İran savaşı ve silahsızlandırma

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Kürt Özgürlük Hareketi'nin gerilla güçleri, bir yıl önce nispeten önlenebilir bir ihtimal olan İran’a karşı savaş kapıya dayanmışken silahsızlanabilir mi?

Başkan Öcalan’ın geçen yıl Şubat ayında başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci, ufukta beliren dünya savaşının yeni aşamasında, her şeyden önce Türkiye’yi ve Kürdistan’ı savaş dışında tutmaya dönük bir stratejiydi. Henüz ABD ve İsrail, Türk devletini İran’a karşı savaşta “ortak” yapamamıştı. Bu durumda Türk ordusu ile gerilla arasındaki savaşa son vermek; Rojava, Başur ve Rojhilat parçalarıyla ittifak İran’a karşı bir kara harekatını önleme imkanı yaratacaktı. Böyle bir ittifak sağlandığı zaman, kimi AKP’liler de içinde muhalefet TBMM’de tıpkı ikinci Basra savaşı esnasında olduğu gibi ABD ve İsrail’in Türkiye’yi İran’a karşı savaşa sürüklemesine direnebileceklerdi.

Başkan Öcalan, böyle bir direnişin gerçekleşebilmesi için hayati önemde bir inisiyatif almış oldu, ancak Amerikan ve İsrail yanlısı devlet içi güçler, çözüm sürecini zamana yaydılar; ve Rojava’ya dönük saldırılarla birlikte çözüm sürecini esas olarak PKK’nin silahsızlandırılması hedefiyle sınırladılar. Öyle görünüyor ki; bu, bir yıllık zaman içinde Erdoğan, Trump’la yaptığı ve kendi iktidarını sağlama alma amaçlı müzakereler sonunda İran’a karşı savaşta Türkiye topraklarını ve Türk ordusunu kullandırma konusunda anlaştı.

Türkiye, ordusuyla savaşa katılır mı?

Geçtiğimiz gün prestijli yayın organı Bloomberg'in yaptığı ve ardından Türkiye’nin itirazları üzerine internetten kaldırdığı haberinde, Türk devletinin İran’a karşı savaşa katılacağını, Konya’daki askeri hava üslerinin bu amaçla kullanılacağını açıkladı. Şurası çok açık: Eğer ABD, yakın bir zamanda İran’a savaş açarsa NATO’nun 5. maddesi gereği Türk devleti savaş dışında kalamaz. Zaten İran, daha şimdiden ABD’nin saldırısı durumunda Türkiye’deki Amerikan üslerini vuracağını açıklamış bulunuyor. Türkiye topraklarına böyle bir saldırının sonunda Türk devleti, İran’a karşı savaşa sürüklenecektir.

Bir de şu var: Eğer ABD’nin hava kuvvetleri ve füzeleriyle vurmasına karşı İran, direnir ve ABD üslerine karşı saldırıya geçerse bu yıpratıcı savaş uzayabilir ve bunu sonlandırmak için kara harekatı kaçınılmaz olabilir. Böyle bir kara harekatını, İsrail ordusu gerçekleştiremez. ABD ise İran ordusuyla ABD ordusunun savaşını göze alamaz. Bu durumda İran’a karşı kara harekatında tek seçenek İran’la sınırdaş olan Türk ve Azerbaycan ordularının kullanılmasıdır.

Bahaneler üretiliyor, işaretler veriliyor

Daha şimdiden Rojhilat’da PJAK dahil, 5 partinin ittifak yapması üzerine, örneğin Yeni Şafak gazetesinde Türk devletinin Rojhilat’a karşı saldırıya geçmesi yönünde propaganda başladı. Bu propaganda, İran’a karşı savaş bahanesi yaratmaya dönüktür.

Diğer yandan TBMM Komisyonu raporunda silahsızlanmanın “sınır ötesinde” de geçerli olduğuna dair satır aralarındaki kurnazlık, iktidarın Başûr’daki işgalini genişleteceğine dair ciddi bir işarettir.

Şimdi silahsızlanma Kürtler için intihar mı?

Bu durumda ortaya şu soru çıkıyor: Silahlı mücadeleye son veren ve PKK’yi fesheden Kürt Özgürlük Hareketi'nin gerilla güçleri, bir yıl önce nispeten önlenebilir bir ihtimal olan İran’a karşı savaş kapıya dayanmışken silahsızlanabilir mi?

Ben bu soruya cevaben “silahsızlanamaz” diyeceğim. Tekraren söylüyorum: Silahlarını Türkiye’ye çevirmeyecektir, fakat İran’a karşı savaş koşullarında Kürdistan parçalarını savunmak zorunda kalacaktır. Şu nedenle: Eğer Türkiye savaşa girerse savaşın merkezi Bakur, Başûr ve Rojhilat, az sonra da Rojava olacaktır. Tarafların orduları karşılıklı olarak Kürdistan topraklarına girecektir. İran, Bakur’daki Türk ordusunu; Türkiye Rojhilat’taki İran ordusunu vuracaktır. Biri güneyden, diğeri doğudan Başûr topraklarına gireceklerdir. Silahsızlanma söz konusu olduğunda Kürt halkı, bu iki devletin Kürdistan topraklarında savaşmasını, Kürdistan şehirlerinin yıkılmasını nasıl önleyecektir?

Silahsızlanma, şu aşamada Kürt halkı için intihar olur. Buna karşılık gerilla güçlerinin varlığı, her iki devletin kara harekatıyla savaşmasını caydırıcı bir faktör olarak barış etkenidir. Gerillanın varlığı koşullarında savaşın yıkımıyla zayıflayacak olan her iki devlet, “bölünme” riskini büyük ihtimalle göze alamayacak, böyle bir savaştan belki de uzak durma zorunda kalacaktır.

Savaşa girmesi nasıl önlenebilir?

Şu anda eğer Türk devletinin içinde İran’a karşı savaşın yıkıcılığını kavrayan bir kanat varsa “silahsızlanmanın” adını bile anmamalıdır. Artık silahsızlandırma, Türk devleti için bir güvenlik sorunu olmaktan çıkmış; gerillanın varlığı, devletin savaş dışında kalmasının teminatlarından biri haline gelmiştir.

ABD ve İsrail’in Türkiye’yi yıkıma sürükleyecek bir savaşa sürüklemesi, Türk devletinin sınırları dışında mevzilerini koruyan gerilla güçleriyle barışmasına bağlı olarak önlenebilir. Gerillanın silahı, bir yıldır Türk devletine çevrilmedi. Askeri anlamda Türk ordusu ile gerilla arasında barış yürürlüktedir. Bu barışın teminatı da özgürlüğüne kavuşacak olan Başkan Öcalan’dır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.