İran'a müdahale ve muhalefet!

Cafer TAR yazdı —

  • Kürtler, onların örgütlü gücü, demokrasi perspektifi ve sağduyulu siyaset yapma tarzı, bölge demokrasisi ve barışı açısından çok önemli hale geldi.

CAFER TAR

ABD-İsrail ile İran savaşı başlamadan önce İran sokaklarında insanlar daha özgür ve demokratik bir İran için sürekli eylem halindeydi. İran'da 2025'in son aylarında ekonomik kriz zirve yapmıştı; ülkenin para birimi son bir yılda yaklaşık yüzde 200/300 arasında bir değer kaybı yaşadı. Böyle bir durum her ülke ve ekonomi için çok büyük bir yıkım anlamına gelir; İran da bunun istisnası olmadı.

Özellikle son iki yıldır İran‘da geniş kesimler büyük ekonomik sorunlarla başa çıkmaya çalışıyor fakat 2024 sonrası artan enflasyon ve İran Riyali'nde yaşanan hızlı değer kaybı, yoksulluğu büsbütün katlanılmaz hale getirdi. Ortalama bir İranlı ailenin kira maliyetleri oldukça arttı; temel gıda maddeleri ve yakıt hızla pahalı hale geldi, ancak aynı dönem ücretler ise reel olarak istikrarlı bir biçimde azalmaya devam etti. İran‘da halk bir anda yüksek fiyatlar ve düşük ücret kıskacında bir varlık yokluk mücadelesiyle baş başa kaldı. 2024‘te başlayan süreç 2025'in sonlarına doğru artık dayanılmaz bir noktaya gelmişti; Tahran, Meşhed ve İsfahan gibi şehirlerde insanlar konut bulmakta ve finanse etmekte büyük zorluklar çekiyordu. Özellikle büyük merkezlerde yaşanan su, ısınma ve hayat pahalılığı gibi nedenler ülkede rejimden beslenmeyen geniş halk kitlelerini patlama noktasına getirdi. Başlangıçta büyük şehirlerde başlayan protestolar, bir süre sonra bütün ülkeye yayıldı. 

İnsanlar, kendilerini örgütleyerek ülkenin bütün olanaklarından yararlanan rejim ve etrafında kümelenmiş bir çevreye karşı büyük öfke duyuyordu. Önceleri ekonomik nedenlerle başlayan tepkiler, bir süre sonra rejim karşıtı bir tepkiye dönüştü. Yüz binler her gün yüzlerce insanın rejime bağlı güçler tarafından öldürülmesine ve binlerce insanın tutuklanmasına rağmen sokağa çıkmaya devam etti. Bu dönem boyunca İran‘da 30 bine yakın ölüm, ondan fazla da tutuklama olduğu iddia ediliyor. Rejim gösterilere katılımı azaltmak için hızla internet iletişimini kesti ve ülkenin dışarıyla bağını kopardı. Bundan dolayı kesin sayıları bilmek mümkün değil fakat nereden bakarsanız bakın birkaç ay içerisinde 10 binden fazla insanı sokakta infaz etmiş ve 50 bine yakın insanı tutuklamış bir rejimle karşı karşıyayız. 

İşte İran içeride tam da böyle bir durumdayken Trump ve Netanyahu, önce İranlılara direniş çağrısı yaptı ve sonrasında savaş başlattı. Trump ve Netanyahu ikilisinin İran halkının iyiliği için bu savaşı başlattığına inanmıyorken, İran halkı da sokağa çıkmadı. Rojava‘da yaşananlardan sonra bu ikiliye mesafeli olmak, elbette anlaşılır. Savaşın, İran başta olmak üzere bütün bölgede nasıl sonuçlanacağı henüz bilinmiyor fakat İran da dahil olmak üzere bütün bölgenin ne rejim ne de ABD ve İsrail eliyle daha istikrarlı bir hale gelmeyeceğini deneyimleyerek öğrendik. 

Tarihte hiçbir savaş, planlayıcılarının istediği gibi ilerlemedi; kimse böyle bir garanti veremez. ABD savaşın daha ilk gününde Ali Hamaney‘i öldürerek büyük bir psikolojik üstünlük kazandı, ardı ardına gelen kayıplar İran‘ın erken havlu atacağına dair beklentileri artırdı fakat gelinen aşamada görülüyor ki; İran‘da rejim uzun süredir bu türden senaryolara karşı hazırlık yapmış. Körfez ülkelerinin ekonomik merkezlerine düzenlediği saldırılarla hepsine anlamlı bir ekonomik ve siyasal bedel ödetti. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak savaşın maliyetini geri kalan dünyaya pay etti; bölgede yaşanan savaş bütün dünyada artan enerji maliyetleri nedeniyle her geçen gün daha fazla hissedilir hale geldi. 

Eğer doğrudan bölge halkları kendi başlarına muhtemel senaryolara karşı bir araya gelmez ve örgütlenemezse en büyük bedeli ödeyecek. Rejim ile ABD-İsrail arasında sıkışmış hiçbir seçenekten bölge halklarının hayrına bir şey çıkmaz. Son 30 yıldır Ortadoğu‘da yaşanan gelişmeler bize bir şeyi net olarak gösterdi. Suriye sadece Suriye değildir; Irak için de aynı şey geçerli, oralarda yaşananlar bütün bölgeyi etkiledi. Aynı şey İran için de geçerli; İran‘da olaylar nasıl gelişirse gelişsin ortaya çıkacak sonuçlar bütün bölge halklarını doğrudan etkileyecek. Bundan dolayı Kürtler, onların örgütlü gücü, demokrasi perspektifi ve sağduyulu siyaset yapma tarzı, bölge demokrasisi ve barışı açısından çok önemli hale geldi. Geldiğimiz noktada Kürt Halk Önderi’nin ortaya koyduğu sağduyu ve demokrasi perspektifi daha açık ve anlaşılır hale gelmiştir. Türkiye‘de ortaya çıkacak bir kazanım bütün bölgeye kazandıracak, İran da dahil bütün bölgeyi etkileyecektir. Türkiye‘de barış kazanırsa bütün Ortadoğu‘da kazanır, dolayısıyla biz kendi dışımızı belirler hale geliriz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.