Rojava’dan çağrı: Birlikte çalışalım

Dosya Haberleri —

5 Ekim 2021 Salı - 21:00

.

.

  • Elbette Rojava isminin siyasi, devrimci bir kimliği var. Biz de akademik ve eğitimsel bir çalışma yapıyoruz. Buradan sizin aracılığınızla bir çağrı yapmak istiyorum. Bizimle çalışmak isteyenin bir mail kadar yakınındayız.

MUHAMMED KAYA/BERLİN

Rojava’nın üç üniversitesi için başvuru yapan 3 bin öğrenci, 1 Eylül’de sınavlara katıldı. Sınavı kazanan öğrenciler 11 Eylül - 19 Eylül arasında üniversite ve bölüm tercihlerini yaptılar. Rojava, Kobanê ve El Şarq Üniversiteleri 2021-2022 eğitim yılına 10 Ekim tarihinde başlayacak. 

Rojava Devrimi gelişince devrimin öncüleri birçok alanda olduğu gibi eğitim-öğretim alanında da arayışa girmişler. Bu tartışmalar ışığında sosyal bilimlerle ilgili yada İngilizce “humanity science” denilen İnsan Bilimleri Bölümü’nü kurma fikri gelişiyor. Daha fikirler tartışma ve olgunlaşma aşamasındayken  Türkiye’nin işgal saldırısı başlıyor. “O zaman herşey durdu. Altını çizmek isterim ki bütün bu çalışmalar savaş tehdidi altında, tehlikeli bir atmosferde geliştirildi” diye özetliyor enstitünün kuruluş çalışmalarını anlatan Dr. Sardar Saadi.

Bu yıl eğitim müfredatını ve öğrenim materyallerini tamamlayan üniversiteden biri olan Rojava Üniversitesi’de yeni eğitim-öğretim yılına hazırlanıyor. Avrupa ve Amerika’dan üniversiteler ile bağlantılarının olmasına rağmen Türkiye’nin saldırıları, Baas rejiminin Kuzey veDoğu Suriye Özerk Yönetimi’ni tanımaması eğitim-öğretimin üzerinde kimi olumsuz etkilere de yol açıyor.

Rojava Üniversitesi’nin 2020’de kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü’nün Koordinatörü Dr. Sardar Saadi ile yeni eğitim yılında tamamlanması gereken eksikleri ve hedeflerini konuştuk.

Enstitü nasıl kuruldu?
Enstitünün kuruluş çalışmaları sadece Rojava’da yürütülmüyor. “Toronto’da bir komite kurduk” diyen Dr. Saadi, komitenin Kürt çalışmaları yapan akademisyenlerden oluştuğunu, komitenin kendi içinde tartışmalar yürüttüğünü belirtiyor. 
Dr. Saadi, “Dünyanın her tarafından akademisyenlerle konuştuk. Bu tartışmalar ışığında, bir enstitü kurup oradaki kadroyu oluşturmak için önce onları eğitme, daha sonra departman kurma fikrine ulaştık" diye belirtiyor. İlk iş olarak dünyadaki modelleri inceleyen akademisyenler, daha sonra bir enstitü kurulması fikrine varıyor ve  graduate studies (Lisans üstü eğitim birimi-yüksek lisans) öğretim programına başlama kararı alıyor. 
Enstitü kurulunca Kürtçe çalışmaları, bölgesel çalışmalar ve dünyadaki çalışmalar alanında uzman kişilerden oluşan 10 kişilik bir Advisory Board (Danışma Kurulu) oluşturan akademisyenler, Danışma Kurulu aracılığıyla hem üniversitenin tanıtımı hem de sistemi için çok önemli işlerin yapılmasına imza atıyor.

