İstiklal'deki bombada Soylu’nun parmak izi

Veysi SARISÖZEN yazdı —

16 Kasım 2022 Çarşamba - 09:00

  • PKK Türk ulusuna karşı hiçbir zaman nefret kampanyaları düzenlememiş, Kürt ulusunu Türklere “düşman” etmek için hiçbir kışkırtmada bulunmamıştır. Tam tersine bu hareket Türklerle Kürtlerin “demokratik ulus” içinde birleşmesini savunmuştur.

HPG son bombalama olayı ile örgütlerinin hiçbir ilgisi olmadığını açıkladı. Rojava yetkilileri de iddiaları yalanladı. Başlıca uluslararası ajanslar bu açıklamaları ciddiye aldı ve yayınladı. 

Denebilir ki, bu yalanlamalar normaldir. Elbette bu örgütler böyle kanlı bir saldırıyı “biz yaptık” demeyeceklerdir. 

Bu muhakeme, “terör örgütleri” için kesinlikle geçerli değildir. Çünkü “terör örgütü” böyle bir saldırıyı kendi propagandası için yapar ve aynı zamanda kendisine karşı olan halkı ve kamuoyunu “terörize” etmek için kullanır. Hem böyle bir saldırı yapıp, hem de benimsememesi düşünülemez. Çünkü o zaman yaptığı bu saldırı onun hiçbir işine yaramaz. O, halkı “bombadan” değil, kendisinden korkutmayı amaçlamaktadır.  O nedenle Kürt özgürlük hareketinin açıklamaları inandırıcıdır.

Eğer PKK terör örgütü olsaydı, hiç çekinmeden bu saldırıyı kabullenirdi. Yaptığı bütün askeri eylemleri nasıl savunuyor idiyse, bunu da savunmaktan çekinmezdi. “Biz yaptık, eğer bize saldırırsanız daha beterini yaparız” derdi. Nitekim DAİŞ, bırakalım sivilleri bombalamayı, kameraların önünde insanların kafasını kesmiş, örneğin Türk askerlerini bir demir kafesin içinde yakmış ve bunu yaptığını hiç saklamadan görüntülü olarak  ilan etmiştir. Çünkü DAİŞ bir terör örgütüdür ve halkları terörize ederek kendisine karşı her türlü direnişi kırmak amacıyla bu saldırıları alenen yapmaktadır. Metroları bombalayan, Amerikan İkiz Kulelerine saldıran bütün teröristler bu eylemlerini üstlenmekte tereddüt bile etmemiştir.  

Ancak PKK “terör” örgütü olmadığı için sivillere yönelik terörist eylemlere kesinlikle karşı olduğunu ısrarla açıklamaktadır.  
Yine denebilir ki, onun bu açıklamasının bir değeri yoktur. Elbette sivil hedeflere saldırdığını gizleyecektir. 

