İtalya seçimlerinde alarm zilleri

Ziya ULUSOY yazdı —

1 Ekim 2022 Cumartesi - 08:00

  • AB’nin Brüksel’deki kurmayları ve Biden, Meloni hükümetini onaylayarak, yalnızca doğu Avrupa’da değil AB’nin büyük kapitalist ülkelerinde de faşistlerin iktidarına kapıyı açacaklar.

İsveç ve İtalya’da neofaşist partilerin 2022 seçimlerinde kitle desteklerini büyütmeleri faşist tırmanışa ilişkin alarm zilini çalıyor. 
Fransa’da Le Pen‘in faşist partisinin kitle desteğindeki genişleme ve Macaristan’da Orban’ın seçim zaferi ile birlikte ele alındığında Avrupa’da faşist hareketin ivme kazandığını belirtmek gerekir. 

İtalya’da faşist hareketteki genişleme, Berlusconi’den (Forza İtalya) Salvini’ye (Lega Nord) ve Meloni’ye (FDI) sağ kanat içinde faşizme kitle kaymasıyla gerçekleştiği görülüyor.

Ancak sağ ittifak içinde faşizme geçen yıllardan başlayan bu kitle kayması, Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri (FDI) partisinin sağın ideolojik hegemonyasını elde ettiğini ve örgütsel olarak partisinde bu kitleyi toplayabildiğini gösteriyor. 

Bazı İtalyan devrimcileri seçime katılımın 10 puanın üzerinde gerilemesinden hareketle faşistleşmenin kitlesel artışını ve en radikal faşist hareketin öne geçmiş olmasını küçümsüyor. 

Bu, son derece yanlış. Çünkü seçimden ve partilerden umudunu kaybeden kitleler büyük ölçüde mücadeleci çizgideki partilere geçmiyor, pasifliğe ve apolitikliğe geriliyorlar. 

İtalyan devrimci ve komünist hareketinin vurguladığı gibi, eski reformist ICP’nin (Komünist Parti) liberal DP’ye dönüşmesi, soldaki kitlenin büyük ölçüde kapitalizmin dayanağı haline gelmesine yol açtı. 
 
İtalya tekelci burjuvazisi bundan son derece iyi yararlandığı gibi organik bileşeni Berlusconi’yi politikada yükselttikten sonra, çok yönlü bunalımını bir süre siyaseten çizgisi belirsiz M5S (Beş Yıldız hareketi) ile hafifletme yolunu tuttu. Ama bütün bunları faşist harekete hükümet koalisyonlarında yer verip gücünü korumasını sağlayarak, ayrıca geçen yakın yıllarda “teknokratik hükümetler” etrafında bütün burjuva partilerin de desteğini toplayarak yaptı. 

Faşist lider Meloni, geçmiş dönemlerdeki koalisyonlarda bakanlık yaptıktan sonra yıpranan Lega Norad’dan ayrılıp yeni bir partiyle faşist hareketi yeniden yükseltmeyi denedi.
 
İtalyan sermaye oligarşisi, faşist Meloni’nin gelişmesini destekledi. Son olarak da toplantılarında Meloni’yi konuşmacı olarak ağırlayarak ve sözümona soldaki DP ile barışçı bir yarışma içinde olmasını överek şimdi başbakan olarak görev almasını kutluyor.

Kitlelerin olası mücadelesine karşı dalgakıran olarak da saldırgan olarak da iki işlevi üstlenmiş olan Meloni’nin partisiyle bunalımını siyasi alanda hafifletmeyi sürdürecek. 

Meloni, Mussolini’nin mirasçılığında pervasız. Faşizmin yenilgisi sonrası ABD ve İtalyan sermaye oligarşisinin serbest bırakarak ödüllendirdiği faşist kadroların MSI’sinin (İtalyan Sosyal Hareketi) devamı. 

60’lı ve 70’li yıllarda NATO’nun Gladio yönlendirmesinde görevlendirdiği neofaşist hareketin bir devamı. 

İtalyan milliyetçiliğini, göçmen düşmanlığını, Katolik muhafazakarlığını kullanarak kitleleri faşist hareket etrafında topladı. Örneğin donanmayı göçmen akınına karşı kullanmayı vaad etti, kullanmayı deneyecek de. 

AB’ye tabi olmaya ve Draghi’nin yoksullaştırıcı politikasına da karşı çıkan demagojiyle etkili olmaya çalıştı. 

Fakat elbette AB içinde kalmaya devam edecek. Eskiden Putin destekçisi söyleminden şimdi vazgeçiyor ve söz verdiği gibi NATO’nun Rusya’ya karşı Ukrayna savaşını destekleyecek.

Meloni, Trump’ın eski ideologlarından S.Bannon’la ortak faşist uluslararası hareketi geliştirme örgütlenmesi içinde yer alarak, İspanya VOX partisinin seçim mitinglerinde bizzat ajitatörlük yaparak, Portekiz faşistlerinin örgütsel gelişmesini doğrudan destekleyerek faşist çizgideki pervasızlığını kanıtlamış biri. 

AB’nin Brüksel’deki kurmayları ve Biden, Meloni hükümetini onaylayarak, yalnızca doğu Avrupa’da değil AB’nin büyük kapitalist ülkelerinde de faşistlerin iktidarına kapıyı açacaklar. 

İtalyan deneyimi, 2000’li yılların başındaki büyük kitlesel hareketlerin, geçen yıllardaki işçi mücadelelerinin, sürekliliği olan devrimci gelişme için komünist hareketin örgütlü güç birikimine dönüştürülmesinin yaşamsal önemini gösteriyor. 

Ayrıca toplumsal devrim programına sahip komünistlerin kapitalizmin krizi koşullarında kitlelerin güncel talepleriyle mücadeleyi geliştirmede başarılı olmalarının zorunluluğu dersini bir kez daha öğretiyor. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.