Yeni bir işgal hazırlığı

Nubar OZANYAN yazdı —

5 Nisan 2022 Salı - 23:35

  • TC ordusu, KDP desteğine rağmen beklediği sonucu alamadı. Başarısızlık Ankara-Hewlêr arasındaki trafiği yoğunlaştırdı. KDP’nin savunma bakanı gibi çalışan Hulusi Akar ve ayrılmaz çalışma arkadaşı MİT Müsteşarı Hakan Fidan, KDP yöneticileriyle görüşerek tam desteğini aldı.
  • Barzani ailesinin milyon dolarlık mülkleri ve yüz milyonlarca dolarlık petrol ödemeleri, Türk devletinin elindedir. Barzaniler yasal ve hukuki olmayan ekonomik ve askeri anlaşmaları sorunsuz yürütmek zorundadır. Uşaklıkta biat esastır.

Zulmederek, şiddet kullanarak halkları yok etmeyi ilke edinen TC devleti, sakinliğe çağrılabilecek bir taraf değildir. 140 yıllık tarih tanıktır ki hiçbir çaba, hiçbir girişim onu, ülkeyi Türkleştirme projesinden vazgeçiremedi. Sultan Abdülhamit, İttihat-Terakki dönemi başta olmak üzere Kemalist hükümetlerin Ermeni, Rum, Süryani, Kürt, Êzîdî katliamları ülkenin Türkleştirme politikalarını sayısız kez doğrulayan niteliktedir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali saldırısı sürerken “akan kanın durmasını, bölgede barışın egemen kılınması” söylemleri, barışçıl nezaket gösterileri, garantör rolleri, gizli tutulmaya çalışılan Kürt soykırımını ve Kürt düşmanlığını perdeleyemiyor. Dışarıda sahte barış gösterileri yap, “akan kanın durması” vb. söylemleri dile getir, ülke içinde ise en barbar savaşı yürüt! Tam bir ikiyüzlülük! Kurt ne kadar koyun postuna bürünmeye çalışırsa çalışsın kurt olduğunu gizleyemiyor.

Sultan Abdülhamit; Ermenilere, Rumlara yönelik sürekli tekrar eden ayrılıkçı suçlamalarından hiçbir zaman vazgeçmez. Bölgede reformların gerçekleşmesi için Ermeni fedailerinin silah bırakıp şiddetten vazgeçmelerini söyler. Karşılığında ise tarihe ve soykırım bilimcilerin notuna “Jenosid” olarak geçecek bir kırım yaşatır. 1.5 milyon Ermeni, 350 bin Rum, 300 bin üzerinde Süryani katledilir. Hıristiyan halkların başına gelmeyen kalmaz. Üç bin yıllık vatan toprakları, işgal ve yıkıma uğratılır. Yarattıkları uygarlıklar, bilim ve emekle işledikleri sanat, kan ve ateş içinde yok edilir. Ve haritada görünmez olurlar. Devreye hafıza katilleri girer. Her şeyi Türklerden başlatan sahte ve yalan üzerine bir tarih yazılır. Çakma ve toplama bir kültür yaratılmak istenir.  

Geçmişte Ermeni ve Rum devrimcileri şimdi de Kürt ulusal özgürlük hareketi sayısız kez özgürce yaşam açıklamaları yaptı ve barış girişimlerinde bulundu. Ancak Türk devletinin ayrılıkçı suçlamalarını engelleyemediler. Özgür bir yaşam hakkını savunan, onurlu bir barış özlemini dile getiren Kürt ulusal özgürlük hareketi, her defasında karşısında ırkçı-faşist Türk devletinin düşmanca politikaları, imha ve yok etme saldırılarıyla karşılaştı. İşbaşına gelen hükümetlerin ilk açıklamaları “bölgede şiddetin son bulması, huzur ve güvenliğin sağlanması için silahların bırakılması, şiddet eylemlerinden vazgeçilmesi” olmuştur. Bölgede reform yapma vaatleri ve huzur getirme sözleri her defasında bir yalan olmaktan öteye gitmemiştir. Özgürlük ve adalet isteyen diller kesilmek, adaletsizliği eleştiren kalemler kırılmak istenmiştir.

Dün Ermeni ve Rumlara yapılanlar bugün Kürtlere yapılmak istenmektedir. Kürtlere yönelik sürekli tekrar edilen ayrılıkçı-terörist suçlamalarına aklı başında hiçbir vicdan sahibi insan inanmıyor. Ülkeyi halklar hapishanesinden halklar mezarlığına çevirmeye doymayan İttihatçı-Kemalist devlet ve onun iş başındaki suç örgütü AKP-MHP hükümeti, bu kez KDP’yi de yanına alarak Medya Savunma Alanlarına yönelik yeni bir işgal saldırısı gerçekleştirme hazırlığındadır.  

