İşe yaramaz yeni nesil!

Doğan Barış ABBASOĞLU Haberleri —

  • Orta yaşları geçen aşağı yukarı her birey yeni nesil genç bireyleri beğenmeme konusunda yeminlidir. Bu durumun giderek huysuzlaşmamızla bir alakası olsa da aslında temel neden biraz farklı.

DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU

Sokrat, Atina’nın ihtişamını yitirmesinin nedenlerinden biri olarak ahlaki yozlaşmayı gösterirdi. Atina’ya onur ve ihtişam kazandıran Maraton zaferini getiren kuşağın ahlakını öven Sokrat, yeni neslin lüksü sevdiğinden, yaşlılara saygının kaybolduğundan, çalışmak yerine gevezelik yaptıklarından şikayet ederdi.

Neredeyse 2 bin 500 yıldan bu yana dönen bir hikaye bu. Ortayaşı biraz geçen insanların için kendilerinden sonra gelen nesilleri beğenmemek, kendi çocukluğu ve gençliğindeki ilişkileri övmek ortak bir davranış haline gelmiş durumda. Bu sürekli tekrar eden ve geniş bir çerçevede bakıldığında “komik” olarak da değerlendirebileceğimiz davranışın kökenleri ne olabilir?

Bilimsel araştırmalar orta yaşla birlikte biraz aksileştiğimizi ve mutluluk duygularımızın azaldığını gösteriyor. Ancak yeni nesil konusundaki memnuniyetsizliğimizi açıklayacak kadar güçlü olgular değil bunlar.

Kaliforniya Üniversitesinden araştırmacılar orta yaşını geçmiş bir grup yetişkini bu açıdan incelemeye karar verdi. Rastgele seçilmiş yetişkinlerden günümüz gençlerinin zeka, saygı ve okuma alışkanlıklarını değerlendirmelerini isteyen uzmanlar beklendiği şekilde katılımcıların gençleri “bilgisiz, huysuz, saygısız” gibi Sokrat’tan biraz daha olumlu şekilde değerlendirdiğini gördü.

18 yaşındayken nasıl biri olduğumuzu unutuyoruz

Uzmanlar aynı kişilerden daha sonra kendilerini değerlendirmelerini istedi. Buradan çıkan sonuçları önceki sonuçlarla kıyaslayan uzmanlar, insanların kendilerini iyi olarak değerlendirdiği konularda yeni nesilleri kötü değerlendirdiğini gördü.

Misal bir kişi iyi bir kitap okuru ise yeni nesli kötü puanlıyordu. Ya da otoriteye saygılı görüyorsa kendini yeni neslin otoriteye saygısız olduğunu düşünüyordu.

Araştırma grubundan John Protzko’ya göre kişiler iyi olduklarını düşündükleri konularda başkalarını daha sert yargılama eğilimine sahipler. Bu yargılamayı yaparken yaşlılar, yetişkin düşüncesine ve yeteneklerine ulaşmanın ne kadar çok gelişme gerektirdiğini göz ardı ederler.

Bütün bunların üstüne bir de ortayaşlı ve yaşlı kesimin kendilerinin gençken nasıl biri olduğunu, doğru düzgün hatırlamaması, genç insanları değerlendirirken kendi olgun haliyle değerlendirmesi de eklenince önümüze memnuniyetsiz yaşlı insan klişesi çıkıyor.

Bir İngiliz ünlü yaşlısı geçen sene çıkıp günümüz gençlerini tembel olmakla, çok fazla lükse harcama yapmakla suçlayıp, para biriktirmeleri halinde ev sahibi olabileceklerini söylemişti. Sonra ortaya çıktı ki gerçekten de bu değerli şahsiyet gerçekten genç yaşta ev sahibi olmuştu. Ama ailesinin desteğiyle!

Her kuşak döneminin özgün yapısıyla şekillenir

1970lerin, 80’lerin, 90’ların sosyal, siyasal ve ekonomik gerçekleri hem birbirine göre hem de günümüze göre oldukça farklılar. İnsanı toplumsallığın bir ürünü olarak değerlendirirsek hiç şüphesiz ki ortaya çıkan ürün de farklı olacaktır. Ürünü suçlamak en basit ve en sığ yoldur.

Mark Twain’in İnsan Nedir kitabının ilk babında yaşlı adam ve genç adam insanın sahip olduğu nitelikler ve kişisel değeri üzerine konuşurlar. Genç adam insanın sahip olduğu niteliklerin kendiyle ilgili olduğunu savunurken yaşlı adam ise insanın toplumsal koşulların ve etkilerin ürünü olduğunu ve olumlu davranışların kişisel bir değer taşımadığını toplumsal değerinin olduğunu savunur.

Bu kitabın güzel tarafı eğer gençken ve orta yaşları geçtiğinizde iki defa okursanız, gençken genç adama, yaşlıyken yaşlı adama kendinizi yakın hissetmenizdir.

Her nesil bir öncekinden daha zeki

1980lerin ortalarında politika bilimci James Flyn, son yüzyıl içinde gelişmekte olan ülkelerin tümünde yeni kuşakların kendilerinden öncekilere göre daha zeki olduklarını öne sürdü. Flyn bunu incelerken üniversitelerdeki IQ testlerinden hareket etmişti.

