Geldi, gördü, gitti!

Dilzar DÎLOK yazdı —

15 Şubat 2021 Pazartesi - 23:00

  • Faşist AKP-MHP hükümeti yetkilileri ve ordusu, PKK eline geçen esirlerin ölmesini istemiş, bunu dillendirmiş, mümkünse kendisi öldürmeyi esas almıştır. AKP-MHP faşist hükümeti hem bu yenilginin, hem esir ölümlerinin sorumlusudur.

AKP-MHP faşist hükümetinin şefi Tayyip Erdoğan, soykırım saldırılarının faili, kadın katili aç gözlü bir diktatör olarak anlatılmak kadar alaylara da konu olacak. Buna konu olaylardan biri de görkemli Garê direnişidir.

Faşist iktidar Garê alanına operasyon başlattığını duyurdu. 15 Temmuz darbesiyle itibarsızlaştırılan ve iradesi kırılan Türk ordusu faşist şefin peşinden sahaya sürüldü. Operasyonun Halk Savunma Güçleri’nin (HPG) üslendiği, eğitim sahası, cephane ve lojistik alanı olarak kullandığı Garê bölgesine yapılacağı da faşist basın uzun uzun anlatıldı. Alanın bu kadar tanımlanması, hedef haline getirilmesine paralel olarak içinde deniz komandoları da olmak üzere Türk ordusunun epey bir kısmının saldırı başlatması temelinde düğmeye basıldı. Tabi bu da birçok soruya neden oldu. Ordunun tüm kuvvetleri zafere mi, olası hezimete mi ortak edilmeye hazırlanıyordu?

İşgalci, soykırımcı ve talancı Türk ordusu 10 Şubat gecesi Türk ordusuya ait onlarca savaş uçağı ile alanı saatlerce bombaladı. Bombardıman ardından askerler helikopterlerle alana geldiği söylendi, ancak esas merak konusu olan, faşist ordunun alanda ne gördüğü oldu. 
Faşist devlet ve ordu, en başta gerillanın direnişini ve fedaice savaşmasını gördü. Bunu gördükçe çekilerek savaş uçaklarıyla alanı tekrar tekrar bombaladı. Onlarca savaş uçağının bir bölgenin üzerinde saatlerce uçması, bombardıman yapmasını hayal etmek normal bir durum olmadığından, bu saldırının boyutunu hayal edemeyenler II. Dünya Savaşını anlatan belgesel filmlere bakabilir.

Böyle bir saldırı karşısında gerillanın direnişini küçümsemek, en sadesinden insan gerçeğini, direnen Kürt gerçeğini ve Önder Apo ideolojisiyle kendini yaratan PKK gerillasını anlamamış demektir. Şüphesiz gerillanın elindeki teknik imkan Türk ordusununkiyle aynı değildir. Ancak gerillanın elinde, Önder Apo felsefesiyle kendini yaratması, aklını ve yüreğini bu ideolojiyle özgürlük temelinde yeniden yaratması gibi teknik üstü bir imkan vardır. Ve gerilla, Garê direnişinde bu imkanı en güzel şekilde değerlendirdi.

Büyük hazırlıklar yaparak saldıran AKP-MHP faşist iktidarı, gerilla direnişi karşısında yenileceğini hızla anladı. Bu arada onlarca gerilla kampına saldırılar oldu, gerillalar, tüm cesaretleriyle tüm teknik donanımlı orduya karşı direndiler. Direnişten yana gözlerini kırpmadıklarını gerillanın verdiği görüntülerden anlaşıldı. Faşist Türk basını o sırada “Kahraman askerlerin Garê dağlarına indirmeler” yaptığını ve gerillaları bitireceğini söyleyerek ordunun yaz mevsiminde bol yapraklı ağaçların arasında yaptığı tatbikat filmlerinin görüntülerini veriyordu.

Türkiye halkı bu yalanlarla doldurulmaya çalışılırken esirler konusu da arada gündeme girdi. Şunu belirtmek gerekir. Faşist AKP-MHP hükümeti yetkilileri bugüne kadar PKK’nin esir aldığı hiçbir ordu, MİT, jandarma üyelerinin sağ kalmasını istemedi. Tüm kamuoyu bu gerçeği, esir alınıp da bırakılanların anlatımlarından biliyor. Türk ordusu, PKK eline geçen esirlerin ölmesini istemiş, bunu dillendirmiş, mümkünse kendisi öldürmeyi esas almıştır. Onları zaten ordu mensubu olarak görmemiş, ordudan atılmış muamelesi yapmış ve sivil vatandaş olarak adlandırmıştır. Ordu nezdinde, esirler zaten ölmüştür. Aynı şekilde bu saldırıda da esirleri öldürmeyi hedeflenmiş, ölümlerin sorumlusu olarak PKK’yi suçlamak da baştan planlanmıştır. Zira faşist şefin esirleri kurtarmak için bu kadar pahalı ve zahmetli yollara girmesi beklenmez. Sağdan sola herkes bunu iyi bildiğinden, AKP-MHP iktidarı esirler sözünü ağzına aldığı andan itibaren esir ailelerini haklı bir korku sardı.  

