- Suriye’nin geleceği; toplulukların haklarını tanıyan, anayasal güvence sağlayan ve ortak yaşamı esas alan yeni bir siyasal düzenin kurulmasına bağlıdır.
MİHRAC URAL
Mazlum Ebdî’nin Avrupa gezisi, Suriye’de yaşanan siyasi dönüşüm açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Merkezi devlet yapısının zayıfladığı, toplulukların kendi gelecekleri konusunda yeni arayışlara yöneldiği bir dönemde gerçekleşen bu temaslar, yalnızca diplomatik görüşmeler değil, aynı zamanda yeni bir siyasal çözüm arayışının da göstergesidir.
Bu ziyaretlerin iki temel yönü öne çıkıyor: Anayasa tartışmaları ve Paris’te Menaf Talas ile gerçekleştirilen görüşme.
Avrupa gezisi ve anayasa arayışı
Gezi sırasında kamuoyuna sınırlı bilgi yansımış olsa da görüşmelerin merkezinde anayasa sorununun bulunduğu anlaşılıyor. Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde anayasal çözümün, temel meselelerden biri hâline geldiği görülmektedir. Bu nedenle Mazlum Ebdî’nin Avrupa’daki siyasi çevreler, hükümet temsilcileri ve çeşitli kurumlarla yaptığı görüşmeler önem taşımaktadır.
Paris’te Menaf Talas ile yapılan görüşme de dikkat çeken gelişmelerden biridir. Bu temas yalnızca iki isim arasındaki bir buluşma değil, aynı zamanda Suriye’de yeni siyasal seçeneklerin tartışılmaya başlandığının işareti olarak değerlendirilmektedir.
Îlham Ehmed’in de katıldığı bu ziyaretlere Şam yönetiminin mesafeli yaklaşması ve görüşmeleri resmi kabul etmemesi, temasların önemini azaltmamış, aksine anayasa tartışmalarının uluslararası bir boyut kazandığını göstermiştir.
Federalizm ve anayasal güvence
Suriye’de anayasal çözüm tartışmalarının merkezinde federal yapı konusu yer almaktadır. Kürtler, Aleviler, Dürziler ve diğer bazı topluluklar, kimliklerini ve haklarını güvence altına alacak bir yönetim modelinin gerekli olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle federalizm, yalnızca bir idari model değil, birlikte yaşamanın ve toplumsal güvenliğin teminatı olarak görülmektedir.
Rojava’da ortaya çıkan yönetim deneyimi ve QSD’nin oluşturduğu yapı bu tartışmalarda önemli bir yere sahiptir. Bölgede uzun yıllardır sürdürülen yönetim deneyimi, Kürtlerin kurumsal ve idari birikim kazanmasına katkı sağlamıştır. Bununla birlikte Şam ile entegrasyon sürecinin kolay ilerlemediği de görülmektedir.
Askeri ve idari alanlarda bazı görevlendirmeler yapılmış olsa da dil, yönetim ve yetki paylaşımı konularında sorunların sürdüğü ifade edilmektedir. Kürt siyasi çevreleri bugüne kadar anayasal çözüm ve müzakere yöntemini ön planda tutmuştur. Abdullah Öcalan’ın önerileri doğrultusunda çatışmadan çok siyasi çözüm ve diyalog yaklaşımının benimsendiği belirtilmektedir. Anayasal güvence sağlanmadan ve Rojava’nın statüsü belirlenmeden Kürt sorununun çözülemeyeceği düşünülmektedir. Bu nedenle anayasa meselesi, yalnızca Kürtler açısından değil, bütün Suriye topluluklarının geleceği açısından belirleyici görülmektedir.
Colani yönetimi ve siyasi kriz
Colani yönetiminin geçen süre içerisinde ülkenin ekonomik ve siyasi sorunlarına kalıcı çözümler üretemediği savunuluyor. Ekonomik kriz, topluluklar arasındaki güvensizlik ve siyasi istikrarsızlığın merkezi yönetimin etkisini zayıflattığı ifade edilmektedir. Yaklaşık bir buçuk yıllık süreçte farklı topluluklar arasındaki uzaklaşmanın arttığı ve ülke birliğinin daha da zorlaştığı görüşü dile getirilmektedir. Bu nedenle bazı çevreler federal bir anayasanın Suriye için en gerçekçi çözüm modeli olduğunda ısrar ediyor.
Mazlum Ebdî’nin Avrupa temasları da bu çerçevede değerlendirilmektedir. Görüşmelerin yalnızca diplomatik destek arayışı olmadığı, aynı zamanda Suriye’nin geleceğine ilişkin yeni bir siyasi denge oluşturma çabası taşıdığı belirtilmektedir.
ABD’nin bu sürece temkinli yaklaştığı, Fransa’nın ise Kürt aktörlerle diyaloga daha açık olduğu yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Paris’te gerçekleşen görüşmeler bu yaklaşımın bir örneği olarak görülmektedir.
Menaf Talas ile görüşme
Paris’te Menaf Talas ile gerçekleştirilen görüşme, Suriye’de alternatif siyasal arayışların önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Talas’ın eski devlet kurumlarını tanıması, bazı askeri çevrelerle ilişkileri ve uluslararası bağlantıları nedeniyle belirli çevrelerde geçiş sürecinde rol oynayabilecek bir isim olarak görüldüğü ifade edilmektedir.
Bu buluşma, mevcut yönetime alternatif siyasi seçeneklerin tartışıldığını göstermektedir. Mevcut yönetimin toplumsal sorunları çözemediği ve yeni bir siyasal düzen ihtiyacının giderek daha fazla hissedildiği belirtilmektedir.
Sonuç olarak Mazlum Ebdî’nin Avrupa gezisi ve Menaf Talas ile yaptığı görüşme, Suriye’de yeni siyasi dengelerin oluşabileceğine işaret eden gelişmeler olarak değerlendirilmektedir. Suriye’nin geleceği; toplulukların haklarını tanıyan, anayasal güvence sağlayan ve ortak yaşamı esas alan yeni bir siyasal düzenin kurulmasına bağlıdır.