Küresel alanda da incelendiğinde insan ortaya zekasının her 10 yılda yaklaşık 3 puan artış gösterdiğini gözlemliyoruz. Bu tabii fizyolojik bir duruş değil. Bilgi birikiminin yeni nesillere aktarılması, modern yöntemlerin deney ve yanılmayla giderek gelişmesi de bu artışlara hizmet ediyor.

Ve bu artışın bu yüzyılda da giderek yükselerek devam edeceği öngörülüyor.

IQ testleri insan zekasını ölçmek için çok da güvenilir araçlar değil. Flyn de bunu ifade ederek, yeni nesillerin beyinleri için “daha zeki” yerine “daha modern” ifadesini kullanıyor.

Genç nesil eski genç nesillerden farklı mı?

Nesiller 20’inci yüzyılın ortalarından önce geniş nüfus kesimleriyle ifade edilmiyordu. Nesil denildiği zaman edebiyat, sanat ve entelektüel eğilimlerdeki değişimlerden bahsedilirdi. Ünlü sosyolog Karl Mannheim, kuşakları yazarlar, sanatçılar ve siyaset insanlarının yeni metotları ve eğilimleriyle ifade ederdi. Bu dönemlerde insanların yaş gruplarıyla sınıflandıran bir nesil vizyonu yoktu.

1950lerin ilk yarısını da içine alan 20’inci yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde dünya çok farklı değildi. Gençler dediğimiz sosyal grup 16-18 yaşlarında belki daha da erken hayata atılır ve ebeveynleri gibi olmaya çalışırdı. Gençlerin ayrı bir kültürü, onların davranışlarını yönlendiren ayrı trendlerden bahsedemezdik.

1946-64 yılları arası doğan kuşak ise bu trendleri değiştirdi. Baby Boomer olarak adlandırılan bu kuşak özellike Amerika ve Batı Avrupa’da önemli sosyal ve kültürel değişimlere öncülük etti. Özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar bu kuşağın temel sloganları haline gelmiş ve politikleşen ve kültürleşen bir hal almışlardır.

20’inci yüzyılın sonlarına doğru iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte sosyal davranışları, eğilimleri hatta kullandıkları dille tanımlanıp, ayrıştırılabilen bir nesilden bahsedebiliyoruz.

Ne olacak bu gençliğin hali?

Muhtemelen kendilerinden önceki nesillerden - insani anlamda konuşuyorum- çok daha iyi olacak. Eşitsizliklerin derinleşip giderek daha açık hale geldiği, ekonomik, toplumsal ve siyasal sorunlar biriktiren köhne rejimlerin varlığını sürdürmek için her yöntemi öne sürdüğü çağımızda genç nesiller dünya sorunlarıyla, başka insanlarla düşündüğümüzden çok daha ilgililer.

Özgürlükler alanı yeni nesil için çok daha değerli. Bir dezavantaj olarak haz alanı da öyle. Anlamı geçtik artık hakikatlerin, en sıradan ve gözünündeki gerçeklerin dahi özünden boşaltıldığı bir çağda, anlam ve hakikatın önemi çok daha çarpıcı bir şekilde öne çıkacaktır.

 

*****

Daha insancıl bir nesil?

Her ne kadar nesiller arasında, değerler ve tutumlar bakımından ayrımları belirlemek çok mümkün olmasa da yeni nesillerin geçmişe oranla daha açık fikirli ve çeşitliliği kabul eden eğilimlere sahip olduğu birçok araştırmada öne çıkan bir olgu.

Biz böyle eğilimler konusunda toplumsal araştırmalar yapmayı çok sevmeyiz. O nedenle örnekler hep Batılı araştırmacılardan geliyor.

Journal of Personality and Social Psychology'de 2018 yılında yayınlanan bir araştırma, Z kuşağının diğer nesillere göre daha eşitlikçi değerlere sahip olduğunu savunuyordu.

Araştırmada, 1995 ve sonrasında doğan Z kuşağı bireylerinin, 1970'lerde ve 1980'lerde doğan X kuşağı bireyleriyle karşılaştırıldığında, daha eşitlikçi değerler benimsedikleri bulunuyor. Araştırmacılar, bu farkın, Z kuşağı bireylerinin daha çok çeşitlilik içeren bir dünyada büyümelerine ve iletişim teknolojilerinin daha geniş bir kullanımına sahip olmalarına bağlı olabileceğini düşünüyor.

Araştırma aynı zamanda Z kuşağı bireylerinin, diğer nesillere göre daha toplumsal adalet, çevre koruma gibi konularda daha duyarlı olduklarını gösteriyor.

Bir başka araştırma kurumu olan The Greater Good Science Center tarafından yapılan bir çalışmada ise, genç nesillerin daha eşitlikçi ve toplumsal adalet konularına daha duyarlı olduğu tespit edildi.

Araştırma, 1982 ve 2003 yılları arasında doğan bireylerin, daha önceki

Araştırma ayrıca, genç nesillerin sanal medya ve internet aracılığıyla daha fazla bilgiye erişebildiğini, bu sayede dünya çapındaki toplumsal sorunlar hakkında daha bilinçli ve duyarlı hale geldiğini belirtiyor. Bu da, gençlerin toplumsal sorunlara daha fazla ilgi göstermelerine ve bu sorunların çözümü için daha fazla adım atmalarına neden oluyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.