Bayramlar ve Türkiye'nin tercihi
Veysi SARISÖZEN yazdı —
- İsrail iktidarının, Türkiye’yi sürükleye sürükleye savaş alanına götürmesine karşı sadece üç çözüm alternatifi var. AKP-MHP, bunun dışında savaşa sürüklenmekten kurtulamaz.
Bugün İslam aleminin Ramazan Bayramı. Bir çok evde babalar ve anneler çocuklarına bayramlık elbise alamamanın hüznüyle, “bayram benim neyime, kan damlar yüreğime” türküsünü çocuklarına belli etmeden içlerinden söylüyor. Zindanlardaki Kürt mahpuslar, CHP’liler, en çok da hasta tutsaklar bir başka türküye durmuşlar: Mapusane çeşmesi yandan akıyor yandan, mahpusluk bir şey değil, ayrılık var bir yandan… Newrozlarda türküler marşlara dönüşüyor: “Ey Reqîb!” PKK bayrakları, Öcalan posterleri yükseliyor. 19 Mart darbesine karşı CHP mitinginde halk korosu hep bir ağızdan “ne bir haram yedi, ne cana kıydı, kimseler duymadan hükümler giydi, yiğidim aslanım orda yatıyor” türküsünü söylüyor.
Evler, zindanlar ve alanlar… Sanki birbirlerinden habersizler gibi, kendi dertlerinde, kendi öfkelerinde, kendi hedeflerinde. Oysa evlerin bacalarına baykuşlar tünemiş. Zindanların ve alanların üstünde kara buluklar kümeleniyor. Savaş bulutları.
Ve…
Türkiye adım adım ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşa doğru sürükleniyor. Pentagon, Kürecik’teki üssünden sonra İncirlik üssüne de üç füze kalıntısını bahane ederek Patriotları yerleştirdi. Bununla eş zamanlı olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye üzerinden büyük olasılıkla İran’a karşı sevk edilecek silahların “transit geçişine” izin veren bir kararnameyi imzaladı. Patriotlar ve bu kararnameyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti savaşta “taraf” haline geldi. Bundan sonraki adım, eğer önlenemezse Türkiye’nin savaşa fiilen bulaşmasıdır.
Şu gelişmeye dikkatinizi çekmek isterim. Bildiğiniz gibi Amerikan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent görevinden istifa etmişti. Geçen gün verdiği röportajda, “Kararları ve zamanlamayı İsrail belirledi, biz ise sadece onların başlattığı yangına sürüklendik" dedi. Daha vahimi ise Joe Kent, çalışma arkadaşı Charlie Kirk’in İran savaşına şiddetle karşı çıktığı için öldürüldüğünü de söyledi. Belli ki İsrail istihbaratı yalnız Hamaney gibilerini değil, ABD topraklarında savaş karşıtı devlet görevlilerini bile öldürerek ve belki de Epstein dosyasını kullanarak Trump’ı “ikna etmişe” benziyor.
İsrail iktidarı, halatla bağlı ABD markalı bir TIR’ı İran’a doğru sürüklüyor. TIR’ın dümeninde Trump. Aynı İsrail, egzozu patlamış, balataları sıyrılmış, karbüratörü su kaynatan ve dümeninde Erdoğan’ın oturduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin TOGG’una neler yapmaz. Cumhuriyet yazarı Mehmet Ali Güller dünkü yazısında, “Ankara, savaşın başından bu yana 'kontrollü bir dengecilik' izliyor. Ama Ankara’da bazı kesimlerin, Türkiye’yi ABD’nin yanında pozisyonlamak istediği anlaşılıyor. Siyasi iktidar içinde de bürokrasi içinde de dengeyi ABD lehine bozmak isteyenlerin olduğu ortada. Nitekim patriot kararı da buna işaret ediyor. Savaş uzadıkça ABD’nin Türkiye’ye baskısı artacak. O nedenle bagajı fazlasıyla yüklü iktidarın yeni bir yanlış yapmasını önleyebilmek bugün kritik önemde.”
Güller, tehlikeyi olanca açıklığı ile saptamış. Ama “iktidarın yeni bir yanlış yapmasını önleyebilmek” için “ne yapmalı sorusuna yanıt vermemiş. Mesela, iktidar şu anda sürmekte olan bizim Barış ve Demokratik Toplum'; Erdoğan’ın "Terörsüz Türkiye" dediği süreçte “yanlış” yaparsa, HPG Komutanı Karayılan’ın ihtimal olarak dile getirdiği savaşı yeniden başlatırsa hem Bakur’da, hem de Rojhilat ve Rojava’da Kürt örgütlerini İsrail ile ittifaka zorlarsa ne olur? Sözünü ettiğim sürece karşı olumsuz tutum takınan Güller’in bu soruya cevap vermesi gerekir.
İsrail iktidarının, Türkiye’yi sürükleye sürükleye, tıpkı ABD gibi savaş alanına götürmesine karşı sadece üç çözüm alternatifi var:
* Öcalan’a özgürlük temelinde barış ve demokrasiye yönelmek,
* AKP-CHP meydan savaşını sonlandırmak,
* “İç cepheyi” de TBMM’deki tüm partilerin “ortak hükümeti” ile güçlendirmek.
Bu alternatiflerin dışında AKP-MHP koalisyonu, Trump’ın bile İsrail’in dayatmaları karşısında direnemediği savaşa sürüklenmekten kurtulamaz.
Oysa söz konusu alternatiflere yönelmenin bütün şartları var. İşte Newroz alanlarında ve 19 Mart yıl dönümü protestolarında alanları dolduran milyonlar. Bu milyonlar birleştiğinde doğacak güç ile Bahçeli’nin savaş karşıtı çizgisi etrafında birleşen güçler arasındaki ittifak, AKP’nin “yanlış” yapmasını önleyebilir. Devletin içinde, Güller’in sözünü ettiği savaş yanlısı bürokratların provokasyonları boşa çıkartılabilir.
Zaman daralıyor. Sakın İsrail iktidarını küçümsemeyin.
