Ulusal önderlikten küresel önderliğe

Dilzar DÎLOK yazdı —

28 Ekim 2020 Çarşamba - 21:12

  • Önder Abdullah Öcalan tüm evrenselleşme gerçeğiyle birlikte Kürt halk önderidir. Dünya devrim önderlerinden, düşünürlerden, filozoflardan, aydınlardan ya da ulusal önderlerden farkı da budur.

Sayıları milyonları bulan Kürt halkının Önder olarak kabul ettiği, uğruna savaşmayı, fedakârlık yapmayı, büyük bedeller vermeyi, önderliksiz bir halk olmanın daha büyük bedellerinden bildiği Önder Abdullah Öcalan, İmralı tutukevinde 22 yıldır rehin tutuluyor.
Önder Abdullah Öcalan Kürtler için neler yaptı? Bu sorunun cevabını vermek yerine soruyu değiştirmek daha yerinde olabilir. Öcalan’ın Kürtler için yapmadığı ne kaldı? Önder Abdullah Öcalan Kürt inkarını aşarak Kürtlerin yok
oluştan kurtulmasını ve bu kurtuluşunun dil kazanmasını sağladı. Kürtlerin özgürlüğü hissedebilmesini ve özgürlüğün, uğruna mücadele edilecek güzel bir şey olduğunu öğretti. Kürt dili, inkar edilmiş bir halkın çıkardığı anlaşılmaz sesler olmaktan kurtuldu. Aynı Kürt dili dünya aydınlarının öğrendiği ve konuştuğu bir dil haline geldi. Dört parça Kürdistanlıları birbiriyle tanıştırdı, birbiri için mücadele eden hale getirdi. Daha sayılacak çok şey var ancak özce şu söylenebilir: Önder Apo bir Kürdistan ve Kürt yarattı. Tüm bunlarla birlikte bugün Önder Apo 22.yılına girdiği İmralı zindanının tecrit ve işkence koşullarına rağmen her anını Kürt halkının özgürlüğüne adadı, adıyor.
Bunun karşısında Kürtler Önder Abdullah Öcalan için neler yaptı?
Bu soru önemli ve hassas bir sorudur. Kürt halkı içinden çıkan değerli militanlar, Kürt halkının en değerli evlatları Kürt halkının özgürlük mücadelesinde büyük adımlar attılar, Önder Apo’yu anlama ve eylemleriyle tüm Kürdistan’a dünyaya anlatmada önemli kararlar aldılar. Önderliği kendilerinde gerçekleştirmenin eylemcileri oldular. Kürt halkına öncülük ettiler. Geçen yarım asırlık süreç Kürt halkının büyük kazanımlarına tanıklık etti. Ancak 22 yıllık İmralı işkence sistemini yıkarak Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlamak da Kürtlerin varlık mücadelesinde önemli bir ölçü olarak Kürt halkının kaderinde durmaktadır. Bu anlamıyla Kürtler ne yaparlarsa yapsınlar Önder olarak kabul ettikleri Önder Abdullah Öcalan’ı daha doğru ve yeterli düzeyde savunmanın ve pratikleştirmenin mücadelesini vermeye, bunu yapabilmek için de Önder Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü sağlamaya ve nihayetinde büyük tarihsel eylemler gerçekleştirmeye mecburdur.
Önderlik bu durumlar için şunu söylemişti: Siz ne yapıyorsanız kendiniz için yapıyorsunuz. Bu belirlemenin tarihsel önemi, Önderlik için yapıldığı söylenen, Önderlik adı anılarak yapılan eylemlerin tamamının Kürt halkının varlığı ve özgürlüğü için yapılıyor olmasındandır. Önderlik için yapılan eylemler dahi Kürtlere kazandırmaktadır. En başta Kürtlere onur kazandırmaktadır. Kürtlere varlık bilinci ve özgürlük bilinci kazandırmaktadır. Özgür Kürt’ü güçlendirmekte ve hain Kürdü açığa çıkarmaktadır. Kendisi olamadığı halde bencilliğinde boğulmuş ve kaybolmuş kürt ile, kendisi olmanın onurlu adımlarını atan Kürdü açığa çıkarmıştır. Bundan dolayı da Önderliğin fiziki özgürlüğünü sağlama şiarı doğrultusunda eyleme geçmek, bu eylemselliğin özgür varolmanın tek şartı olduğunu bilmek gerekir.
