Gerillaya gitmesin diye askere gidenin acı sonu

Veysi SARISÖZEN yazdı —

2 Ağustos 2020 Pazar - 23:00

  • Kürt gencini kendi elleriyle Türk ordusuna teslim eden büyüklerine birkaç sözüm olacak. Savaşın bu kadar ahlaksız boyutlara ulaştığı şu dönemde evlatlarınızı neye güvenerek Türk ordusuna teslim ediyorsunuz? 

Şu haberi okuyalım: İzmir Aliağa Kapalı Cezaevi’nde kısa dönem askerlik yapan Jandarma Er Osman Özçalımlı, bu sabah 05.00 civarında ölü bulundu. 


Kars Digor Kaymakamı, İlçe Emniyet Müdürü ve İlçe Jandarma Komutanı, Özçalımlı’nın ailesine giderek, çocuklarının kalp krizinden öldüğü bilgisini verdi. Bunun üzerine baba Ahmet Özçalımlı ve çevredeki yurttaşlar duruma tepki gösterdi. Baba Özçalımlı oğlunun önceki gece ve dün gece kendisini aradığını, ölümle tehdit edildiğini anlattığını söyledi. 


Gazete Duvar'da yer alan habere göre Baba Özçalımlı, şunları söyledi: 


“Oğlum bana ‘Baba beni sıkıştırıyorlar ve bana vatan haini diyorlar. Bana tuzak kuruyorlar benimle uğraşıyorlar’ dedi. Ben cezaevini aradım, kendi imkânlarımla Abdullah adlı bir uzman çavuş ile görüştüm. Oğlumun durumunu anlatım. Bana ‘Siz merak etmeyin’ dedi. Sabah bize ölüm haberi geldi. Biz cenazemizin olduğu yeri öğrenmek istedik. Kaymakama gittik. Kaymakam bize ‘Oğlunuz kalp krizi geçirmemiş de olabilir. Başka yolardan ölmüş olabilir’ dedi. Kars merkeze gelen Yarbay bize ‘Oğlunuzun kaldığı koğuş 3’üncü katta ve cenazeyi sabah 05:00’te görmüşler. Düşmüş olabilir. Başını bir yere çarpmış olabilir’ dedi. İzmir’de çevre illerde bulunan akrabalarımız cenazenin olduğu Adli Tıp Kurumu morguna gittiler. Onlara ‘3’üncü kattan düşmüş diye teyit edildi’ demişler. Kaymakam da köye gelip ‘Taşkınlık çıkmasın diye kalp krizi geçirdi dedik’ dedi. Ölüm haberini aldıktan sonra Abdullah adlı uzman çavuşu aradım, oğlumu sordum, bana ‘Oğlun bayılmış hastaneye götürmüşler’ dedi. ‘Hangi hastaneye?’ diye sordum ‘Bilmiyorum’ dedi.” 


HDP'li Ertuğrul Kürkçü ise bunun bir nefret cinayeti olduğunu, Özçamlı'nın Kürt olduğu için öldürüldüğü görüşünü dile getirdi. 


Digorlu kardeşlerimin başı sağ olsun. Şehid’in ruhu şad olsun. Mekanı cennet olsun. Ama bu Kürt gencini kendi elleriyle Türk ordusuna teslim eden büyüklerine birkaç sözüm olacak. 


Savaşın bu kadar ahlaksız boyutlara ulaştığı şu dönemde evlatlarınızı neye güvenerek Türk ordusuna teslim ediyorsunuz? 


Evlatlarınızı Kürdistan’da Kürt kanı döken ve Kürt genç kızlarına tecavüz eden alçakların eline teslim ettiğinizi bilmiyor musunuz? 


Evlatlarınızı nereye gönderdiğinizin farkında değil misiniz? 


O kışlalarda neler konuşuluyor? Kürtler hakkında neler deniyor? Kürt kadınlarına tecavüz edenler nasıl karşılanıyor? Ağızlardan ne gibi salyalı laflar boşalıyor? Öldürülen her PKK’linin arkasından nasıl naralar koğuşları kaplıyor? Ve ellerinizle bu bataklığa teslim ettiğiniz evladınız Kürt’ün namusu, şerefi ve haysiyetine karşı bu kışkırtılmış sürünün karşısında ya çaresiz boyun eğiyor ve manen ölüyor ya da isyan ediyor, Digor’lu Osman Özçalımlı gibi öldürülüyor. 


Öldürülen Kürt gençleri şerefleriyle namuslarıyla, haysiyetleriyle ölüyor.  


Ölmeyip de “analarına avratlarına” küfredile küfredile o kışla koğuşlarında sürünenler ne oluyor? Kişilikleri mahvedilenler? “Ne mutlu Türküm diyene” diye bağırtılanlar.  


Şunu bilin ki, kışladan tabut içinde gelen genç, Kürtlüğün şerefini yüksekte tutmuş bir şehittir. Anasına, bacısına, diline, milletine uzanan kirli “pençelere” direnmiştir.

 
Ya canlı dönenler?  


Küfürlere, aşağılamalara, dayaklara boyun eğenler?  


Onları askere uğurlayan ana-babalar “gerillaya katılacağına, askere gider, sağ salim döner” demişlerdi. Osman sağ salim dönemedi. Dönenler ne halde döndü? Kişilikleri ayaklar altına alınmış bir halde… 


Bu zillete boyun eğdirmek, faşist rejimin Kürt halkına açtığı psikolojik savaşın en kirli hedefidir.  


Türk devleti dağdakini öldürüyor. Ovadakini hapse atıp, en zalim işkencelerden geçiriyor. Direnmeyeni, sisteme boyun eğeni de askere alıyor, orada testten geçiriyor, haysiyetiyle oynadığı Kürt genci sesini çıkarıyorsa infaz ediyor, boynunu büküyorsa onu “sağ salim” terhis ediyor.  


Digorlu kardeşlerim bütün bu gerçekleri benden çok daha iyi biliyor. 


Çok daha iyi biliyor bilmesine de neden “gerillaya katılım yapar da ölür” korkusuna kapılıp evladının ömrünü Türk ordusunun kışlalarında karartıyor?  


Oysa dünyanın dört bir yanından nice aile, Almanı, Fransızı, Hollandalısı, Amerikalısı Rojava’da, Heftanîn’de şehit düşen evlatlarıyla övünç duyuyor.  


Bu aileler, kimi Kürt ailelerinin kendi evlatlarını, kendi elleriyle Kürt’e düşman karargahlara teslim etmesini şaşkınlıkla karşılıyor. Bu karargahların kapısından Kürt kimliği ile girenlerin amansız bir zorbalığın tezgahından kimliksizleşerek çıkmalarına hiçbir vicdan evet diyemez.  


Kürt’üm diyen kendi evladını kışla kapasına kendi elleriyle teslim etmez.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.