Kobanê direnişi sömürgecileri yargılıyor

Dilzar DÎLOK yazdı —

21 Aralık 2020 Pazartesi - 23:00

  • Meryem Kobanê “Kobanî Çepere Rumetê” kitabı, Rojava devriminin tüm dünyayı bir kez daha aynı amaç etrafında biraraya getiren Kobanê direniş mücadelesini anlattı. Kitapta kadın özgürlük devriminin toplumsal devrime öncülük etmesi, toplumu değiştirme düzeyi önemli oranda ele alınmış.

Direnişlerin tarih yaratışına bir kez daha tanıklık ediyoruz. Kobanê direnişi “düşmedi, düşmeyecek” ilkesiyle direndi, direnişi büyüttü ve evrenselleştirdi. Direniş, Kürtler başta olmak üzere dünyanın en güzel insanlarını biraraya getirdi, tanıştırdı, bu güzelliklerden sinerji yarattı. Şüphesiz bedelsiz olmadı. O güzelliklerin içinde en güzellerini de bedel olarak aldı, kendi varoluşunun mayası yaptı. Dağlardaki uzun yolculuğunun yönünü Kobanê’ye dönen Komutan Gelhat’ı aldı. Mayasını öyle güçlü kılmalıydı ki, yüzyıllara yetsindi. Bundan olmalı, direniş kendine Komutan Gelhat’ı seçti. Zehra’yı, Arin’i, Rewan’ı ve daha nicesini aldı, aldı. Geriye kalanlara onları da yüreklerinde, bilinçlerinde, sokaklarında, evlerinde yaşatmaya yetecek kadar güzellik bıraktı, bahşetti. 6 Ocak günü müjdeyi veren gerillanın gözlerinden, sesindeki duygu yükünden o güzelliğin ipuçlarını görmek zor değil.

Ve direniş, henüz tamamlanmamışken dahi kendini ezgi yaptı, sanat yaptı, şarkı yaptı, şiir yaptı. Üzerine çok şarkı yazıldı, şiir okundu, türküler söylendi. Kobanê yeni doğan çocuklara, yeni yapılan yollara, yeni açılan işyerlerine, ekmek kapılarına ad oldu. Filmlere konu oldu, oluyor. Dünyanın her yerinden insanlar geliyor, Kobanê sokaklarını ve insanlarını kaydediyor, Kobanê yıkıntılarının altında kalıp ölmeyen insanlığı resimliyordu. Küllerinden kendini yeniden yaratan bir şehrin resmini çekmek, çağcıl masal kuşunu görmek istiyordu herkes. Herkes ona dokunarak tarihe bir not düşmek, aslında tarih olmak istiyordu. Herkes o direnişin güzelliği bir şekilde kendine bulaşsın istiyordu. Bir anlamda tavaf ediliyordu direnişin kutsallığı.

Bu tarihi yaşayan, yapan, direnişi gerçekleştiren ve direnişin kalbi olan ve direnişi büyüterek Kürdistanileştiren, evrenselleştiren savaş komutanlarını da dünya tanıdı, gördü. Bu komutanlar şüphesiz PKK’nin kırk yıllık savaş deneyimlerini, mücadele azmini sırtlayıp götürdü Kobanê’ye. Ordular yönettiler, şehirleri bilinçlendirdiler, silah kuşandılar, kuşattılar ve direnişi bir yaşam soluğu haline getirerek düşmanı kırdılar. Savaşarak büyüttükleri direnişle tarih yazdılar, tarih oldular. Ancak bu savaşçıların tarihsel sorumlulukları bununla bitmedi.

Kitapsız bir halkın çocuğu olmanın acısını yüreklerinin derinliklerinde yaşayan bu kahramanlar yaşadıklarını yazarak bu tarihe tanıklık etmemişlere bir dil bırakma yolunu seçtiler. Dünya yüzünde her insanın anlatacağı bir şeyler vardır. Ancak anlatacağı şeylerin kendisinden çıkarak bir halkın, bir bölgenin ve bir çağın dili, sözü olması yazana daha büyük sorumluluklar yükler.