Türk devletinin Kürdistan topraklarına sınır olan bütün bölgeyi duvarla örmesi yetmezken, bu kez Irak hükümeti de kontrolü altındaki bölgelerde Rojava sınırına beton duvar örüyor. Gerekçe olarak DAİŞ ve diğer silahlı grup ve kaçakçıların geçişini engellemek ileri sürülmektedir. 250 kilometre uzunluğunda 3 metre 75 santim yüksekliğinde 3 metre derinlik ve genişlikte hendekler kazılarak Kürdistan toprakları parçalanarak köleleştirilmek istenmektedir.  

Yaklaşık bir yıldır gerillanın direniş ve kararlılığı karşısında Türk devletinin Zap, Metîna ve Avaşîn'i kapsayan işgal saldırısı amacına ulaşamadı. TC ordusu, KDP desteğine rağmen beklediği sonucu alamadı. Yaşanan başarısızlık Ankara-Hewlêr arasındaki trafiği yoğunlaştırdı. KDP’nin savunma bakanı gibi çalışan Hulusi Akar ve ayrılmaz çalışma arkadaşı MİT Müsteşarı Hakan Fidan, KDP yöneticileriyle görüşerek tam desteğini aldı. KDP, Medya Savunma Alanları’nda irili ufaklı 87 noktaya askeri sevkiyat yaparak Türk devletine bağlılığını gösterdi. Türk ordusunun önünde mayın temizleme, istihbarat sağlama, pusulama gibi faaliyetlerle hizmeti esas alan KDP askeri güçleri, yaşadıkları toprakların statüsüne yönelik saldırının parçası oldu. Türk devleti, yeni işgal saldırısına KDP’nin doğrudan katılım sağlayan desteğinin yanında olası tepkileri azaltmak için YNK ve diğerlerini de ikna etme çabasındadır. “Kürdün Kürde kırdırılması” politikasında oldukça başarılı olan Türk devletinin önünde ABD’yi ikna çalışması kalmıştır. KDP’nin Kürt halkına karşı düşmanlığının temelinde Türk devletine olan ekonomik ve siyasal bağımlılığı ve özgür Kürt düşmanlığı vardır.

Barzani ailesinin milyon dolarlık mülkleri ve yüz milyonlarca dolarlık petrol ödemeleri, Türk devletinin elindedir. Barzaniler yasal ve hukuki olmayan ekonomik ve askeri anlaşmaları sorunsuz yürütmek zorundadır. Uşaklıkta biat esastır.  

Bağımlılığın ikinci nedeni ise siyasidir. Barzanilerin siyasi açıdan ömrü R.T.Erdoğan iktidarının ömrüne bağlı hale gelmiştir. Üretimin yok denecek kadar az olduğu Güney’de ekonomik ve ticari olarak TC devletine ciddi bir bağımlılık vardır. Güney halkının büyük çoğunluğu Barzani ailesinden ve yönetiminden ciddi rahatsızlık duymaktadır.

Kendi halkını açlığa ve yokluğa mahkum eden Barzani ailesi, TC devletine bağımlılık ve kölelik dışında başka bir arayışı ve tercihi görmemektedir. Bundan dolayı Kürt kardeşlerine karşı düşmanlık ve yıkıcılık konusunda kendilerine verilen görevleri kabul etmek zorunda kalmaktadır.   

Gerilla ise yeni bir işgal hazırlığı karşısında aktif bir çatışmaya girmemek için olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Gerek yaptıkları açıklamalar gerekse yürüttükleri görüşme ve diplomasi çalışmalarıyla olası bir saldırının önüne geçmeye çalışıyor.

Bölge gerici ve faşist devletleri ne bir karış özgür toprak ne de özgür bir nefes istiyorlar. Özgürlük sesine bile tahammül edemeyenlerin unuttukları bir şey vardır. Uyanan ve direnmeyi başaranlar asla köleliği bir daha kabul etmez. 21 Mart Newroz’unda alanlara dökülen yüz binlerce Kürt’ün ayak sesleri ve özgürlük haykırışları buna tanıktır.  

Devrim ve özgürlük açısından bakıldığında Kürt halkı, Türk halkının da eğiticisi olmuştur. Türk halkı da direniş ve mücadeleye sarılarak hem kendi hem Kürt halkının boynuna indirilmek istenen kılıcı tutmalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.