Batı ve Önder Apo’nun özgürlüğü

Dilzar DÎLOK yazdı —

29 Kasım 2020 Pazar - 23:00

  • Önder Apo üzerindeki İmralı işkence sisteminin ortadan kaldırılması ve fiziksel özgürlük koşullarının sağlanması elzemdir. CPT’nin hazırladığı raporun gereği de budur. Bu adımlar atılmadığı müddetçe her an Avrupa ülkeleri İmralı sisteminin sorumlusu olarak insanlığın vicdanında yargılanmaya devam edecektir.

CPT’den bir heyet İmralı işkencehanesinde inceleme yaptı. Bu incelemenin sonucu olarak da bir rapor yayınladı. Bu rapor, İmralı hapishanesinde hukuk dışı bir uygulama olduğunu, tutukluların en doğal insani haklarının dahi verilmediğini, adada insanlık dışı bir uygulamanın olduğunu onayladı.

Avrupa Konseyi İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT)’nin yayınladığı bu rapor, TC’de hukuk dışı uygulamalar olduğunu kanıtlayan bir resmi belge olarak kayıtlara geçti. Ancak gerçek bu belgede yazıldığı kadar değildir. Ve bunu tüm dünya bilmektedir. Çünkü Kürdistan Özgürlük Hareketi başta olmak üzere tüm Kürtler bunu zaten 22 yıldır dillendirmekteler. Kürt halkının yanı sıra dünyadan Kürt dostları, devrimci ve demokratlar, aydın ve yazarlardan önemli çevreler, kişi ve kurumlar bu gerçeği defalarca dillendirdiler.

Türkiye’de pratik uygulaması gerçekleştirilen İmralı sisteminin yaratıcısının TC olmadığı da bilinen bir gerçek. Önder Apo Ortadoğu’dan çıktığında Avrupa ülkelerinde bir dönem bulunmuş ve mücadeleye oradan devam etme kararı almıştı. Ancak bunun gerçekleşmemesi için tüm Avrupa ülkeleri ortak karar alarak Önder Apo’yu istenmeyen kişi ilan etmişlerdir. Önder Apo’yu kabul eden kimi ülkelere de ekonomik ya da siyasal baskı uygulanarak Önder Apo hakkında dünya egemen güçlerinin aldığı karara uymaları sağlanmıştır. Durum böyleyken CPT’nin hazırladığı raporun çok da bir anlam ifade etmediği, özünde İmralı işkence sistemini uygulayan Avrupa devletlerinin siyasal olarak verdikleri kararı değiştirmeleri gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Tüm devletçi yapılar, egemenlikli sistemler, çevre düşmanları, doğa ve insan sömürgecileri Önder Apo’dan korkmaktadır. Bu korkularında haksız da değiller. Çünkü Önder Apo’nun ömrü boyunca mücadelesini verdiği özgürlük mücadelesi giderek büyüdü, kapsamlılaştı ve Kürtlerden taşarak tüm dünya insanlığını, tüm gezegeni içine aldı. Her türlü sömürgeciliği karşısına aldı. Bu paradigmayı İmralı işkencehanesinde hazırladığı savunmalarla derinleştirdi ve genişletti. Böylece Kürdistan üzerinde uygulanan örtülü kültürel soykırımın Türk icadı olmadığını, merkezi hegemonyanın bir kararı olduğunu, Kürtlere belirlenen statüsüzlük statüsünü kırmanın kolay olmadığını, bunu kırmak için tüm dünyayı karşısına almak gerektiğini ve kendisinin de bizzat bunu yaptığını belirtti.

Bununla birlikte tüm dünya halklarından olan özgürlükçü insanlar, özgür bir yaşam inşa etme hayali kuranlar, kadın özgürlüğünün toplumsal özgürlük için kaçınılmaz bir şart olduğuna inananlar, doğayla dost bir toplum yaşamının bu evrende yaşayabilmenin en temel ahlaki ilkesi olduğuna inananlar giderek çoğaldı. Kürtlerin verdiği özgürlük mücadelesine anlam verenler, destek verenler, Önder Apo’yu merak edip araştıran, az ya da çok tanıyanlar ve Önder Apo’nun dünya insanlığı için 21. yüzyılın özgür yaşam paradigmasını ortaya koyan bir önder olduğunu düşünenler giderek çoğaldılar ve seslerini yükselttiler.

