AB'nin enerji güvenliği

Cafer TAR yazdı —

13 Eylül 2020 Pazar - 22:36

  • Bir ekonomi ne kadar çok büyürse o kadar fazla enerjiye gereksinim duyar. Günümüz toplumlarında sadece üretmek için değil, tüketim sürecinin bir parçası olabilmek için de enerjiye gereksinim duyarız.

Ortalama batılı bir insan uyandığı andan itibaren enerji tüketmeye başlar ve günü enerji tüketerek bitirir. Az gelişmiş ülkelerin insanları nispeten daha az enerji tüketerek hayatlarını sürdürebilirler; fakat endüstriyel olarak gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar attıkları her adımda enerjiye gereksim duyarlar.

Bu kadar enerji tüketimi bu toplumları enerji bağımlısı haline getirmiştir. Bu ülkelerde devletin ve endüstrinin en önemli kaygısı; bir gün, herhangi bir sebepten toplumsal temponun sürdürülebilmesi ve toplumun gelişimine koşut olarak ortaya çıkan ek enerji ihtiyacını karşılayamamaktır.

Yukarda bir ihtimal olarak ifade etttiğimiz durum bütün toplumlar için çok kötü bir şeydir; fakat gelişmiş batılı ülkeler için bir felakettir.

Almanya'da karneyle benzin satıldığını veya günün sadece belirli saatlerinde elektrik tüketildiğini düşünün, böyle bir durum Almanya'daki bütün toplumsal hayatını derinden etkileyecektir. Modern insan her şeye kolay ulaşabildiğini düşündüğü için bu varsayım bir çoğumuza çok mümkün gibi gözükmeyebilir.

Fakat pekala mümkün; hiç birimiz bundan bir kaç yıl önce bir pandeminin patlak vereceğini ve toplum hayatını bu kadar derinden etkileyeceğini düşünemezdik. Bugünden ön göremeyeceğimiz bir doğal felaket veya enerjinin geçiş güzergahındaki bir ülke enerjinin Batı pazarlarına aktarılmasını pek ala bilinçli olarak engelleyebilir veya zorlaştırabilir.

Bu ihtimallerin hepsi Avrupa Birliği (AB) için birer felaket senaryosudur. AB ülkelerinin yöneticileri böyle bir senaryoyu engellemek için enerjide tek bir kaynağa bağımlı olmamaya, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve özellikle AB kendi içinde enerji üretimini artırmaya çalışıyorlar.

Kimi olaylar AB'nin enerji politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olmuştur. 2006 yılında Ukrayna ve Rusya arasında yaşanan doğalgaz krizi de bunlardan biridir. Ukrayna/Rusya arasında yaşanan kriz sonrası AB'nin enerji arz güvenliğinin ciddi bir risk altında olduğu anlaşılmış ve bunun için AB içinde bir çalışma başlatılmıştır.

ABD'den sonra dünyada en fazla enerji AB ülkelerinde tüketilmektedir. AB petrol tüketiminin yüzde 81'ini, doğalgaz tüketiminin yüzde 54'ünü ve katı yakıtlarını yüzde 38'ini yabancı kaynaklardan tedarik etmektedir. Avrupa komisyonu yaptığı çalışmalar sonucuda 2030 yılında Birliğin enerjide ithal bağımlılığının yüzde 70'lere varacağını tahmin etmektedir.

Bu baskı AB ülkelerini Rusya dışında yeni arayışlara yöneltmiştir. İlk olarak Basra Körfezinden çıkarılan petrol ve doğalgazın Doğu Akdeniz üzerinden AB ülkelerine ulaştırılması için çabalar yoğunlaştırılmıştır. (Birçok bağımsız gözlemci Suriye'de yaşananları bu sürecin bir parçası olarak görmektedir.)

İsrail ve Mısır karasularında zengin doğalgaz yataklarının bulunması ile başlayan daha sonra Doğu Akdeniz'de yeni petrol ve doğalgaz yataklarının keşfi ile devam eden süreç, AB'nin bölgeye ilgisini artırmıştır.

Avrupa Birliği, Basra Körfezinden getirilmesi planlanan enerji hatlarının ve Doğu Akdeniz'de bulunun petrol ve doğalgazın güvenli bir şekilde Avrupa pazarlarına aktarılmasını istiyor. Bunun için İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır arasındaki ilişkileri destekliyor ve bu ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesini teşvik ediyor.

AB, Kuzeyde Putin tarafından kontrol edilen doğalgaz hatlarına ilaveten Güneyde Doğu Akdeniz üzerinden gelen enerji hatlarının her fırsatta Avrupa Birliği’ni mültecilerle tehdit eden Erdoğan Rejimi tarafından kontrol edilmesini istemiyor. Aksine çok daha pahalı olmasına rağmen boru hatlarını denizden Yunanistan'a oradan da Avrupa pazarlarına ulaştırmak istiyor.

Erdoğan rejimi ise Doğu Akdeniz'de inisiyatifi ele geçirerek ömrünü uzatmak, enerjinin geçiş hatlarında etkinliğini artırarak Avrupa Birliği üzerinde mülteciler dışında ikinci bir baskı alanı oluşturmak istiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Macron bunu görüyor ve başta Almanya olmak üzere Avrupa'nın geri kalanını Erdoğan rejimine karşı geç olmadan tedbir almaya çağırıyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.