İran'da finale doğru

Cafer TAR yazdı —

  • İran'daki rejim, ayakta kalırsa bundan sonra uzunca bir süre varlığını sürdürmeye devam eder. İran halkı için bu fırtınadan sağlam çıkmış rejimden kurtulmak çok daha zor olur.

Uzun bir süre insanlar sıranın ne zaman İran‘a geleceğini tartıştı; şimdi ise ABD/İsrail saldırılarının ne zaman biteceğini konuşuyor. İran'da mevcut rejimin iktidara gelmesi ile başlayan gerilim, artık final yapacak gibi gözüküyor.

İki tarafın askeri kapasitesi, savaşı nereye kadar sürdürebilecekleri; olası başarısızlığın taraflar açısından yaratacağı siyasi, askeri ve ekonomik maliyetin olası büyüklüğü tartışılıyor. Savaşın bundan sonra nasıl devam edeceğini anlayabilmek için tarafların temel hedeflerinin ne olduğunu ve ne olursa bundan vazgeçebileceklerini anlamak gerekir.

ABD-İsrail'in temel hedefleri

* Nükleer programın tasfiye edilmesi: İran, bütün uluslararası gözlemciler tarafından eşik ülke olarak tanımlanıyor. Bu terimin denk düştüğü şey şudur: Dünyada9 ülke şu anda nükleer silaha sahiptir fakat Almanya, Japonya, Güney Kore ve İran gibi ülkeler de isterlerse çok kısa bir sürede nükleer silah sahibi olabilirler.

İran, nükleer yakıt üretebilme sürecinin bütün aşamalarını geçirmiş bir ülke olarak öne çıkmaktadır, elindeki yerli füze teknolojileri ile birlikte düşünüldüğünde İran sahip olduğu nükleer teknolojiyi çok kısa bir süre içerisinde nükleer silaha dönüştürme kapasitesine ulaşmış veya ulaşmak üzeredir. Bu eşik aşılırsa Ortadoğu'daki bütün dengeler bir daha geri dönüşü olmayan bir yola girer. İran'da rejim kendini bir ölçüde kalıcılaştırır, dışarıda ise dokunulmaz kılar.

Şöyle düşünün; İran, saldırılar başladıktan sonra Dubai‘ye, Riyad‘a ve Tel Aviv‘e füze fırlattı fakat bunların bir kısmı daha düşmeden havada vuruldu. Ancak bunlar nükleer başlık taşısaydı havada vurulmalarının hiçbir önemi olmayacak, bu üç merkez bugün tamamen yok edilmiş olacaktı. Yani nükleer silah bulundurmak ve onu kullanacak arka plana sahip olmak ortalama insanın düşündüğünden çok daha önemli sonuçları olan bir durumdur.

* Füze ve İHA tesislerinin yok edilmesi: İran, son yıllarda yoğunlaştırdığı çalışmalar sonucunda füze teknolojisinde önemli ilerlemeler kaydetti. Ulaştığı hipersonik kapasite, başta İsrail olmak üzere birçok bölge ülkesi için gerçek bir tehdit haline geldi. Bu füzelerin ne kadar etkili olabileceğini bütün dünya ilk İsrail-İran geriliminde bizzat yaşadı. İsrail‘in çok güvendiği Demir Kubbe, İran‘ın özellikle Fettah füzeleri karşısında zorlandı. Ayrıca bu teknolojinin neredeyse tamamının İran‘ın yerli üretimi olduğunun da altını çizmekte fayda var.

İran, geliştirdiği İHA teknolojisiyle de hava savunma anlayışında yeni bir dönemi başlattı; sürü tarzı saldırı yaklaşımı ile birçok ülkenin milyar dolarlar harcayarak geliştirdiği hava savunma sistemlerini çok zorladı. Silah sanayinde dünyanın en sayılı ülkelerinden biri olarak kabul edilen Rusya, Ukrayna‘da İran‘ın kamikaze İHA‘larını kullandı. Bu sistemler düşman ülkenin hava savunma sistemlerinin önce aşırı kullanımına ve bir süre sonra devre dışı kalmasına neden oluyor.

