“Barış istiyoruz. Bu, insan olmayı isteyen herkesin sonraki zor görevidir“.

Zor bir iş, başarmak için başka bir kurtuluş da yok gibi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.