Kürtçe eğitim dili olunca
Enstitü programı açısından önemli bir diğer nokta ise öğrenci seçimi oluyor. Program hazırlandıktan sonra 12 öğrenci kabul ediliyor. “Bizim öğrencilerin bir çoğu Halep Üniversitesi, Şam Üniversitesi gibi farklı üniversitelerde öğrencilerdi. Savaş başlayınca herkes derslerini bırakıp Rojava’ya döndüler" diyen Dr. Saadi, öğrenci seçiminde dil meselesinin ciddi bir sorun olduğunu belirterek şöyle dedi: "Suriye uzun yıllar Kürtler üzerinde asimilasyon ve Araplaştırma politikası izlemişti. Bu nedenle Kürtlerin çoğu Kürtçeyi okuma ve yazma dili olarak kullanmıyor. Bizim programımız da Kürtçe olunca bu arkadaşlar Kürtçe okumak ve yazmak için bayağı uğraştılar, sorun yaşadılar ve halen de yaşıyorlar."

Bremen Üniversitesi’yle ortak yaz okulu
Dr. Saadi’den program hakkında verdiği bilgileri dinleyince öğrencilerin nasıl eğitim gördüğüne odaklanmak istiyoruz. Dr. Saadi önce akademisyenlerin gönüllülük temelinde programda yer alması nedeniyle modüler sistem üzerinde ders verdiklerini belirtiyor. “Öğrencilere modüler sistem üzerinde ders veriyoruz. Modül daha kısa, altı haftalık bir kurs. Mesela biz geçen sene dört modül verdik. Yani daha doğrusu iki modül ve bir birleşik modül ki birleşik modül iki tane modülden oluşuyor. İlk ikisi teori ve kavramlar üzerineydi. Sosyal bilimlerin temelleri üzerine. Birleşik modül de metodoloji üzerindeydi. Daha sonra yaz okulu başlattık. Bremen Üniversitesi’yle ortak yaptığımız haziran-temmuz arası yaz okuluydu.”

Ortak bir standart oluşturuluyor
Yaz okulu programlarında her üniversite kendi öğrencisine  kendi kredi sistemine uygun kredi verdiğinden, Rojava Üniversitesi de kendi öğrencilerini kendisi değerlendiriyor; Bremen Üniversitesi ise kendi kredi sistemine göre. “Değerlendirme sistemi gerçekten çok ciddi bir mesele” diyen Dr. Saadi, bunun üzerine haftalarca tartıştıklarını, Rojava Devrimi değerleri ile uluslararası standartlara uygun bir kredi sistemi bulmaya çalıştıklarını belirtiyor. Uluslararası kredi sistemleri içinde Bologna da denilen Avrupa Kredi sistemi (European Credit System) ile Kuzey Amerika kredi sistemi inceleniyor. Böylece “ortak bir standart oluşturmaya” çalışılıyor.

Rojava Üniversitesi önemli bir cephe
Bremen Üniversitesi ile ortak programın üniversitenin kabul görmesine nasıl bir etki edeceğini sorduğumuz Dr. Saadi “Rojava Üniversitesi’ni Rojava mücadelesinde bir çeşit cephe olarak görüyoruz. Eğitimde bir cephe olarak görülmesini istiyoruz. Bu çalışmalar onun bir parçası. Bu nedenle bizim için tanınmak çok önemli ama önceliğimiz şimdilik sağlam bir fakülte oluşturmak, güçlü bir program yapmak ve dünyadaki başka üniversitelerle çalışmak. Bu konuda Rojava Üniversitesi’ne inanılmaz bir ilgi var. Dünyanın her yerinden bize mail geliyor. Bizimle çalışmak isteyen onlarca akademisyen var” diyor.

Biz farklı perspektiflerden bakan akademisyen, bilim insanları ile çalışmak isteriz, istiyoruz.
Özellikle akademik seviyede sosyal bilimlerde Kürtçe ders verebilen herkese ihtiyacımız var.”

