Kendimizi savunalım

Dilzar DÎLOK yazdı —

4 Ekim 2020 Pazar - 23:00

  • Kadınlar olarak kendimizi savunalım. Fiziksel olarak kendimizi savunmaktan tutalım zihni, kültürel, ekonomik olarak da kendimizi savunalım. Kendini savunmanın örgütlenmekten geçtiğini herşeye rağmen bilerek ve uygulayarak bu hamleyi sahiplenelim.

İnsanlığa saldırı var. Kadınlara, çocuklara saldırı var. Kürtlere saldırı var. İnsanlığın tüm deneyimlerine, değerlerine ve emeğine saldırı var. Saldırılar karşısında yapılması gereken en temel şey savunmadır. Savunma canlının varlığının bir şartıdır. Bugün bu varlık şartı öylesine yıpratılmıştır ki, tüm bu saldırılara rağmen savunma doğal bir şekilde gelişmemektedir. Adeta tüm insanlığın dişleri ve tırnakları sökülmüş ve insanlık kapısı yarım açık duran kafeslere konulmuş gibidir.

İnsanlığın savunmaya ihtiyacı vardır. Çocukların, kadınların, tüm ötekileştirilenlerin savunmaya ihtiyacı vardır. TJA’nın başlattığı kendimizi savunuyoruz hamlesi bundan dolayı yaşamsaldır. Zorunlu bir hamledir. Kendini savunmamak insan olmaktan çıkmadır. Kendini savunmak insan olmaktır. İnsan kalmak, anlamını yitirmemektir.

Kadınlar tüm saldırılara, katliamlara, tecavüzlere rağmen kendi zamanlarının anlamını yitirmemiştir. Bu sonuç, kadının özgür yaşama yatkınlığıyla bağlantılıdır. Kadının var olan, üreten, yaratan yanı kadını tanrısallaştırdığı kadar yapay tanrısallıkların da hedefi haline getirmiştir. Erkek egemenliğinin kadın üzerindeki baskıları bugün faşizmle zirve yapmaktadır. Son yıllarda DAİŞ yöntemleri diye tanımlanan yöntemlerin tüm sistemlerin gözetiminde kadın üzerinde uygulandığı, çocuklar üzerinde uygulandığı ve yaşamın olağan akışının dahi kadın için bir sistematik işkence haline getirildiği açıktır. Yaşam yaratıcısı kadına bunu yapmak, kadın değerlerine saldırmak, kadın eksenli yaşam izlerine saldırarak yok etmek ve bizzat kadınlara saldırmak, katletmek, şiddet uygulamak, tecavüz uygulamak, erkek sisteminin baskısı altında kendisi olamadan yaşamaya mahkum-mecbur etmek kadına yapılan erkek egemenlikli saldırılardır.

TJA kampanyası bu anlamda soyut ya da dönemsel değil, oldukça somut ve oldukça tüm zamanlıdır. Zamanın ve yaşamın anlamını hakettiği düzeye getirmeyi hedeflediğinden varlığın oluşumuyla bağlantılıdır, varlık bilimseldir. Bu kampanya sloganının toplumsal, kültürel, sistemsel, tarihsel ya da bilimsel olarak temelleri güçlüdür, haklıdır. Tüm kadınların istisnasız katılmasını gerektiren kapsayıcılıktadır. Kadınlar kadar tüm toplumun, kadınların öncülüğünde gelişen bu kampanyaya katılması bir varoluşsal görevdir. Çünkü faşizm sadece kadınlara saldırmıyor. Kadın anlamını taşıyan, kadın eli değen, kadın aklı değen, kadın zihniyetine dokunan tüm değerlere saldırıyor. Özcesi tüm toplumsal değerlere saldırıyor, çocuklara saldırıyor, tüm insanlık değerlerine saldırıyor. Bundan dolayı da kendimizi savunuyoruz kampanyasına tüm toplum katılmalı, kadın eksenli insanlık değerleri, kadın eksenli toplumsal değerler korunmalı, kadınlar ve çocuklar kendini korumalı, bunun için her türlü yol ve yöntemi geliştirmelidir.

Erkek egemenliğinin, devlet egemenliğiyle birleştiği, erkek aklının devlet aklıyla birleştiği, erkek hukukun devlet hukukuyla birleştiği ve aynılaştığı bir faşist tekçi sistem dayatılmaktadır topluma. Bu faşizm karşısında kadın olmak, varolmak, direnmek, özgür olmak ve özgür yaşamı süreklileştirmek büyük mücadele gerektirir. Ancak hepsinin kökeninde kendini savunmak vardır. Kendini savunamayan toplumu savunamaz, kendini savunamayan değerleri de savunamaz. Kendini savunmak Önder Apo’nun gül teorisinde ortaya koyduğu kadar sade anlamı olan, evrensel bir ilkedir, bir kanundur. Bunu yapamıyor olmak zaten insan olmaktan değil aslında canlı olmaktan çıkmadır.

Kadınlar olarak kendimizi savunalım. Kendimizi savunmanın tüm yöntemlerini öğrenelim. Fiziksel olarak kendimizi savunmaktan tutalım zihni, kültürel, ekonomik olarak da kendimizi savunalım. Kendini savunmanın örgütlenmekten geçtiğini herşeye rağmen bilerek ve uygulayarak bu hamleyi sahiplenelim. Kadın kırımına karşı özgür kadını ve özgür toplumu savunmak, faşist sistem karşısında yapılacak en anlamlı özgürlük görevidir. Faşizm karşısında kadınların yürüteceği her türlü mücadele adımı haklıdır. Özsavunmanın kutsallığı, varolmanın, özgür bir varlık olarak yaşamın ilk şartı olmasından kaynağını almaktadır. Tek bir kişinin yapacağı eylem de anlamlıdır.

Tek tek her kadının kendini savunması, bu kampanyaya katılması, özgür kadın ve özgür toplum için mücadele etmesi de anlamlıdır. Ancak dönemin karakteri gereği örgütlenmek, çoğalmak, kitlesel eylemler yapmaktır. Bundan dolayı lokal orta ölçekli eylemler kadar yüzbinlerce Kürt kadınının öncülüğünde tüm kadınların meydanlara çıkarak kadın özgürlük mücadelesini meşrulaştırması, yaratıcı ve etkili eylemleriyle faşizmi ezmesi ve bu meşruluğu tüm dünyaya duyurması gerekir. Bu anlamda KJK Koordinasyonunun duyurduğu kampanyayı özgürlük ruhuyla sahiplenmek, eylemsel kılmak, bu kampanyanın yaşamsal dili olmak tüm kadınların özgürleşmesinde önemli bir adım olacaktır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.