Diriliş Bayramı’nın 40. yılına hazırlık

Veysi SARISÖZEN yazdı —

  • Bir tarihi olayın yıldönümü kampanya tarzında kutlanmalı, daima örgütün bir numaralı gündemine bağlanmalı, ancak kampanyanın başarısı “nicelikçe ölçülebililr” olmalıdır.

15 Ağustos Diriliş Bayramı’nın 39’uncu yılı geride kaldı. Bir yıl sonra bayramın 40’ıncı yılı kutlanacak.

Tarihi günlerin kutlanmasında “yuvarlak” tarihler çok önemlidir. Hatta denilebilir ki, yuvarlak olmayan yıldönümlerini her yıl “kitlesel ve görkemli” kutlama çabaları, bir süre sonra kutlamaları “rutin” haline getirerek zayıflatma riski yaratır. Yurtdışında bu yılki kimi kutlamalar akla bu riski getiriyor.

Üstelik Kürt Özgürlük Hareketi’nin tarihi öylesine kutlanmaya değer olaylarla doludur ki, bunları her yıl aynı kuvvetle kutlamak, kitleleri bu kutlamalar yönünde mobilize etmeye çalışmak örgütlerin güncel gelişmelerle ilgili eylemlerini zora sokabilir. Bu kutlamaların bir listesini çıkarırsak durumu kolayca anlayabiliriz.

Elbette bütün önemli yıldönümleri yuvarlak tarihler olsun olmasın kutlanmalıdır. Çünkü bu kutlamalar “tarih bilinci” yaratmak bakımından zorunludur da. Ancak asıl mobilizasyon beş yıllık aralarla yapılabilir. 40’ıncı, 45’inci, 50’nci v.s. yıldönümleri gibi. Bu yuvarlak yıllar dışındaki kutlamalar o günle sınırlı olmalıdır. Aşırı hedeflere bağlanmamalı.

“Yuvarlak tarihlere” gelince, örneğin şimdi geride bıraktığımız Diriliş Bayramı’nın önümüzdeki 40’ıncı yıldönümüne hemen şimdiden hazırlanmak gerekir. 

Bir tarihi olayın yıldönümü kampanya tarzında kutlanmalı, daima örgütün bir numaralı gündemine bağlanmalı, ancak kampanyanın başarısı “nicelikçe ölçülebililr” olmalıdır.

Kampanyanın somut amacı saptanır: Amaç, diyelim ki, illegal ifadeyle  “Öcalan’a özgürlük için gerillaya bin katılımdır.” Legal ifadeyle “Öcalan’a özgürlük için bin profesyonel devrimcidir.”

“Kampanya” niteliğinde bir kutlama, tüm örgütün ve medyanın bütün güçlerini adım adım seferber etmeyi gerektirir.

İlk iş kampanyanın ne zaman başlayacağını, ne zaman sonlanacağını saptamak olmalıdır.

Kampanya üç aylık bir süreyi kapsayacaksa, bu üç ay hemen şimdiden en kaba haliyle planlanmalıdır. Bu planlamayı başlangıçta, yani üç aylık kampanyadan çok önce, örneğin Diriliş Bayramı’nın 40’ıncı yılı kampanyasını örgütleyeceksek, hemen şimdiden kurulacak bir komite yapar. 

Bu komite kampanyayı aşağıdaki şekilde planlar.

İlk bir ay, propaganda dönemidir. Bu amaçla ilk iş olarak dar toplantılarda konuşacak ve medyada bu konuyu işleyecek propagandacılar şimdiden görevlendirilir ve eğitimden geçirilir. Burada amaç örgütü ve sempatizanları mobilize etmektir.

İkinci ay, ajitasyon dönemidir. Bu amaçla kitle içinde çalışacak ajitatörler ilk iş olarak şimdiden görevlendirilir ve eğitimden geçirilir. Burada amaç kitleleri eylemlere hazırlamaktır.