Önder Apo’nun paradigması bir yandan Kürtler için özgür yaşam perspektifi sunarken bir yandan da dünya insanlığı için özgür yaşamın kriterlerini ortaya koyuyor. Bu durum Önder Apo’ya evrenselleşen önderler arasında önemli bir yer veriyor. Önder Apo kendi emeğiyle, aklıyla ve yüreğiyle bu yeri hakkediyor. Bu doğrultuda mücadelesini yürütüyor, büyütüyor ve giderek Kürdistan demokratik konfederalizmi önderliğinden Dünya demokratik konfederalizm önderliğine yürüyor. Bunun karşısında Önderliği ağır tecrit koşullarında olan Kürt halkına her gün vahşet düzeyinde saldırılar uygulanıyor. Kürtlerin katilleri kanıtlı da olsa serbest bırakılıyor, devlet tüm memurlarıyla Kürt katliamını normalleştiriyor. Tüm bunlar Avrupa ülkelerinin Önder Apo’ya yaklaşımının sonuçları olarak gelişiyor.

Tüm bunlar karşısında CPT’nin hazırladığı raporun ağırlığı şüphesiz çok yetersizdir. Temsil ettiği kurumsal kimlik açısından biranlamı olsa da, pratik uygulamada karşılığı yok hükmündedir. Zira CPT raporunu açıklamasına rağmen Önder Apo’nun durumunda bir değişiklik olmamış, hatta sonrasında Türk devleti Önderlik karşısındaki kinini büyütmüş, ortaya çıkan mücadele dinamizmi karşısındaki çaresizliğini de Önder Apo’ya sözde disiplin cezaları vererek göstermiştir.

Avrupa’nın yaşlanmış sistemi ve zihniyeti değişmek zorundadır. Her ne kadar Ortadoğu devletlerine, doğu insanına örnek yaşam-sistem gibi gösterilse ve dayatılsa da Avrupa sistemi yaşlanmış, eskimiştir ve çürüme emareleri göstermektedir. Bu yaşlı sistem tüm dünya insanlığına hafızasızlığı dayatmakta ve insanlığı parçalamaktadır. Avrupa devletçi aklının tüm dünyaya dayattığı sistem son yüzyılın en kötü dönemini yaşamaktadır. Ortadoğu’ya yansıyan sürekli savaştırarak kaosu sürdürme ve kaos durumundan faydalanma tarzıyla Avrupa ülkeleri Ortadoğu insanlarını kendi kaçındıkları ve yüzleşmekten korktukları kaoslarını ve krizlerini örtbas etmektedir. Avrupa Birliğinin işlevselliğinin zayıflaması, krizlere cevap olamaması, siyasi ya da askeri olarak şekillenen anlaşmaların yüzyılını doldurmanın eşiğinde gevşemesi, bu durum karşısında ortaya çıkan fırsatlardan bölgesel tahakkümcü güçlerin faydalanma yönelimleri bir bütün batı aklıyla oluşturulan sistemin tıkanmasına işaret etmektedir.

Tıkanan akıl iktidar aklıdır ve bundan kurtulmak mümkündür. Bunun ilk adımı Önder Apo üzerindeki tecridin kaldırılması, İmralı işkence sisteminin ortadan kaldırılması, Önder Apo’nun fiziksel özgürlük koşullarının ve özgür siyaset yapabilme koşullarının sağlanmasıdır. Bunun için Türkiye’ye yaptırım uygulanması Türkiye’de ırkçılığı, faşizmi, milliyetçiliği körükleyen iktidarın anayasal düzeyde sınırlandırılması gerekir. CPT’nin hazırladığı raporun gereği budur ve bu adımlar atılmadığı müddetçe her an Avrupa Birliği, tüm Avrupa ülkeleri İmralı sisteminin sorumlusu olarak insanlığın vicdanında yargılanmaya devam edecektir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.