• Osmanlı çökmüştür; yeniden inşası asla gerçekleşmeyecektir. Tarih, Osmanlı’ya yaşama şansı tanımamaktadır. Osmanlı hayali, ülkenin değerlerini boşuna harcamaktadır.

MİHRAC URAL

Türkiye, kendini hâlâ Osmanlı devamı sanan bakanlarla uluslararası düzlemde sorunlar yaratıyor. İçişleri Bakanı'nın üzerine vazife olmayan Kudüs lakırdısı da bunlardan biri oldu. Bu konuda bir Türkiye bakanına asla söz düşmez. Filistin halkının mücadelesini desteklemek, onun üzerinde siyasi üstünlük taslamayı ya da bölgesel hedefler elde etmeyi getirmez. Kudüs Valiliği bir Türk’e düşmez.

Türkiye İçişleri Bakanı’nın hayalinden geçen “Kudüs Valiliği” açıklaması onur kırıcıdır. Böylesi bir hakka asla sahip değildir. Bakan olarak böylesi açıklamalar, Türk devletinin ne ölçüde Filistin davasıyla ilgilendiğini gösteriyor. Yardımların siyasi amaçlarla yapılmakta olduğu ve zamanı geldiğinde bu hakkın talep edileceği anlamına geliyor. Bu onursuz ve ahlaksız davranış, Türkiye halklarının Filistin halkına gösterdiği yaklaşıma aykırıdır ve kabul edilemez.

Elbette İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin sözleri, Kudüs’ün yüzyıllarca Osmanlı yönetiminde bulunmasına yapılan bir gönderme niteliğindeydi. Cumhuriyet dönemine aykırı yayılmacı eğilimlerinin göstergesidir. Bu anlayış, ülke içinde Kürt gerçeğini, Hatay davasını reddeden işgalci anlayışın bir yansımasıdır. Osmanlı tarihin gerisinde kalmıştır. Onu bu günlerde yaşatmaya çalışanlar, Türkiye denilen topraklar içinde istila edilmiş halklar ve uluslar olduğunu bilmelidir. Osmanlı çökmüştür; yeniden inşası asla gerçekleşmeyecektir. Tarih, Osmanlı’ya yaşama şansı tanımamaktadır. Osmanlı hayali ülkenin değerlerini boşuna harcamakta, ülke içinde yoksulluğu alabildiğine arttırmaktadır. Kürt davası kadar Hatay davasını da bu arada hatırlatmak isterim. Bu iki önemli konuda yerine getirilmesi gereken gerçekler, Osmanlı diye bir hayalin yok olduğunu gösteriyor. Bu açıdan Osmanlı aklıyla Filistin’de valilik yapma hayali, kendi mezarını kazmaktan başka bir anlam taşımıyor.

Filistin halkını desteklemek, karşılıksız bir çaba gerektirir. Bu çabaları sarf etmek tarihsel olarak haklı yerde yer almak demektir. Bunun karşılığı yoktur; bu sadece onurlu ve ahlaki bir duruştur. Tarihte böylesi bir yer edinmek büyük bir onurdur. Bu onurdan yoksun olan Osmanlı artığı bu çapsızın hayal dünyasında, kendisiyle birlikte Erdoğan rejiminin yıkılışını görecektir.