Kadınlar var…

Dilzar DÎLOK yazdı —

23 Eylül 2020 Çarşamba - 23:00

  • AKP-MHP iktidarı erkekliği ırkçılıkla buluşturarak kadın üzerindeki baskıyı derinleştiriyor, erkekliği ve ırkçılığı tahrik ediyor. Herşey tecavüz nesnesi olarak görülüyor. Bunun için kadınların kişisel savunmadan tutalım toplumsal savunmaya kadar her yönden özsavunmayı geliştirmesi önemlidir.

AKP-MHP faşizmi, tüm çirkinlikler gibi vahşi ırkçılık kadar vahşi erkekliği de şahlandırarak kendi gladyatörlerini oluşturuyor. Her erkeği bir polis-asker, bir tecavüzcü haline getirerek kendi adamlarını doğuruyor. Bu arada tarikatlar ve dinsel örgütler de aynı rolü daha derinden oynuyor. DAİŞ kadar diğer birçok tarikat-kurum-kuruluşta da tecavüz, şiddet, sahtekarlık konuları gündeme geliyor. DAİŞ’in yürüttüğü vahşet, dinlerin-tarikatların vahşetinin utangaç maskesini yırtıp attı. Şimdilerde hayasızca tüm dini vakıflar, tüm dini kurumlar istismar, taciz ve tecavüzle gündeme geliyor.

Tarikatlarda ne öğretiliyor, ne anlatılıyor, hocalar nasıl düşünüyor, neyle uğraşıyor da bu kadar çirkinlik, vahşet yaşıyorlar? Tarikatlarda ortaya çıkan cinsel saldırılar tekil olaylar değil. Ayinesi iştir kişinin denir! Pratiklerine bakıldığında tarikatların cinsellik üzerinden ve cinselliğin insanlık dışı tarzı üzerinden bir fikir üzerinden çalıştıkları görülüyor.

Dini saldırının, din istismarının, dinsel cinayetin, dincilerin tecavüzlerinin bu kadar arttığı bir ülkede, DAİŞ uygulamalarını da düşününce, DAİŞ’in fikir babalığını da düşününce şu kanaate ulaşmak zor olmuyor: İslam’ın bugün uygulanışı bir yandan erkeği tahrik ediyor, diğer yandan tahrik olmuş erkeği utandırarak onun tahrik olmasına vesile olan kadını aşağılıyor. Erkeğin de bu aşağılanmış nesneyi aşağılamasını-katletmesini teşvik ediyor ve bu yolla erkek egemenliğini bir köklü kadın düşmanlığı temeline oturtuyor. Bundan dolayı, egemen-ezilen ilişkisi tecavüzcü ve tecavüz edilen ikilemine oturtuluyor. Nesneleştirilen kadın-çocuk-eşya her neyse üzerinden iktidar inşa etmek kolaylaştırılıyor. Tarikatlar gündemde. Çocukların böyle katledilmesi, anlam yitimine uğratılması çocuğu tecavüz edilecek nesne olarak gören egemen zihniyetin ürünü olarak AKP-MHP iktidarında yaygınlaşıyor.

Tecavüz edilmiş çocuk, tecavüz edilmiş kadın, tecavüz edilmiş toplum her anlamda güdülmeye hazır bir sürü olarak görülüyor. Bundan dolayı bunlar tekil olaylar olarak değil, iktidarın en temel yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Tecavüz AKP-MHP’nin en temel iktidar yöntemidir. Musa Orhan ya da Süleyman Soylu. Erdoğan ya da Rizeli vali. Uşşaki tarikatı hocası ya da başkası… Failin kim olduğu farketmiyor. Özü, iktidarın kendine bu yolla statü yarattığı ve kalıcılaştırmaya çalıştığıdır.