Üçüncü ay, az sayılı eylemlerden, giderek çok sayılı eylemlere geçme dönemidir. Bu amaçla eylem organizatörleri ilk iş olarak şimdiden görevlendirilir ve eğitimden geçirilir. Burada amaç kitleleri militanlaştırmaktır.

Kampanya küçükten büyüye doğru aşamalar halinde planlanır. Son gün, yani 15 Ağustos zirvedir, milyonluk birkaç mitingtir. Burada amaç  “Öcalan’a özgürlük” şiarıyla bağlanacak olan gerillanın kitle bağını güçlendirmek, o kitlenin içinde katılımı yükseltmektir.

Zirveden sonra örgütlerde ve medyada kampanyayı değerlendirme, kazanımları saptama, zayıflıkları eleştiri ve özeleştiri yoluyla ele alma çalışmaları yapılır. Böylece kampanya sonuçlandırılmış olur.

40. yıl kampanyasının düşünsel hazırlığı için bir “kitap” önerisi yapabilirim. Bu kitabın içeriği “Diriliş Bayramı’nın 40. yılında gerilla tarihi ve Önder Öcalan’ın rolü” olabilir. 

Yurtdışında böyle bir kitap legal olarak basılıp dağıtılabilir. Ancak Türkiye’de basılsa da kısa zamanda toplatılır. Belki toplatma kararından önce kitabın on binlerce nüshasının okurun eline geçmesi alınacak tedbirlerle sağlanabilir. Ancak ben bunun yanında kitabın “illegal basılıp yayılmasını” da öneririm. Bu, gizli örgütün refleksini güçlendirecek bir yöntemdir. Daha önceden her yurtsever “evinin” çağdaş birer “İskra yer altı matbaası” olabileceğini yazmıştım. Bu matbaa bir bilgisayar ile bir printerden ibarettir. Önümüze yine “nicelikçe ölçülebilir hedef” koyarız. Abartarak yazıyorum, “bin yurtsever evinde bin matbaa ve her matbaada bin kitap” hedefine kilitleniriz. Siz hedefi küçültebilirsiniz. Gerçekçi olursak rakamlardan birer sıfırı atabiliriz. Yurtsever ürettiği yüz kitabın bir kısmını en güvendiği çevresinde dağıtır, elinde kalanları da saptadığı adreslere özel kargo şirketleriyle postalar.

Bu çalışmanın kendisi örgütü 40. Yıl kampanyasına hazırlar. İllegal çalışma deneyini zenginleştirir.

Kitap kampanyanın başladığı ilk gün dağıtıma girer. Propaganda dönemi bu kitapla başlar. Bu kitabın içinden ikinci dönem için yüzlerce ajitasyon malzemesi çıkarılır. Şöyle örnekler verilebilir: “Gerilla neden yenilmez, ordu neden yenemez, çünkü…” “Kesin zaferin formülü: Gerilla savaşı artı serhıldan artı parlamenter başarı eşittir devrimci halk savaşı”, “Cinsiyet özgürlükçü paradigmanın pratiği: Kadın gerilla ordusu”… Başlıklar sayısız arttırılabilir.

Bu yazı benim kendi tecrübemin ve bu tecrübenin başarısız yanlarına yönelik eleştirilerin ışığında yazılmıştır. Amacı yazılanların uygulanması değildir. Konu üstünde düşünmeye belki hizmet eder diye yazılmıştır. Bir hayli uzağında olduğum Türkiye’nin somut şartlarında ne kadar isabetli bir yazı olduğunu iddia edemem. Önerilerim eleştirilir ve hatta “işe yaramaz” sayılsa bile, eğer aynı konu hakkında farklı görüşler ortaya çıkarsa bu yazı amacına ulaşmış olacaktır.

Yeter ki tarihi kutlama günlerine “rutin” ve belki de “bürokratik” yaklaşım sona ersin…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.