Akademisyenlerden büyük ilgi
Tam da burada araya girmek istiyorum. Daha önce Dr. Saadi’nin de moderatörlüğünü yaptığı dünyanın saygın düşünürlerinden Slavoj Zizek’in bir dersi vardı. Yine dilbilimci, filozof, tarihçi Noam Chomsky açılış yapmıştı. "Çağın filozofları, profesörler Rojava Üniversitesi’nde dersler veriyor. Birincisi, bu dersler sonrası nasıl geri dönüşler alıyorsunuz? İkincisi, Rojava devrimi nasıl bir etki yarattı ki Zizek gibi bir düşünür Rojava’da Kobanê Üniversitesi’nde ders verme gereği duydu" diye soruyoruz Dr. Saadi’ye: “Ben şunu söyleyeyim: Dünyanın hangi ilerici üniversitesine, profesörüne, filozofuna mail atsak bizimle çalışmak isteyecektir. Bu çok çok inanılmaz bir şey. Bunun ne kadar önemli olduğunu anlatamam. Örneğin kredi değerlendirme üstüne çalışıyoruz. Cambridge Üniversitesi’nde bu konuyla ilgili en uzman hocayla çalışıyoruz. Ya da herhangi bir konuda danışmak istediğimizde, fikir almak istediğimizde hangi akademisyene, bilim insanına yazarsak yardım alabiliyoruz. Onlar da bunu memnuniyetle yapıyor. Bu durum Rojava ve Kürtler için inanılmaz bir şey. Bu da Rojava eğitim sisteminin ne kadar başarılı olduğu ne kadar başarılı olacağı potansiyelini gösteriyor. Rojava üniversitelerinin, Rojava’nın tanınması için ne kadar önemli bir cephe olduğunu gösteriyor.”

Bazı Kürt akademisyenler mesafeli!
Bu yıl da panel, seminer ve kamplar planlayan, geçen yıl Chomsky ile yapılan ders, Zizek ile Kobanê Üniversitesi’nde yapılan ders misali etkinlikler yapılması tasarlanıyor. “Ancak” diye ekliyor Dr. Saadi, “Bazı Kürt akademisyenler Türkiye’nin tavrı nedeniyle mesafeli duruyor. Bunu, Türkiye’nin onlara karşı herhangi bir şey yapacağından korktukları için yapıyorlar.” "Kürt akademisyenlerden Türkiye’de yaşayanlar mı Avrupa’da bulunanlar mı kaygılı duruyor" diye sorunca, Dr. Saadi “Üzülerek ifade etmeliyim ki Türkiye’de yaşayanlar bizimle daha çok çalışıyor, dışarıda yaşayanlara göre. Avrupa’da yaşayan bir çok Kürt akademisyen var. Ve maalesef bazı Kürt akademisyenler başka kaygıları yaşıyor.  Yaptığımız çalışma Rojava adı ile oluyor. Rojava isminin siyasi, devrimci bir kimliği var elbette. Ama biz akademik ve eğitimsel bir çalışma yapıyoruz. Buradan sizin aracılığınızla bir çağrı yapmak istiyorum. Bizimle çalışmak isteyene bir mail uzaklığındayız. Biz farklı perspektiflerden bakan akademisyen, bilim insanları ile çalışmak isteriz, istiyoruz. Bu enstitüyü, üniversiteyi Türkiye ne der, ne yapar demeden elimizden geldiğince, beynimiz yettiğince güçlendirmeliyiz. Özellikle akademik seviyede sosyal bilimlerde Kürtçe ders verebilen herkese ihtiyacımız var” diyor.