Kasım 2020’de Kobanê direniş komutanlarından Meryem Kobanê’nin “Kobanî Çepere Rumetê” adlı kitabı yayınlandı. Aralık 2020’de de Sefkan Kobanê’nin “Kobanê direniş güncesi” adlı kitabı yayınlandı. Tabi biz bu ikincisini henüz okuyamadık, ancak direnenlerin direnişlerini, tarihlerini bildiğimizden bu çalışmanın da bir tanıklık anlatımı olmak kadar bir tarihsel belge olduğunu, bir yürek ve akıl işi olduğunu tahmin etmek zor değildir.

Meryem Kobanê kitabı, Rojava devriminin tüm dünyayı bir kez daha aynı amaç etrafında biraraya getiren Kobanê direniş mücadelesini anlattı. Bu kitap baştan sona bir destan, mitolojiyle yarışan bir hikaye, bir gerçeğin masala dönüşmesi ve başka zamanlara emanet edilecek bir dile kavuşturulması Kobanê direniş kitabı. Şüphesiz Kobanê direnişi DAİŞ karşıtı mücadeleyle başlamıyor. Kobanê direnişi Önder Apo’nun memleketinden yola çıkarak sınır tellerine kadar geldiği, orada bir yurtseverin sınır tellerini kaldırıp Önderliğimize “geç hemşerim” sözünü duyduğu günlerde başlıyor. Oradan başladığı gibi bugün de inşa çalışmalarıyla devam ediyor. Tabi “Kobanî Çepere Rumetê” kitabı da sınır tellerinden başlıyor ve direniş günlerinde tellerin kırılmasına geliyor.

PKK’nin bir kadın devrimi olması ülkemizdeki tüm mücadelelerin rengini belirliyor. Devrimimiz kadın devrimidir, bunu tarihimizden, kadın öncü komutanlarımızdan biliyoruz, gücümüz yettiğince anlatmaya çalışıyoruz. Bu kitapta kadın özgürlük devriminin toplumsal devrime öncülük etmesi, toplumu değiştirme düzeyi önemli oranda ele alınmış. Olaylar, kişiler, toplumdan bireyler, yaşlılar, gençler ve tüm herkesin kadının direnişinden etkilenme düzeyi önemli oranda verilmiş. Bu anlamda hem yazanın kadın olması, hem kadın dilinin oranda yakalanması, hem de kadın ideolojisinin verilmesi kütüphanemiz için önemli bir kazanımdır.

Bu kitap Kürtçenin güzelliğini, edebi anlatıma imkan veren derinliğini, masalsılığını da bir kez daha ortaya koyuyor. Olay örgüsü, gerçekle karşılaştırması yaşayanların, savaşanların yargılayacağı bir durumdur. Anlatımı sade olduğu kadar basitlikten sıyrılmış, Kürt kültürel değerleriyle, tarihiyle, Kürt insanıyla ilmek ilmek örülmüş. Bitmemiş bir direnişin bir kısmını anlatan bu kitap birçok sanatsal çalışmaya ilham verecek güzelliktedir. İsteyen oradan bir destan çıkarabilir, isteyen de direnişe dair başka herşeyi. Çoğu kimsenin tanık olduğu, anlatabileceği bir dönemin böyle derli toplu ve bir ruhsal bütünlük içinde anlatımı Kürdistan özgürlük mücadelemiz açısından önemli bir kazanımdır.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Sefkan Kobanê’nin “Kobanê direniş güncesi” kitabı da direniş günleri anlatımının, Kürdistan özgürlük mücadelesinin soy değerlerinden beslenen ve Kobanê direnişinin evrenselleşen anlamına dokunan bir çalışma olduğu kesindir. Nihayetinde DAİŞ suretindeki insanlık düşmanına direnenlerin dili, yüreği ve duyguları, tüm dünyanın güzelliklerinin en süzülmüş hali olabilir ancak. Ve bu güzellik bugün tarihi yaratanların yazımlarıyla da insanlık düşmanlarını yargılıyor, yarın da yargılamaya devam edecek.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.