Tüm bunlarla birlikte bugün artık Önderlik tanımı değişmiştir. Önder Abdullah Öcalan Kürt halk Önderi olmaktan taşan bir gerçekliktir.
Ortadoğu’da demokratik ulus ilkeleri temelinde bir arada yaşayan halklar da Önder Abdullah Öcalan’ın sadece Kürt halkının önderi olmasını, böyle tanımlanmasını yeterli bulmuyor, bunu eleştiriyor. Bu adlandırmanın Önderliği tanımlamaya yetmediğini, Onun Arap halkının da Önderliği olduğunu söylüyor. Arap entelektüelleri bu yeni tanım kadar Önder Apo paradigmasını benimsemekle birlikte, bu paradigmanın sadece Kürtler değil tüm Ortadoğu halkları hatta dünya halkları için temel toplumsal yaşam paradigması olduğunu dillendiriyorlar. Yine tüm dünyadan İspanyol, İngiliz, Fransız, Alman ve birçok ulustan aydınların Önder Abdullah Öcalan paradigmasını benimsemeleri, Önderlik ve paradigma üzerine yazılar yazmaları, seminer ve sempozyumlar düzenlemeleri, alanlara çıkıp Önderlik üzerine çağrılar yapmaları, Önder Abdullah Öcalan’ın dünya demokratik insanlığının Önderliği konumundaki evrensel bir Önderlik olduğunu göstermektedir.
Kürt halkı açısından, Önder Abdullah Öcalan’ın savunucusu olmak, Onun paradigmasını sahiplenmek, bu paradigma temelinde bir yaşam kurma mücadelesi yürütmek, böyle bir halktan olmak ve evrensel bir Önderliğimizin olması, büyük yükümlülükleriyle birlikte onur konusudur. Ancak Önder Abdullah Öcalan Kürt halkı üzerinde gerçekleştirilen soykırıma karşı verdiği mücadeleden dolayı, bu soykırımın yaratıcısı olan merkezi uygarlık güçlerine, kapitalist modernite güçlerine karşı büyük düşünce savaşı verdiği için İmralı adasında esaret altındadır. Merkezi uygarlık güçlerine ve kapitalist modernite güçlerine karşı verdiği büyük düşünce savaşından dolayı da dünyadaki tüm kapitalist modernite karşıtlarınca, merkezi uygarlık karşıtlarınca izlenmekte, okunmakta ve benimsenmektedir. Önder Abdullah Öcalan’ın verdiği savaşın boyutu, Önderlik üzerindeki esaret yoğunlaştırıldıkça ve rehine konumu daraltıldıkça daha fazla dünyaya yayılmaktadır. Tecridin 22 yıl boyunca artarak sürmesi, Önderlik fikirlerinden duyulan korkunun ifadesidir. Ancak bu tanım yeterli gelmemektedir. Önderlik fikirlerinden korkmaktadırlar ancak bu korkunun boyutu giderek büyümektedir. Önderlik dışarıya tek bir cümle ulaştıramadığı koşullarda dahi Önderlik fikirlerinden korkulmakta ve tecrit ağırlaştırılmaktadır.
Önderlik fikirleri dünya tarihinde belki de canlılığından en çok söz edilebilecek fikirlerdir. Önderlik fikirleri canlıdır, pozitiftir, yaşam odaklıdır, yaratımı esas almaktadır. Yaşam kurucudur. Özgürlük eğiliminden beslenmekte, özgürlük eğilimini çoğaltmakta, yürümekte, konuşmakta, büyümekte, çoğalmaktadır. Önderlik fikirleri söylendiği anla sınırlı kalan, o anda tamamlanıp biten fikirler değildir. Söylendiği an bir zihniyet düzeyini ifade eden ancak her an canlılığını koruyan, ulaştığı her insanla daha da büyüyen, ulaştığı her insanda başka bir insana ulaşma itkisini doğuran bir kendisi potansiyel olan ancak açığa çıktıkça yeni potansiyelleri var eden güzellik arayışıdır. Herkes özgürleşmek ve güzelleşmek istemekte, hiç kimse kendini bu özgürlüğün canlılığından uzak tutamamaktadır.
Önder Apo’nun kendinde başlattığı savaş, içinde olunan utançtan kurtulma adına başlayan ve kendi toplumunu yaratmaya yönelen savaş giderek büyümüş ve tüm Kürt halkının savaşı olmuştur. Yıllar içinde bu savaş, Kürtlerin içinde bulunduğu durumun salt Kürtlerden ibaret olmamasından kaynaklı daha da büyüyerek Ortadoğululaşmış ve sesini dünyaya duyurmuştur.