Akademik alanda da saldırıyor
Dr. Saadi ile görüşmemizin bir diğer konusu Türkiye’nin saldırıları oluyor. Kuşkusuz bu saldılar, akademisyenler, öğrenciler ve enstitü çalışanlarına olumsuz yansıyor. Rojava’da çalışmaların sürekli saldırı tehdidi altında yürütüldüğünü belirten Dr. Saadi, Türkiye’nin sadece silahlı saldırılar ile değil; Avrupa’da da çalışmalarını engellemek istediğini vurguluyor. Her şeye rağmen çalışmalarını sürdürdüklerini belirten akademisyen, “Türkiye istemiyor diye akademik çalışma yapmayacak değiliz. Bizim de kendimize göre plan programımız, hedeflerimiz var. Bunları yaparken 'Türkiye istemiyor bunu yapmamalıyız' diyemeyiz. Ama Türkiye’nin akademik çalışmalara bile bu denli saldırması ne kadar faşist, cihatçı bir zihniyet taşıdığını gösteriyor. Mevcut veriler saldırılarının önümüzdeki dönemde olacağını da gösteriyor. Çünkü Türkiye Rojava’dan alternatif bir sistemin çıkmasından inanılmaz korkuyor. Ancak bu alternatif ortaya çıkmış durumda ve şu an büyüme aşamasında. Bütün dünya bu alternatifle olmak, onunla çalışmak, içinde yer almak istiyor" diye belirtiyor. 

Onlar savaşa biz inşaya odaklanıyoruz
Rojava Üniversitesi’nin Chomsky ve Zizek derslerini ve dersler sonrası tartışmaları izeleyen gazetecilerden biri olarak olarak ifade etmeliyim ki Rojava Üniversitesi’ne ilgi çok yoğun. Rojava Üniversitesi devrimin de etkisiyle meseleyi lokal olmaktan çıkarıp evrensel boyutlara taşırmış durumda. Uzun yıllardan beri Türkiye’de Üniversiteli gençliğin fırsat eşitliğinin sağlandığı, parasız ve demokratik eğitim taleplerine Rojava’dan bir soluk olma düşüncesine de atıfta bulunan Dr. Saadi, bu durumu “Aslında devrimci bir çalışmadır. Çünkü herkes Suriye’deki savaşı konuşurken biz inşaya yoğunlaşıyoruz. Nasıl bir akademik program kurabiliriz diye tartışıyoruz. Kredi sistemini konuşuyoruz. Eğitimde alternatif, devrimci kredi sistemini nasıl kurabilirizi konuşuyoruz. Bu tartışmayı dünya görüyor; ancak Türkiye gibi bölgedeki bazı güçler bunu görmek istemez, mahvetmek, ortadan kaldırmak ister” diye özetliyor.

Kürt Dili ve Edebiyatı master programı yolda
Dr. Saadi’ye son olarak Ekim ayında başlayacak yeni sömestir için plan, programlarını soruyoruz. Dr. Saadi bu akademik yılın programın birinci senesi olacağını belirtiyor ve ekliyor: "Enstitüyü geliştirmek istiyoruz. Şimdi sadece Sosyal Bilimler var. Farklı bölümler de açmak istiyoruz. Siyasal Bilimler için çalışan arkadaşlarımız var. Şimdi o program dizayn aşamasında. Tarih üzerine bir çalışma var. Üniversite olarak Kürt Dili ve Edebiyatı master programı düşünüyoruz. Aynı zamanda arkeoloji üzerine bazı çalışmalarımız var.

Kürtçe bilen akademisyenlere ihtiyaç var
Kendi programımızla birlikte en az üç modüle-dersi de Avrupa’dan farklı üniversitelerle beraber yapacağız. Avrupa’da bir yaz okulu planlıyoruz. Elbette geçen yıla benzer, tanınmış bilim insanlarıyla derslerimiz de olacak; ancak geçen yıldan farklı olarak bu derslerimizi tematik yapmayı planlıyoruz. Ayrıca Reqa’da Rojava’nın üçüncü üniversitesi El-Şarq Üniversitesi kuruldu. Eğitim dili Arapça olacak. Şimdi Rojava’da Kobanê Üniversitesi, Rojava Üniversitesi ve  El-Şarq Üniversitesi’ni yöneten bir koordinasyon oluşturuldu. Bizim çalışmalarımız bu koordinasyon çerçevesinde yürütülecek. Eksimiz ise akademik düzeyde Kürtçeyi bilen, akademik çalışmalarında Kürtçeyi kullanan akademisyenlerdir.”