“Daha fazla Miştenûr” 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

21 Kasım 2022 Pazartesi - 09:00

  • Şimdi “Kobanê Ruhuyla Kurdistan’ı savunma” zamanıdır. Miştenûr Tepesini yenemediniz. Yenemezsiniz. Kürt’e öğrettiğiniz sadece şudur: Bir Miştenûr Tepesi yetmez. Daha fazla Miştenûr…
  • Rojava’ya bu saldırı Erdoğan rejiminin DAİŞ’le birlikte uğradığı büyük yenilginin intikamını alma yeltenişidir. İstiklal Caddesinde patlayan bomba bu saldırının aptalca düzenlenmiş bir bahanesidir. 
  • Kasım zaferinin sekizinci yılında, yine bir Kasım ayında Kobanê saldırıya karşı direniyor. Artık Erdoğan rejimi DAİŞ’in arkasına saklanamıyor. Çünkü DAİŞ yenildi. “Saldırgan çıplak.” O günlerden en önemli fark budur. 


“Suriye’ye üç adam gönderir, Türkiye’ye sekiz füze attırırım, savaş bahanesi yaratırım” diyen kafa, İstiklal Caddesi’ne zavallı bir kadını gönderdi, DAİŞ türevi çetelere bomba attırdı ve Rojava’ya saldırı bahanesini böyle yarattı.

Ne zaman?

2022 yılının 20 Kasımında…

Saldırının ilk hedefi neresiydi? Miştenûr tepesiydi.

Rojava’ya bu saldırı Erdoğan rejiminin DAİŞ’le birlikte uğradığı büyük yenilginin intikamını alma yeltenişidir. İstiklal Caddesinde patlayan bomba bu saldırının aptalca düzenlenmiş bir bahanesidir.

O halde tarih kitabını açalım ve okuyalım:

DAİŞ, 2014’ün Ekim ayında, Kobanê’ye karşı stratejik saldırıya geçmiş, Miştenûr Tepesi’ni zapt etmişti. Şehir merkezine 100 metre yaklaşmıştı. Ertesi sabah doğu mahallerinden şehre girdi. Ekim ortasında DAİŞ şehrin yarısını ele geçirmişti. Erdoğan o gün “Kobanê düştü, düşecek” diyerek, DAİŞ’in zaferini ilan etmişti.

Sonra mucize gerçekleşti.

Ve…

Kasım 2014’te YPG ve onun yardımına koşan HPG gerillaları Miştenûr tepesine Rojava sancağını dikti. Miştenûr tepesi kurtulmuştu. Bu zafer DAİŞ’in yok oluşunun başlangıcı ve Türk yayılmacılığının “Stalingrad’ı” oldu.

Tekrar soralım: Ne zaman? Kasım 2014’de.

Dün, zafere yürünen en büyük günün sekizinci yıldönümüydü. Ve Erdoğan güruhu, bu Kasım ayında Miştenûr Tepesi’ne saldırdı. Barışçı özerk yönetim, o tepeye bir “zafer anıtı” dikmemişti. Pandemiye karşı, abluka altında yaşayan Kobanê halkını Korona virüsüne karşı savunmak için, Miştenûr Tepesi’ne dikilen zafer bayrağının yerine Korona Hastahanesi inşa etmişti.

Türk Devleti DAİŞ’in intikamını işte bu zafer tepesinde, Korona Hastahanesini bombalarla yerle bir ederek almaya kalktı.

Rojava devriminin sözcüleri dünden beri, özellikle Koalisyon güçlerini uyarıyor. Türk devletinin bu saldırısıyla DAİŞ’i yeniden insanlığın üstüne sürmeye kalktığını duyuruyor. Ve Türk devleti de bu niyetini saklamıyor; DAİŞ’in yenildiği tepede, tıpkı DAİŞ çeteleri gibi bir sivil hedefe, sivil hedeflerin en hassas noktasına, insan sağlığı için kurulmuş bir binaya saldırarak amacını arsızca ilan ediyor.

O günlerin şahitlerinden biriyim. Günlerce Miştenûr Tepesi’nin birkaç yüz metre gerisinde, Suruç köylüleriyle ve dünyanın dört yanından gelen gazeteci ve gözlemcilerle birlikte o tepenin etrafındaki savaşı izledim. Minarenin şerefesinden elinde dürbünle savaş alanınında ne olup bittiğini izleyen, sonra DAİŞ çetelerinin saldırı hazırlıklarını Kobanêli savaşçılara “akıllı telefonuyla” bildiren Melle ile birlikte Miştenûr tepesinde dalgalanan zafer bayrağını selamladım.

O günlerden bu yana sekiz yıl geçti. Kasım zaferinin sekizinci yılında, yine bir Kasım ayında Kobanê saldırıya karşı direniyor. Artık Erdoğan rejimi DAİŞ’in arkasına saklanamıyor. Çünkü DAİŞ yenildi. “Saldırgan çıplak.” O günlerden en önemli fark budur. O sıralar Erdoğan “saklanıyordu”, bir yandan “Kobanê ha düştü ha düşecek” diyordu, bir yandan da Koalisyon güçlerinin baskısıyla kendisinden ABD’nin istediklerini yapıyordu. Şimdi karanlıktan çıktı. “DAİŞ demek ben demek” diye itiraf ediyor.

Başka değişimler de var. Kobanê’de DAİŞ’in tank, top birliklerine karşı elde kalaşnikofla binlerce şehit verme pahasına savaşan gerilla, neredeyse yüzbinlik bir orduya dönüştü. O günlerde onbinler halinde Türkiye’ye sığınan Kobanêli siviller ve özellikle kadınlar elde silah Erdoğan’ı bekliyor.

Kurdistan parçalarındaki ve dünyadaki sivil kadın ve erkek Kürtlere gelince… Onlar Kobanê’yi nasıl savunmak gerektiğini nice şehit ve yaralı vererek, nicesi zindanlarda işkence çekerek çok iyi öğrendiler. Binlerce yıldır unutulmuş Kurdistan’ı dünyaya tanıttılar. Birleşmiş Milletler Kobanê gününü kutluyor. Dünya kadınları Kürtçe haykırıyor: Jin Jiyan Azadî.

Bu sivil halk HPG savaşçılarına karşı Türk ordusunun kullandığı kimyasal silahları susturma aşamasına doğru yürümekte. İlk büyük başarıyı, Irak hükümetini “kimyasal silahlarla ilgili araştırma komisyonu kurmaya mecbur ederek” kazandılar. Şimdi bu başarıyı güvenceye almak,  komisyonun Türkiye’nin baskısıyla Erdoğan rejimini “temize” çıkarmasını önlemek için dünya hekimlerine “Irak’a gidin, Komisyona katılın” çağrısı yapıyor.

İstiklal’de patlayan bombanın bir devlet provokasyonu olduğu ortaya çıktı. Erdoğan’ın “kimyasal” suratı tüm halkların elindeki pankartlarla dünya sokaklarında dolaştırılıyor.

Saray rejiminin temelleri sallanıyor. “Ha yıkıldı, ha yıkılacak.”

Şimdi görev ordunun hava saldırısını kara saldırısına dönüştürmesini önlemektir.

Kara saldırısını önleyecek kuvvet Rojava’da, Kurdistan’ın bütün parçalarında ve dünyada var.

Şimdi “Kobanê Ruhuyla Kurdistan’ı savunma” zamanıdır.

Miştenûr Tepesini yenemediniz. Yenemezsiniz.

Kürt’e öğrettiğiniz sadece şudur:

Bir Miştenûr Tepesi yetmez.

Daha fazla Miştenûr…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.