Şiddetle mücadele ne zaman suç oldu?

Kadın Haberleri —

7 Nisan 2021 Çarşamba - 16:30

  • Üç gündür gözaltında tutulan 22 kadına işkence edildiği belirtiliyor. Avukat Özüm Vurgun, hakaret eden polisler hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını söyledi.

Kadın kurumları ve kazanımları uzun süredir kadın düşmanı AKP/MHP iktidarının hedefinde. Son olarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bir soruşturma kapsamında Rosa Kadın Derneği’ne baskın yapıldı ve farklı kurumlar da yer alan 22 kadın gözaltına alındı. Dosyaya konulan gizlilik kararı nedeniyle soruşturmaya dair bilgi edinilemezken, 22 kadın 3 gündür Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor. 

Gözaltındakilere kötü muamele

Gözaltında tutulan kadınlara dün akşam saatlerinde kötü muamele yapıldığı öğrenildi. Gözaltına alınan kadınlardan birinin sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle kapıların açılmasının istendiği, ancak polisin pandemi gerekçesiyle kapıları açmadığı belirtildi. 

Kadınların bu durumu protesto ederek kapılara vurmasıyla, kadın ve erkek polisler nezarethaneye gelerek kadınlara kötü muamelede bulundu. Kendisini şef olarak tanıtan bir erkek polisin kapılara sert bir şekilde vurarak, “size insanlığı öğreteceğim, insan olacaksınız”, “Nasıl kadın olacaksınız, size tutanak tutacağım” tehdit ve hakaretlerinde bulunduğu aktarıldı. 

Ayrıca erkek polisin 8 numaralı odada bulunan bir kadının üzerine yürüdüğü belirtildi. Sağlık durumu kötü olan kadının doktora çıkarılmadığı öğrenildi. 

Suç duyurusu

Kadınların avukatı Özüm Vurgun, kadınların dün akşam yaşadıklarını anlatarak, konuyla ilgili nöbetçi savcıyla görüştüklerini, şikayetlerine rağmen herhangi bir işlem yapılmadığını söyledi. Vurgun, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) olarak kötü muameleyle ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti. 

  • Saldırıları “Kürt ve kadın oluşumuz illegalleştiriliyor” şeklinde değerlendiren TJA aktivisti Zeynep Topçu, “Yargı sopasıyla bizi asla susturamayacaklar” dedi.

Topçu: Örgütlü yapımızdan korkuyor

Öte yandan Türkiye’nin her yerinden kadın aktivistlere yönelik saldırılara  tepkiler sürüyor. Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’a konuşan Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Zeynep Topçu, “Kürt ve kadın oluşumuz illegalleştiriliyor” şeklinde değerlendirdiği saldırılara karşı mücadeleyi her yerde yükseltmeye devam edeceklerini vurguladı.

Kadına yönelik saldırıların yeni olmadığını belirten Topçu, “Özellikle de TJA’ya yönelik baskılar her geçen gün daha da artıyor. İktidar, 40 yıllık mücadele geleneğimizden ve örgütlü kadın yapısından korkuyor. Biraz daha iktidarda kalmak adına, kadın kazanımlarına ve örgütlü kadın mücadelesi veren her kadına karşı korku üzerinden politika geliştiriyor. Bu politikalar ekseninde de topluma bir yön vererek dizayn etmeye çalışıyor ” dedi.

Nedeni Kürt ve kadın olmamız

Bu baskı ve saldırıların TJA’da karşılığının olmadığını aktaran Topçu, “TJA, demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir paradigmayı, felsefeyi esas alıyor. Örgütlü kadın yapısından korkmalarının nedeni Kürt ve kadın olmamız. Onların istediği eve kapanan, “makul ve makbul’ kadın profilidir. Ama biz bu profile sığmayız” dedi.
 
Kendisinden olmayana düşman

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “legal yapı altında örgütün, kadın yapılanması içerisinde faaliyet gösterip örgütsel görüşme, yürüyüş ve toplantı düzenlediği” iddiasına tepki gösteren Topçu, bu iddialara yönelik şunları söyledi: “İktidarın kendisine göre bir suç kavramı var. Kendisine muhalif, kendisinden olmayan herkese düşman politikası izliyor. Kadın varlığını, bulunduğu kurumları illegalize ediyor. Sanki kadınların yer aldığı kurumlar ‘suç’ yerleriymiş gibi topluma lanse ettiriliyor. Kürt ve kadın oluşumuz illegalleştiriliyor. Bugün Diyarbakır’da yapılan her türlü kadın eylemliliği ‘örgüt propagandası’ veya ‘örgüte hizmet’ olarak lanse ettiriliyor. Sokakta öldürülen bir kadının durumuna tepki göstermemiz propagandaya giriyor. Bugün TJA yargılanıyor. TJA bir suç örgütüymüş gibi yansıtılıyor. Oysa TJA’nın faaliyetleri ortadadır. Amacımız şiddete yönelik bir mücadele içerisinde olmak, tacize, tecavüze ve çocuk ölümlerine karşı durmak.”
 
Bu bir kırımdır

Taciz, tecavüz ve kadın kırımına ses çıkarmanın suç olmadığını vurgulayan Topçu, “Şiddetle mücadele ne zaman suç haline geldi? Kadının ‘ben varım’ demesi varlık mücadelesi neden suç olsun ki? Bu suçu işleyenler cezasızlık politikalarıyla dışarıdayken bu durumu kabul etmeyen ve karşı çıkan bütün kadınlar baskı, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya. Bu siyasi bir kırımdır, bir kadın kırımıdır” ifadelerini kullandı.
 
Yargı sopasıyla bizi susturamazlar

Baskı, gözaltı ve tutuklamaları kabul etmediklerini söyleyen Topçu, şöyle devam etti: “Amaç bizi sokaklardan çektirmek, sindirmekse; sinmeyeceğiz, itaat etmeyeceğiz. Nerede bir kadın varsa biz onun yanında yer alacağız. Bu ülkede kadınlar öldürülüyor, tacize, tecavüze uğruyorsa, ötekileştirilen tüm bireyler baskı ve zulümle karşı karşıyaysa biz bunları kabul etmeyiz. Yargı sopasıyla asla bizi susturamayacaklar, korkutamayacaklar. Bizim direnişimiz bin yıllardır var ve tek bir kadın kalana kadar mücadelemizi her yerde yükseltmeye devam edeceğiz.”