Önderliğin yürüttüğü savaş bugün Kürt halkının olduğu kadar tüm dünya insanlığının savaşı olmuştur. Önderliğin kendi şahsında bir toplumun tüm duygularını, hayallerini, yanılgılarını, kayıplarını ve gelecek özlemlerini toplayarak bir savaş yürütmesi, O’nun yürüttüğü savaşın kişisel olmaktan çıkarak bir toplumun kendisi olarak varolma savaşına dönüşmesi Önderliği Kürdistanileştirdiği kadar evrenselleştirmiştir. Önderlik fikirleri, Kürdistani ilkeleri inşa ederek evrenselleşmiş ve tüm dünya insanlığıyla buluşma yolculuğuna çıkmıştır. Bu durum Önder Abdullah Öcalan’ı Kürt halkının önderi olmakla birlikte salt bir Kürt önderi olarak tanımlamanın dışına taşımıştır. Tüm dünyada Persona non grata (istenmeyen insan) ilan edilen Önder Abdullah Öcalan’ın ruhu, fikri, zihni ve yüreği bu sınırları aşmış, istemeyenleri aşarak onu isteyenleri çoğaltmış ve isteyenlerle buluşmaya başlamıştır.
İnsanlık tarihinde birçok önder çıkmıştır ki, kendi toplumlarına hitap etmiş, kendi toplumlarının kurtuluşunda tarihsel rol oynamıştır. Böyle önderliklerin çoğunun adı dünya insanlığı tarafından bilinip sahiplenilmez. Belki bazı tarih kitaplarına, roman, hikâye türü edebî anlatılara konu edinir, kiminde bazı sanat eserlerinde can bulur ve kendini dünyaya tanıtır. Ancak kendi toplumundan, kendi halkından, sosyal yaşam çevresinden taşan Önderler için durum farklıdır.
Önderliğin evrenselleşmesinin Kürtler açısından yansıması nasıldır? Bir yandan devletsiz halk, özgürlüksüz halk, statüsüz halk, avukatsız halk olan Kürtlerin Önderliklerinin olması kadar büyük bir onurun evrenselleşerek Kürt halkına yeni bir onur kazandırması durumu vardır. Ancak diğer yandan da evrenselleşen Önderlik gerçeğine rağmen bu Önderlik gerçeği doğrultusunda kendini özgürleştirme savaşını daha da büyüterek ve verilen onca bedele rağmen daha fazla bedel vermeyi göze alarak özgürleşememiş olma, statü kazanamamış olma, kendini savunamıyor olmanın getirdiği özgür var olamayışın yarattığı eksiklik, yarımlık, tamamlanamamışlık durumu vardır. Zira Önderlik, Kürt halk önderidir ancak Kürtlerin mülkü değildir. Kürt halkının bir değeridir, tarihsel değerlerinin toplamıdır ama Kürt halkının mülkiyetinde değildir. Onu doğuran ananın olmamış bir oğulun başka anaların mülkiyetine girmesini beklemek zaten mümkün değildir. Önderliğin özgür önderlik olmasının en önemli yanı da kendini özgür kılması da burada karşımıza çıkmaktadır. Mülkiyet haline getirmeden sahiplenmenin en güzel örneği önderlerdedir
Marks’ın Alman olması, Almanya’yı sosyalistleştirmiş midir, tüm Alman halkını özgürleştirmiş midir? Lenin, Engels ya da diğerleri… Alman kökenli olan birçok öncü sosyalist, felsefeci, düşünür… ya da rus halkından olan birçok düşünür, önder için de durum aynıdır. Şüphesiz düşünen, fikir üreten ve aynı zamanda önderlik eden öncü kişilikler, içinden çıktıkları halkların dilinden konuşup yazdıkları için en önce onları etkilediler, en önce düşüncelerini onlara ulaştırdılar, en fazla onlar tarafından okunup tartışıldılar. Ancak özgür düşüncelerin başka kişilere-topluluklara ulaşma hızı ile ilk ulaştığı topluluklardaki pratikleşme hızının aynı olmasını beklemek de kesinliği olmayan bir boyuttur.