* Hürmüz Boğazı'ndaki İran etkinliğinin kırılması: İran‘ın, ABD ve İsrail ile mücadelesinde elinde bulunan en önemli silahlardan biri de Hürmüz Boğazı’nın kontrolündeki en etkili devlet konumunda olmasıdır. Gerçekten de İran konumu itibarıyla tek taraflı veto hakkına sahip bir pozisyonda duruyor ve bu durum birçok Batılı ülkenin İran ile ilişkisinde önemli bir faktördür. Yaklaşık dünya petrol ihracatının yüzde 30‘una yakın bir kısmının geçtiği bu bölgedeki İran etkinliği, dünya ekonomisinin tamamını belirleyecek düzeydedir. Burada yaşanan bir tıkanma, önce enerji, ardından bütün mal ve hizmetlerin fiyatlarında muazzam bir yükselişe ve dolayısıyla fiyat istikrarsızlığına neden olur.

İran‘ın birkaç gün önce Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ilan etmesi sonrası bölgedeki gemi trafiği yüzde 90 azaltı. İran gerçekten de Hürmüz Boğazı’nda en etkili güçtür ve sahip olduğu binlerce küçük süratli ve patlayıcı yüklü bot ve İHA sürüleriyle bölgede bu aşamada mutlak hakimiyet kuracak bir kapasite yarattı. Bu durum, özellikle petrol ihtiyacının neredeyse tamamını bu bölgeden sağlayan Çin için tam bir kâbus senaryosudur. Çin, bir yandan İran‘ın yanında durmaya çalışırken, diğer yandan da bölgedeki istikrarsızlığın bir an önce bitmesini istiyor. Rusya ise aksine bir yandan İran‘a istihbarat ve diplomatik destek veriyor, diğer yandan da artan petrol fiyatlarının Ukrayna savaşı nedeniyle zorlanan ekonomisine katkı sağlayacağını düşünüyor.

* İran rejiminin tasfiyesi: ABD-İsrail ikilisinin en önemli önceliklerinden bir tanesi de İran‘da rejimin hakimiyetine son vermektir. İran‘ın elindeki nükleer kapasite ve füze teknolojisi, bugün yok edilse bile sorun uzun vadede çözülemez, çünkü bu bilgi rejimin elinde olmaya devam edecek. İran rejimi, bugün olmazsa yarın yeniden nükleer bir güç olarak ortaya çıkacak. Dolayısıyla sorun, sadece bugünün değil, aynı zamanda geleceğin de sorunudur. Mevcut rejimle yoluna devam eden bir İran, ABD ve İsrail için her zaman potansiyel bir nükleer tehdit olmaya devam edecektir. ABD ve İsrail, şimdi ya mollalarla yaşamaya razı olacak ya da bu sorunu nihai olarak çözecektir. Bunun için en ideal ikili Trump ve Netanyahu, her iki devlete de hukuk dışına çıkmak için muazzam bir fırsat sunuyor. Bir süre sonra ABD ve İsrail, bütün bu süreç boyunca yaşanan olumsuzluklardan bu ikiliyi sorumlu tutarak yollarına devam edecekler.

Eğer rejim ayakta kalırsa

İran rejimi ise iktidara geldiği günden bu yana en ciddi sınavını veriyor. Irak ile savaş dönemi boyunca da sınanmıştı fakat o zaman her şeye rağmen onları destekleyen güçler vardı ve ABD doğrudan sahaya inmemişti. Rejim, bu fırtınayı atlatır ve ayakta kalırsa bundan sonra uzunca bir süre varlığını sürdürmeye devam eder. İran halkı için ise bu fırtınadan sağlam çıkmış molla rejiminden kurtulmak bundan sonra çok daha zor olur. Varsa bir üçüncü yol şimdi hemen olacak! Hem olası dış güçlere hem de rejime karşı İran halkları güçlü bir ideolojik, politik ve ahlaki direniş ortaya koymalıdır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.