İç cephede savaş, dış müdahaleyi çağırır

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • “Herkes Türk'tür” diyerek ve iktidarda kalabilmek için CHP’ye savaş açarak “iç cepheyi” nasıl güçlendireceksiniz? İç cephesi parçalanmış olan İran’ın başına gelenden bir an önce ders alın.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı'nda önemli bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: “Terörsüz Türkiye hedefine dudak büken aymazlar, ne yaptığımızı, neyi amaçladığımızı daha iyi görüyor musunuz? Türk-Kürt kardeşliğine yaptığımız samimi ve sahici çağırıyı utanmadan çarpıtan, PKK’nın kurucu önderliğinin 27 Şubat çağrısına her zaviyeden saldıran mayası ve meşrebi karışık zihniyetler, çevremizdeki ateş çemberinden herhangi bir sonuç çıkarıyor musunuz?”

Bu sert çıkış, Türk devletinin neden İmralı kapısını çaldığını mükemmel bir açıklıkla anlatıyor. Türkiye, kaotik türbülansın içine girmiştir. Bir NATO üyesi olan Türkiye’nin, ABD ve İsrail tarafından başlatılan İran savaşının dışında kalması, eğer bu savaş son gelişmelerin de gösterdiği gibi, uzar ve tüm Ortadoğu’ya yayılırsa kesinlikle mümkün olmayacaktır. Savaşın son bulmasının havadan bombalamayla gerçekleşmediği ortaya çıktığı gün, kara harekatı kaçınılmaz olacaktır. Daha şimdiden böyle bir kara harekatında Türkiye’yi kullanma yönünde CIA ve MOSSAD kamuoyuna provokatif bilgiler sızdırmaya başladı. Sızdırılan haberlere göre; Trump’ın Barzanî ve Talabani ile görüştüğü, Pêşmerge güçlerinin İran’a karşı harekete geçeceği, buna Rojhilat’ta PJAK’ın da katılacağı, bu amaçla ABD ve İsrail’in, İran-Irak sınırlarındaki İran kuvvetlerini bombalayarak zayıflattığı iddia ediliyor. Bu sızdırılan haberlerin temelinde de İran’ın bölüneceği ve Kürtlerin İran’da statü kazanacağı yorumları yapılıyor. Buna kanıt olarak PJAK da içinde 5 Rojihalatê Kurdistan partisinin geçenlerde ilan ettiği Kürt ittifakı gösteriliyor.

Türk devletini kışkırtmak için

Habere ve yorumuna bakan her analizci, bunun Türk devletini kışkırtmak amaçlı olduğunu bir okuyuşta anlar. Büyük ihtimalle gerek sahte haber sızdıranlar, sadece sızdırmakla yetinmeyip  “inandırıcı ve kışkırtıcı” kılmak üzere aldatıcı somut adımlar da atıyor. Belki Irak Şii rejimi ile Başûrê Kurdistan'ı savaşa sürükleyecek adımlar atmaları da ihtimal içindedir. İran’da Kürt-Fars, Irak’ta Kürt-Arap çatışması, ABD ve İsrail’in savaş planlarının bir uzantısı olabilir.

Evet. Her şey çok berbat olabilir. Türk devleti, bu tür provokasyonlara gelebilir mi? “Doğu sınırlarımızda bir terör devletine izin veremeyiz” diyerek İran toprağı olan Rojhilat’a tıpkı Suriye’de yaptığı gibi saldırabilir mi? Devlet adına konuşan Bahçeli bunun İran’la savaş anlamına geleceğini belli ki biliyor, ancak Erdoğan bilse bile böyle bir maceraya kalkışabilir mi? Kalkışmak istemese bile kalkışmak zorunda kalabilir. Amerika’da kimi yorumcuların, bu savaşın bir sebebi olarak Epstein dosyası nedeniyle Trump’ın “şantajla” karşı karşıya olduğunu iddia ettiklerini, ihtiyatla karşılasak bile, hesaba katmalıyız. Benzer “şantajın” Erdoğan’a karşı, onun “suç dosyaları” açılarak yapılma ihtimali hiç de yabana atılacak bir ihtimal değildir. Öyle ya da böyle, eğer bir kara harekatı zorunlu olursa ABD’nin Türkiye’yi bu harekata katılmaya bütün gücüyle zorlayacağı açıktır. NATO’nun 5. maddesi anında gündeme getirilecektir. Trump kara harekatından söz etmeye başladı bile.

