Söz hakkı istiyoruz

15 Ekim 2021 Cuma - 17:30

.

.

  • 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’nde sorunların anlatan çiftçi kadınlar, işlerinde söz hakkı, örgütlenme, güvenceli çalışma ve sosyal hakları olsun istiyor.

MELİKE AYDIN/JINNEWS

Uluslararası Tarım Üreticileri Derneği tarafından ilan edilen 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü, 2008 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafında resmi bir kutlama günü olarak kabul edildi. 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü 1997 yılından bu yana Türkiye’de tanınıyor.

Tarım alanında çalışan kadınların mevsimlik işçi olarak adlandırıldığı Türkiye’de, kadın emeği sömürüye fazlasıyla açık hale geldi. Ekolojik yıkımla beraber değişen iklim koşulları tarımda gerilemeye yol açtı. Derin bir ekonomik kriz yaşayan kadın çiftçiler, söz hakkı, örgütlenme ve güvenceli çalışma istiyor.
 
Hem cins hem de mesleki örgütlenme

Manisa’nın Salihli ilçesinde Adalı köyünde yaşayan çiftçi kadınlar, endüstriyel tarımın ve Pazar ekonomisinin olumsuz etkilerine karşı hem cins hem de mesleki olarak örgütlenmenin gerekliliğine dikkat çekiyor.

Çiftçi kadınlar, ekonomik krizin de etkisiyle artan mazot, gübre, elektrik, kredi, sigorta gibi giderlerin çok yüksek olduğunu belirterek, gelirlerinin giderleri karşılamadığını ifade ediyor. 
 
Yevmiye yetmiyor

30 yıllık çiftçi Firdevs Beyazçiçek, ihracatın durmasıyla ürünlerinin ellerinde kaldığını belirtiyor. Üretimde asıl kazananın aracı olduğunu dile getiren Beyazçiçek, “Biz hem çiftçiyiz hem de işçiyiz. Hem inek bakıyorum hem işçilerle çalışıyorum. Her şeyi yapıyorum. Biz kazanamıyoruz, aracılar kazanıyor. Tarlada daha çok kadınlar çalışıyor. Buna karşı emeklerinin karşılığını alamıyor. Yevmiye karşılamıyor” diyor. 

Örgütlenirsek değişir

Tarımsal üretimin azalmasından dolayı sağlıklı besine ulaşılamayacağına belirten Beyazçiçek, “Tarım biterse dışarıdan alırız. Ama örgütlenirsek değişir. Kadınlar çok eziliyor. Kadınlar da örgütlensin. Örgütlenirsek değişir” inancını dile getiriyor.

Tarım alanında karar alma süreçlerinde erkeklerin daha baskın olduğunu kaydeden Beyazçiçek, ancak bunun ilerleyen süreçte değişebileceğini söylüyor. 

Tarlaları satmak zorunda kaldık

Üretileri her ürüne verilen emeğe dikkat çeken 60 yaşındaki Sebahat Kalan ise, çiftçilerin yoksullaştığını belirtiyor. Tarlalarını daha varlıklı kişilere ya da sanayicilere satmak zorunda kaldıklarını anlatan Kalan, çiftçiliğin azaldığını aktarıyor. 

“Fabrika arttı, üreten kim bilmiyoruz” diyen Kalan, tarlalarda sadece genç kadınların çalıştığını belirtiyor. 

Kadın çiftçilere destek yok

Çiftçi kadınlardan Hayel Aydın, tarım alanında çalışan kadınların yevmiyelerinin yetmediğini aktararak, kadın çiftçilere destek olunmadığını belirtiyor.

Ürettikleri ürünlerin, Tarım ve Kredi Kooperatifi tarafından düşük fiyattan alındığını söyleyen Aydın, devletin yerli tohum kullanılmasını yasaklamak gibi dışa bağımlılığı artırmanın yanı sıra ek kalemler ürettiğine işaret ediyor. Evin geçimini düşünen çiftçi kadınların, hibrit tohumları istemediğini belirten Aydın, “Kadın evin ekonomisine destek oluyor. Çocukları okutmakta çevreye göre daha duyarlı. Memlekete sahip çıkıyor, Jeotermal Enerji Santrali’ne (JES) karşı mücadele ediyor. JES demek 20 sene sonra toprak ölmesi demek” ifadelerini kullanıyor. 
 
Güvence ve örgütlenme istiyorlar

Tarlada çalışan kadınların çiftçi değil tarım işçisi olarak görüldüğünü söyleyen Hayel şöyle diyor: “Genel olarak kadınların durumu iyi değil. Evde söz hakkı erkeklerin, kadınlar erkeklerin bir adım gerisinde. Çok daha gerideyken ilerledi ama yetmez. Çiftçi kadınların talebi sigorta. Güvencesi olsun. Çünkü güvence eşinin üzerinden sağlanıyor. Bu kadın da emekçidir, çiftçidir. Sosyal hakkı olsun istiyor. Sendikalarda kadınların örgütlülüğü artmalı. En kısa zamanda Çiftçi-Sen’e üye olacağım. Her zaman örgütlü mücadele iyidir, hem cinsiyet bakımından hem de iş bakımından.”
 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.