Rojhilat’ta değişenler ve seçenekler
Selim FERAT yazdı —
- Molla rejimi, ya tamamen çökecek ya da İran’da siyasal ve toplumsal bir kaos yaşanacak. Bu kaostan Farslar, Kürtler, Arap ve Beluçlar arasında kurulacak bir ittifak mümkün olacak mı?
SELİM FERAT
Qazî Mihemed’ın idamından sonra neredeyse 80 yıl geçti.
Qazî, seçildiğinde Allah’ın büyüklüğü, Kuran’ın kutsallığı, ülkesi ve Kürdistan bayrağı üzerine yemin etmişti. Bu yeminin güvencesi, kanın son damlası, son nefes, can ve mal oluyordu.
Mahabad merkezli Kürdistan Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanı Mustafa Barzani’ydi.
Qazî'nin vasiyeti: "Kendinizi düşmana bedava satmayın“.
O dönemle günümüz arasındaki paralelliklerden biri: 1946'da İngiltere’nin desteğini alan İran, Kürtleri katletmek için saldırı başlattı.
Günümüzde iki siyaset merkezine dayanan Kürdistan, Türkiye’nin fiili veya İran’la koordineli saldırılarıyla karşı karşıyadır.
O zamanlar Qazî, muhtemel bir katliamı önlemek için İran ile anlaşma zemini aramıştı. Bu "naif arayış“ geri tepmiş ve sonunda Qazî’nin "kendinizi bedavaya satmayın“ vasiyeti, böylesi kısa süren bir hikaye tercümesinin dili olmuştu.
İşgalci Türkiye, Kürdistan için hayati bir tehdittir. Türkiye, yeni emperyalist bir devlet olarak, kuvveti oranında yükselen bir tehdit gücü olmaya devam ediyor.
İran, Güney Kürdistan için aktif bir tehdit gücüdür.
Kürtler için ABD, onları "bedava satın“ almada ısrar eden, hegemonyal bir dünya gücüdür.
Trump’ın, "delilikleri“, yeniden egemen olmak için rasyonaller dışı, sınırlarötesi yükselen Amerikan emperyalizminin sıra dışı "faşizan“ çıkışı olarak iktidara getirildi.
Trump’ın İran’a saldırısı, daha geniş bir Ortadoğu operasyonuna dayanıyor.
ABD, 19 Ağustos 1953’te, CIA ve MI6’in operasyonlarıyla Başbakan Musaddık’ı devirdiği gibi, şimdiki Molla rejimini devirme gücüne sahip olmazsa da İran’a saldırılar, rejimin askeri gücünü büyük oranda zayıflatmış bulunuyor.
Musaddık, Roosewelt’in torunu, CIA görevlisi Kermin Roosewelt öncülüğünde yönetilen bir operasyon sonucu askeri bir darbeyle devrilmişti. O zamanlar İran’da darbe mümkündü.
Şimdi savaşılan İran’daki hedef, petrol rezervleridir. ABD, saldırılar sonucu petrol işletmesiyle ilgili bir "imtiyaz anlaşması“ öngörüyor ve Trump bunu alanen ilan ediyor.
İran’ın karşı koyma gücünün kırılması sonucunda Kürdistan’da bir yükseliş kaçınılmazdır.
Böylesi bir yükselişten sonra da Molla rejiminin varlık süresi tükenmeyecektir.
1953’te olduğu gibi, bir Pehlevi’nin İran Şahı olarak geri dönmesi ihtimalinin sıfırın altında olduğuna karşı çıkan emareler yok gibi.
Molla rejiminden sonra bir Ayetullah’ın yeniden hortlaması ihtimali de bulunmuyor.
Şimdiki büyük ihtimal: Kürdistan’ın büyük halkalarından birine hükmeden işgalde büyük bir kırılma yaşanacaktır. Qazî'nin "birbirinize düşmanlık etmeyin“ sözünün şimdilerde bir yanıtı var: Kürdistan’ı küresel ve kolektif düşünmeyen, ABD’ye bedava satılmayı, Türkiye ve İran’a gönüllü köle olmayı hak eder.
"Jin Jiyan Azadî“nin yükselişiyle de Molla rejiminin hükmettiği coğrafyada, "en organize“ toplum, Kürdistan’dır. Kürdistan, İran’da yaşayan halkların özgürleşmesinin önünü açabilecek öncü güç olabilir.
Zagros Dağlarında "sürgünde doğan“ Kürt çocuklarının korkusuz bir yaşam sürmesine öncülük edecek güç, aynı zamanda "Jin Jiyan Azadî“ye dayanacak mücadeleciler olacaklar.
Görünen: Molla rejimi tamamen çökecek ya da İran’da siyasal ve toplumsal bir kaos yaşanacak.
Bu kaostan Farslar, Kürtler, Arap ve Beluçlar arasında kurulacak bir ittifak mümkün olacak mı?
Kürdistan açısından önemli olan “İran Kürdistanı Siyasi Partiler Koalisyonu”nun gelecekteki gündeme müdahale gücüne sahip olması.
Unutulmaması gereken, Kürt halkının varlığının, geleceğinin, haklarının ve korumasının güvence altına alınması.
Geleceğin opsiyonu: Ulusal totalitarizmden uzak, Kürtlerin de kendi kaderlerini tayin edeceği bir gelecek!