Bu muhakeme milyonları bulan bir taraftar kitlesine dayanan örgüt için kesinlikle geçersizdir. Çünkü örgüt sivil hedeflere saldırıya karşı olan bu tabanın önünde kendini bağlamaktadır. Polise kendini savunmak için ifade vermemektedir. Sivil hedeflere saldırdığı halde saldırıyı gizlese de, bu saldırıyı yaptığı kesinleştiğinde tabanını kaybedeceğini bilir. Milyonlarca insan, PKK’nin askeri hedeflere yönelik eylemlerini desteklese bile masum insanlara karşı saldırıları protesto edecek, ondan uzaklaşacaktır. O halde “İstiklal Caddesindeki eylemle ilgimiz olmadığı gibi, biz sivillere yönelik her türlü saldırıya karşıyız” diyen bir kitlesel örgüt, tabanının önünde teminat vermektedir. Ve verdiği teminata uygun davranmak zorundadır. Kaldı ki PKK Türk ulusuna karşı hiçbir zaman nefret kampanyaları düzenlememiş, Kürt ulusunu Türklere “düşman” etmek için hiçbir kışkırtmada bulunmamıştır. Tam tersine bu hareket Türklerle Kürtlerin “demokratik ulus” içinde birleşmesini savunmuştur. Hiçbir Kürdistan ilinde, ilçesinde ya da köyünde bugüne kadar Türk ulusundan sivil insanlara karşı hiçbir kitlesel nefret saldırısına rastlanmamış, Türk ulusundan sivil bireylere karşı tek bir nefret cinayeti işlenmemiştir. Bu da Kürt özgürlük hareketinin kendi tabanını Türk ulusana düşmanlık yönünde kışkırtmadığının en sağlam kanıtıdır. O nedenle PKK Türk ulusundan sivil insanlara silahlı saldırı yaptığında bu tabanın böyle bir saldırıya karşı çıkacağını bilir. Bu tabanın söz konusu uygar ve insancıl tutumu, PKK’yi istese de sivillere karşı saldırı politikasından caydırır. Ve dediğimiz gibi, böyle bir saldırı yapmaya kalktığında bunun er ya da geç ortaya çıkacağını bildiği için böyle saldırılardan uzak durur. Kaldı ki, bu örgüt dünya çapında meşruiyet mücadelesi vermektedir ve hem programı, hem de kadroları bu gibi saldırılara ilkesel olarak karşı çıkan bir ideolojiye dayanmaktadır. Ve kitlesini bizzat kendisi bu temelde eğitmiştir. 

Üstelik Erdoğan iktidarını "kimyasal silah kullanmakla" suçladığı ve bu konuyu uluslararası platformlara taşıdığı bir zamanda, hiç kimse bu bombalama olayını PKK'ye mal etme imkanına sahip değildir. Tersine bu bombanın tam da suç üstü yakalanan rejime hizmet ettiği açıktır. 

Ancak dün de bugün de “faili meçhul” sayısız katliam yaşanmıştır. Bunların yüzde yüzüne yakını, neredeyse “mürur-ı zamana” uğrayana kadar ve çoğu sonsuza kadar gizli kalmıştır. 

Böyle bir gizliliği kim sağlayabilir? Hiçbir devlet dışı örgüt böyle katliamları, sabotajları, suikastları ebediyen saklayamaz. Böyle bir “gizlilik” ancak devletlerin “servisleri” tarafından sağlanır. Bunun basit nedeni şudur: Katliamları, sabotajları ve suikastları araştıracak ve failleri ortaya çıkaracak olan devletin en gizli çekirdek kadroları bu suçları işlemişse, araştıracak olan suçluysa, onu ortaya çıkarmak ancak devletin içinde bir çatlak olduğu zaman mümkün olur. 

Amerikan Başkanı Kennedy’e yapılan suikast o nedenle bugün bile esrarını korumaktadır. İsveç Başbakan’ı Olaf Palme cinayeti uzun zaman PKK’nin üstüne atıldıktan sonra PKK’nin bu cinayetle ilgisi olmadığı kanıtlandığı halde, failleri hala karanlıkta kalmıştır. Atatürk’ün Selanik’teki evine bombayı MİT’in attığı çok uzun yıllar karanlıkta kalmış, sonra, sabotajcının itirafıyla ortaya çıkabilmiştir. Örnekleri uzatmaya gerek yok. En son örnek biliniyor: 2015 yılında Ceylanpınar’da iki polisin  yurtsever Kürtler tarafından öldürüldüğü iddiası çökmüş, tutuklu tek kişi kalmamış, ancak şu ana kadar bu cinayetin gerçek failleri bulunamamıştır. Hala katilleri ortaya çıkmayan Amed Baro Başkanı Tahir Elçi’yi ve hem katilleri, hem de mezarları ortaya çıkmayan binlerce Kürdistanlı kurbanı söylemek bile gereksizdir. 

Neden böyle olmuştur? Çünkü devletin en gizli çekirdek kadroları bu suikast ve cinayetleri işlemiştir ve onlar devlete dayanarak bütün delilleri yok etmiş, devletin yargı güçleri de bu suçların üstünü örtbas etmiştir.  

Gizli kalan bütün terör saldırılarının asıl faili yalnız bizde değil, bütün dünyada devletlerdir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.