Diğer yandan faşist Türk basınının yalanları orduyu etkilemiyordu, çünkü sahadaki askerler ekranları değil, gerillaları görüyordu ve gelip gördüğü direniş karşısında daha büyük hezimetler yaşamamak için hızla kaçışın yollarını düşünüyordu. Gitme zamanı gelmiş hatta geçiyordu.

Türk ordusu çekildiği saatlerden önceki 24 saatte yoğun hava saldırıları yaptı. Artık Zap direnişi sürecindeki gibi geri çekilmek mümkün değildi. Oysa kar yoktu, zorlu kış koşulları yoktu, yoğun sisten göz gözü görmez değildi, soğuktan donup ölenler de olmamıştı. Türk ordusunun yenilmesinde koşulların etkisi yoktu. Kendilerince tüm koşullar da onların lehineydi. Ancak yine de gitme zamanıydı. Çünkü AKP-MHP hükümetinin planlarını, hesaplarını gerilla direnişi boşa çıkarmıştır. Gece yoğun bir şekilde savaş uçaklarıyla alan bombalandığında ormanlar, doğa ve tüm canlılar büyük zarar gördü ve faşist ordu bu saldırı esnasında kaçtı. Gerillanın fedai direnişi, koşulların yarattığı tüm zorlu koşulları tersine çevirerek düşmanı alandan kovdu. Öyle ki, faşist ordunun sözcüsü olarak çalışan gazeteciler “askerlerin cımbızla, iğneyle gerillaları aradığını” ağzından kaçırdı.

Saldırı öncesi komando giysileri içinde mesaj veren faşist şef görünmez olmuş, faşizmin sözcüleri birden yok olmuş, verilmesi vaadedilen müjdeler unutulmuş ve geriye başarısız operasyonların günah keçisi yapılmak üzere iradesizleştirilerek savaş bakanı yapılmış olan Hulusi Akar’ın cılız sözleri kalmıştır. Kuşkusuz faşist devletin yenilgisinin sorumlusu bir tek savaş bakanı değildir. Türk ordusunun katlettiği esirlerin sorumlusu da salt o değildir. AKP-MHP faşist hükümeti hem bu yenilginin, hem esir ölümlerinin sorumlusudur.

Gerillanın görkemli Garê direnişi karşısında AKP-MHP faşist hükümeti için “geldi, gördü, gitti!” denebilir. Ancak bu gidiş de öylesine bir gidiş değildir. Bir düşüştür. Kuşkusuz çıkar sağlamak için yapılan bu saldırı başarısız olduğu için yarar getirmeyeceği için zarar vereceği kesindir. Garê yenilgisi, AKP-MHP hükümetinin düşüşünü hızlandıracaktır. Çünkü bu yenilgi salt ordunun yenilgisi değildir. Mağduriyet söylemleri Türk ordusunu daha da itibarsızlaştırmaktadır. AKP-MHP hükümeti de kendini bu yenilgiden sıyırarak bir süre daha korumaya, iktidara tutunmaya çalışacaktır.

KDP, bu saldırının dışında olduğunu belirtse de AKP-MHP faşizminin sözcüleri “peşmergeyle ekmeği bölüştüklerini”, dost ve müttefikleriyle bu işe giriştiklerini itiraf etmişlerdir. Özünde KDP, saldırının dışında görünmeyi tercih etmiştir. Bu yolla PKK’nin darbelenmesi, zayıflatılması üzerinden kendi tekçi iktidarını koruyacağı bir zeminin oluşacağı yanılgısını yaşayan KDP de AKP-MHP kadar yenilmiştir.

Garê direnişinde büyük fedakarlık ve cesaret göstererek direnen, AKP-MHP faşist iktidarına büyük darbe vuran Kürdistan gerillasını kutlamak gerekir. Garê direnişinin şehitlerini saygıyla anarak, anıları gereği uluslararası komplo günü olan 15 Şubat’ı unutturmamak ve bu günü düşmana kara gün haline getirmek, bu zafer coşkusuyla ayağa kalkarak 8 Martlara ve Newrozlara yürümek artık kaçınılmazdır. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.