İstanbul Kürdistan değilse de…

Selim FERAT yazdı —

20 Aralık 2021 Pazartesi - 23:30

  • İstanbul’un Türkiye’nin örtülü başkenti olduğunu söylemek abes kaçmazken, İstanbul’un Kürdistan’ın da giz yüklü başkenti olduğunu söylemek, birilerinin kızgınlığını tetikleyebilir.

Son dönemde sürgün konusu tartışılan önemli başlıklar arasında.

2012 yılında Köln’de kurulan “Avrupa Sürgünler Meclisi” 6. kongresini geçen Pazar günü düzenledi. 

“Bu seçim sürgünü de tarihe gömmelidir” yazısında Sayın Doğan Özgüden, Avrupa Sürgünler Meclisi’nin 6. Kongresi’ni “Sürgün yaşamında kaybettiklerimizin anısına” hasrettiğini yazdı.

6. Kongre’ye davet afişinde, sürgünde kaybedilenler arasında Sakine Cansız’ın da resmini gördüm.

Sadece nazik itirazımı yazıyorum. Sakine Cansız, gittiği kentleri, diyarları özgür iradesiyle tayin eden bir yapılanmayı temsil ediyordu.

Konuşmalarımızda, sürgünde değil, geri dönüş için güzergah seçen inatçı bir Dersimlinin kararlı duruşuna  şahit olmuştum.

Ve sürgün, batı Avrupa ve batı dünyasına bağlanır, neden?

Ankara, Kürdistanlılar için bir sürgün kenti değil mi?

Geçen hafta sonunda, Şırnak’tan Ankara’ya sürgün gitmiş bir ailenin 17 yaşındaki üyesi Volkan Temel’e bıçak ve sopalarla saldırıldı.

Saldıranların ‘Pis Kürtler, burası Türközü, burası Kürtlere mezar olacak’ gerekçesinin polisler tarafından desteklendiğini dile getiren Mizgin Temel basına, polislerin kendilerine “Buradan taşının başınıza bir şey gelmeden…” dediklerini aktarmış.

Daha önce sıklıkla böylesi saldırılara uğrayan Kürtler, belki de sürgün gittikleri Türkiye’de, Kürt sürgünlerinin daha yoğunlukla yaşadıkları kentlere, mahallelere göç ettiler.

Sürgünde de korunmak için yaşanabilecek, sürgün edilen topluluklarının barınakları var.

Nerede daha çok Kürt, Kürdistanlı yaşıyorsa, oraya sığınmak da geçici bir “kurtuluş” olabilir.

Ve Kürtler’in en yoğun yaşadıkları kent İstanbul’a dönüyorum.

2019’da AKP’ye Belediye Başkanlığı seçimlerini kaybettiren o Kürtlerdi.

Özellikle de 90’lı yıllardan sonra, köyleri evleri yakılan Kürtler’in sürgüne zorlandıkları kentlerden biri ise İstanbul olmuştu. 

Recep Tayyip 1991’de Refah Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı’nı yaptığı dönemde, Erbakan’a, Kürt sorunuyla ilgili bir rapor vermiş. Son dönemde bu rapor basına yansıtıldı. Rapor şu satırlarla başlıyor: “Bugün ‘Doğu’ veya ‘Güneydoğu Sorunu’ olarak adlandırılan sorun, aslında bir ‘Kürt Sorunu’dur… Sorun gerçekte ulusal bir sorundur, yani bir Kürt sorunudur… Bugün Doğu ve Güneydoğu olarak adlandırılan bölgeler, tarihin en eski devirlerinde ‘Kürdistan’ olarak adlandırılan coğrafyanın içinde yer alan bölgelerdir…”

Tayyip, gelecekte sürgün edilen Kürtler’in 28 yıl sonra 2019’da iktidarının ilk sarsıntısına neden olacakların, Kürdistan’dan sürgün edilen kürtler olacağını nereden bilebilirdi ki?

“Kürtler’in yaşadığı en büyük kent İstanbul’dur” tanımlamasıyla HDP Milletvekili Ömer Öcalan bir doğruya parmak bastıktan sonra, “İstanbul bizim için Kürdistan’dır” belirlemesiyle söylemin tansiyonunu yükseltti. Belki de bu söylemiyle, İstanbul’da Kürdistani atmosferi yükselteceklerine işaret etmişti.

Hatta böylesi bir söylem, ırkçıların saldırgan iştahlarını kabartacak, paradoksal bir provokasyon olarak da tarihe geçecekti.

Öyle de olmuştu, cevap veren İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı’ydı ve ateş püskürttü: "Bu ülkenin

adı Türkiye Cumhuriyeti’dir, bulunduğun yer de 1453’den bu yana İstanbul’dur!”

Paradoks girişime pozitif yaklaşmayı sevenlerdenim.

İstanbul’un Türkiye’nin örtülü başkenti olduğunu söylemek abes kaçmazken, İstanbul’un Kürdistan’ın da giz yüklü başkenti olduğunu söylemek, birilerinin kızgınlığını tetikleyebilir.

Diyarbekirliler buna üzülmeyeceklerdir.

İstanbul siyasi anlamda, Türkiye’nin başkenti Ankara ile Kürdistan’ın başkenti Diyarbekir arasında yaşanan siyasi krizi çözmekte anahtar rol oynayabilecek yegane “yedek” başkent olursa, buna rıza göstermeyecek tek isim, İstanbul’da kaybeden o kirli cephe olmaz mı?

Önemli not: Dersimli önemli şahsiyetlerden, uzun dönem birlikte ÖP’da yazı yazarak müşterek faaliyet gösterdiğimiz, Sayın Haydar Işık’ın aramızdan ayrılışından duyduğum üzüntüyü dile getirerek, yakınlarına, mücadele arkadaşlarına ve ailesine başsağlığı diliyorum. 

Selimferat@web.de 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.