AKP-MHP iktidarı erkekliği ırkçılıkla buluşturarak kadın üzerindeki baskıyı derinleştiriyor, erkekliği ve ırkçılığı tahrik ediyor. Ve kadın üzerinden tüm toplumu tecavüz edilmişlik psikolojisine sürüklüyor. Bunu farklı kelimelerle ifade etseler de iktidar odaklı herkes bu dili kullanıyor. Biri tecavüz ediyor, diğeri tecavüzü kutsuyor, biri tarikatta kuran eğitimi esnasında bunu yapıyor. Bir diğeri mahkemede aklıyor, bir diğeri kucak açıyor vs…

Bir tanesi de bir TV programında milyonların gözü önünde bunu yapıyor. İki yüz yıllık kadın direniş tarihi karşısındaki öfkesini dizginleyemeyen kimileri, tarihi yaratan kadınlara hakaret etmeyi marifet sanıyor. Cehalet söylemi hafif kalıyor. Cehalet değil bu. Toplumda derler ya, bilmemek ayıp değil, hakikaten cehalet bu değil. Bu durumu cehaletle adlandırmak da naif kalıyor. Direnişçi ve cesaretli kadınlara hakaretleri ardarda sıralıyor. Hiç düşünmüyor olamaz, bir insan bu kadar kötülüğü barındıramaz. Hissetmeden dökülüyor kelimeler dilinden. Düşünmüyor, çünkü kendisini referans alıyor ve mümkün sanıyor. Birçok kavramı da hakaret niyetine sayıyor, ki o bambaşka bir konu. Ancak bu küfür mahiyetinde sarfedilen kelimeler içinde ilginç çıkışlar oluyor. Bir ara kendini tutamayıp güzellik kraliçesi! seçilmiş insan kadına bakarak “afedersiniz zoofili” diyor.

Garip, çok çok garip. Bir söz söylediğinizde, karşınızdakinin üzerine alınacağınızı düşündüğünüzde ona böyle bir söylemde bulunursunuz, ki kendi üzerine alınmasın. O adam karşıdaki kadını, kendini vahşi erkek egemen sistem içinde o kadını hayvan olarak mı görüyor? Neden afedersiniz diyor, o kadın karşısında neler hissediyor? Belli ki karşısındaki kadını insan görmüyor. Normal görmüyor, bir tecavüz nesnesi olarak görüyor. Tecavüz nesnesi olarak görülen sadece kadınlar ve çocuklar değil bu anlayışa göre. Herşey tecavüz nesnesi olarak görülüyor. Bunu bildiği için sıralıyor tüm kavramları. Kendinden biliyor. Oysa hakikat öyle değildir. Hakikat şudur ki, onun söylediği her kavramın bir bilinçaltı karşılığı var. Ekofobi, biyofobi, jinefobi (Mizojini), Kürdofobya…

Türkiye’de kadınlar AKP-MHP iktidarının gölgesinde kraliçe de olsa insan olamadıklarını bu örnekle de fark edemiyorsa söylenecek söz yok. Kraliçe bile olsa, değersiz bir adamın karşısında külkedisi bile olamıyor, hayvan yerine konuluyor. Ancak biz biliyoruz ki kadınlar var. Her şeye rağmen kadınlar var, kadınlar yaşıyor, kadınlar savaşıyor, direniyor. TJA’lı kadınlar kendimizi savunuyoruz sloganı etrafında yeni bir mücadele dönemini başlatıyor. Kadınların kişisel savunmadan tutalım toplumsal savunmaya kadar her yönden özsavunmayı geliştirmesi tartışılıyor, kadınlar hayata, özgürlüğe, insana ve anlama sahip çıkıyor. TJA’nın kampanyasının Ortadoğu kadın devrimini gerçekleştireceği kesindir. AKP-MHP faşizmi kaybedecek, özgürlük kazanacak. Vahşi erkeklik kaybedecek, özgür kadın ve erkeklik kazanacak. TJA’nın kampanyası bu kazanımı sağlamanın ilk adımıdır ve her türlü eylemle büyütülerek zafer yakınlaştırılabilir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.