Bahçeli, tehlikeye girdiğini gördü

Bahçeli’nin benim bu yüzeysel analizimden çok daha kapsamlısını devletin istiharat bilgileri temelinde yaptığı açıktır. Yılların PKK düşmanı Bahçeli’nin bu konuşması, aniden Başkan Öcalan’a ya da Kürt halkına olan “sevgisinin” göstergesi değil, Türkeş’in de işaret ettiği Türk devletine çok sıkı bağlarla bağlı olmasının sonucudur. Devletin tehlikeye girdiğini görmüş, bu dış tehlikeye karşı “iç düşmanı"yla barışma yoluna gitmiştir.

Bahçeli nasıl devletinin tehlikeye girdiğini gördüğü için Öcalan ile barış yoluna gittiyse, Başkan Öcalan da dört parça Kürdistan’ın bir kere daha dünya savaşının kurbanı haline gelmemesi için Türk devleti ile barış yolunda tarihi adımlar atmıştır.

İran savaşı, Bahçeli’nin atıfta bulunduğu 27 Şubat deklerasyonuyla ne yapılmak istendiğini dramatik bir şekilde gözler önüne sermiştir. Sermiştir ve hem Bahçeli’nin hem de Erdoğan’ın bu durumdan çıkış olarak “iç cepheyi kuvvetlendirme” çağrılarının pratikte ne alemde olduğu ise bakanları hayrete düşürüyor. AKP-MHP koalisyonu, ebedi ve ezeli düşmanları “Kürt halkıyla barışmaktan söz ederken, Türk halkı içinde “siyasi meydan savaşını” akıl almaz biçimde tırmandırıyor. Kürt halkı ile “kardeşlik” sözleri, binlerce Kürt'ün hapiste olmasıyla ve belediyelerdeki kayyumların varlığıyla keskin bir çelişki içindedir. Barış ve Demokratik Toplum süreci, Meclis Komisyonu raporunun diline, sorunu “silahsızlandırma” gibi saçma bir hedefle sınırlandırmasına bakıldığında, bir milim ileriye gitmemiştir. İleriye gitmek üzere “kapıyı aralamış” ama devlet kapı eşiğinden tek bir adım atmamıştır.

Gaflet ve dalalet içinde olanlar

AKP-MHP koalisyonu, böyledir de CHP’nin içindeki ve medyasındaki azılı ulusalcılar nasıldır? İran savaşının ateşleri neredeyse Türk devletinin bacasını sarmak üzereyken bu azılı ulusalcılar, hem CHP Genel Başkanı’na hem de Başkan Öcalan’ın geçtiğimiz Şubat ayı açıklamasına Bahçeli’nin dediği gibi arsızca saldırıyorlar. “Türkiye’nin kurucu önderi” Atatürk’ün sözleriyle ifade edersem, “PKK’nin kurucu önderi” Öcalan’ın ve beka sorunuyla yüz yüze kalan devletin “demokratik uzlaşma” gayretleri karşısındaki bu tutumların sahipleri “gaflet ve dalalet içindedirler.”

“Türk değilim Kürt'üm” diyenlere karşı “herkes Türk'tür” diyerek ve iktidarda kalabilmek için CHP’ye savaş açarak “iç cepheyi” nasıl güçlendireceksiniz? Bizans yıkılmak üzereyken “meleklerin cinsiyetini” tartışan papazlardan zırnık farkınız yok.  İç cephenin güçlendirmesiyle ilgili aklıma gelenleri geçen yazımda dile getirdim. Burada, dile getirdiklerimin en önemli olanını tekrar edeceğim: Başmüzakereci Öcalan’ı ve Cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu’nu hemen yarın serbest bırakın. Hem Türk-Kürt ittifakı hem de Türkler arasında “normalleşme" ile iç cepheyi bu adımlar bir gün içinde kuvvetlendirecektir. Savaş badiresi atlatılsın, herkes kendi yoluna gitsin. İç cephesi parçalanmış olan İran’ın başına gelenden bir an önce ders alın. İç cephesi çökenin dış cephesi de çöker.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.