Özgür düşünceler, ulusal etkiler yaratmakla birlikte, kim tarafından pratikleştirilirlerse onların olurlar.
Önderlik için birçok dilde yazılar yazıldı, şiirler okundu. Başka uluslar, halklar, dillerde söylendiği, anlatıldığı, konuşulduğu kadar o halkların oldu. Kadınları bu tasniflerin ötesinde ele almak gerekir. Çünkü önderlik birçok çözümlemesinde “ben tüm kadınlarınım” diyerek kendini kadın önderliği olarak da tanımladı. Bundan dolayı da en fazla kadınlar önderliği anlattığı, anladığı, pratikleştirdiği, özgürleşme yoluna girdikleri için, Önder Apo en fazla kadınların Önderliği oldu.
Önder olma savaşı, halk olma savaşı, insan olma savaşı giderek büyüdü. Tüm dünya tarafından sahipleniliyor olmanın kökenine baktığımızda göreceğimiz şey, kendiliğinden ortaya çıkmış basit bir durum da değildir.
Önder Abdullah Öcalan’ın evrenselleşmesinin kökenine baktığımızda, tüm dünya insanlığının kurtarılma beklentisini görebiliyoruz. Dünya insanlık öncülerinin, öncüleşmek isteyenlerin, aydınların ve düşünürlerin önderliğe sahip çıkışlarında tarih karşısındaki bir özeleştiriyi de görmek zor değil. Tüm dünya insanlığı kurtarılmayı beklerken bunu başaramamış olan öncülerin de bunu başarma kararlılıkları Önder Apo gerçeğinde buluşarak somutluk kazanmaktadır. İşte bunun adı, Önder Apo’nun evrenselleşmesidir. Bunu görmek Kürtler olarak bizde hangi duyguları uyandırıyor? Seviniyor muyuz? Seviniyorsak niye seviniyoruz? Utanıyor muyuz? Ve neden? Yoksa ürküyor muyuz?

Önder Abdullah Öcalan tüm evrenselleşme gerçeğiyle birlikte Kürt halk önderidir. Dünya devrim önderlerinden, düşünürlerden, filozoflardan, aydınlardan ya da ulusal önderlerden farkı da budur. Evrenselleştiği için kendi toplumunun ötesine-dışına düşmemiştir. Büyük savaşı kendi toplumunun özgürlüğü içindir. Bu savaşın mümkün olması da Önderliğin yarattığı halk sayesindedir. Bizler sayesindedir.
Eğer Önder Apo’nun Kürdistani ve evrensel bir önder olması gerçeğini doğru anlamlandırırsak Önder Apo’nun kürt halkının ulusal özgürlük önderi olması gerçeğini pratikleştirmenin mücadelesini de büyütür, derinleştirir ve zafere taşırız. Nasıl ki Önder Apo’nun Önderliği, Kürt halk önderliği olduğu, Kürtleri dönüştürdüğü, özgürlük bilinciyle donattığı ve özgürlük eylemine yönelttiği kadar ve bundan dolayı evrenselleşebilmekteyse, Kürt halkının özgürlüğünün kesinleşmesi de dünya demokratik insanlığının büyümesi, tüm dünya insanlığının Önder Apo düşüncelerini savunması, benimsemesi, Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadele etmesi de Kürtleri özgür insanlığa bir adım daha yaklaştıracaktır.
Önder Apo Kürt halk önderi olmaktan taşmıştır.
Bir özgür fikirler çağlayanı olan Önderlik gerçeğinin bu taşmasını Kürt halkı nasıl karşılayacaktır?
Kürtler bu taşmayla coşarak özgürlüğü statüyle birleştirebilecek midir, yoksa bunu başaramayıp boğulacak mıdır?
Bu taşmanın, coşmanın, özgürlükle sonuçlanması, statüyle sonuçlanması, Kürtler üzerindeki soykırım rejiminin yıkılması demektir. Kürt soykırım rejiminin yıkılması, Önder Abdullah Öcalan’ın fiziksel özgürlüğüne kavuşması ve Kürt halkının 21.yüzyıla kendi yönetimlerini kendilerinin oluşturması temelinde statü kazanarak girmesi, Önderlik gerçeğinin coşmasını özgürlüğe kulaç atarak karşılamak demektir. Ötesi, Önder Abdullah Öcalan’ın halkı için, özgürlük mücadelesi yürüten ve bunun büyük bedellerini göze alan bir halk için düşünülemeyecek kadar uzaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.