Kalkan: Esas savaş İmralı’da yaşanıyor

13 Şubat 2022 Pazar - 20:00

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan

  •  "Komplonun hedefi, Önder Apo’yu etkisiz kılmaktı. Hala kılamamıştır,  devam ediyor. Her türlü baskı uygulanıyor. Buna karşı direnen bir Önderlik gerçeği var. 
  •  Rehine alınan insandan ne istenilir? Ya başkasına karşı pazarlık konusu yaparsın ya da kendisini yeni bir şeyler yapmaya yöneltirsin. Her ikisi de Önder Apo’dan isteniyor. 
  •  24 saat baskı ve işkenceyle böyle bir pazarlık dayatmasındalar. Sadece İmralı’dakiyle değil, dışarıda yaptıklarıyla da Önder Apo üzerinde baskı yapıyorlar. 
  •  Bu kadar tarihte eşi görülmeyen baskı, zulüm sonuç almadı, başarılı olmadı. Kendileri diz çözme noktasına geldiler. Bunun zorluğu ve sıkıntısı içindeler."

 

Bu yıl askeri, ideolojik ve toplumsal mücadeleyi daha kapsamlı ve ve eş güdümlü sürdüreceklerini söyleyen PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Savaşı geliştirerek ve yayarak sürdüreceğiz. Dağda olduğu kadar, şehirde ve ovada da gelişecek. Askeri güçleri hedeflediği kadar faşizmin ekonomik-siyasi güçlerini de hedefleyecek. AKP-MHP faşizmi nerede saldırırsa ona karşı orada direnilecek ve savaşılacak. Bu temel bir tutumdur ve bundan sonra bu çerçevede gerilla çok daha yaygın, etkin, derin, yeni ve yaratıcı yöntemlerle savaşacak. Bütün bu iş birlikçi hain çevreler, ajan kesimler hedefimiz olacak, her alanda olacak. TC devletine, MİT’e hizmet eden hiç kimse hesap vermekten kurtulamayacak" dedi.

PKK Yürütme Komitesi Üyesi Duran Kalkan, Uluslararıs Komplo'nun yıl dönümü vesilesiyle soruları yanıtladı. Dört bölüm halinde ANF'de yayınlanmaya başlanan söyleşinin bazı bölümleri şöyle:

AKP-MHP çöküş noktasına getirildi

İmralı’nın varlığı uluslararası komplonun devamıdır. Önder Apo’nun üzerindeki baskı, saldırı, İmralı işkence ve tecrit sistemiyle yürütülüyor. Dikkat edilirse bu hep var, hem de sürekli ağırlaştırılarak oluyor. Her şeyi de bu belirliyor. Önder Apo için tutuklama olmasa imha etme kararı verdiler. Evet kişiliğine saldırıyı esas aldı ama şahsında PKK, Kürt varlığı ve özgürlüğü hedeflendi. 

Kürt halkını, hareketi ateşleyen, moral veren, mücadele çeken, sevk eden öncü güç kimdir, gerilladır. Baştan beri zaten durmadan gerillaya karşı ezme ve yok etme operasyonları düzenliyorlar. 1987-88’de başladı ve oradaki planlamanın temel hedefi gerillayı ezme saldırısıydı. ‘Örs çekiç’ taktiği temelinde Türkiye, İran, Irak ordularını konumlandırarak 87-88 sürecinde gelişmekte olan Kürt gerillasını ezmek istediler. 

Oradan sonuç alamayınca da ikinci aşama olarak Ekim 92'deki Güney Savaşı’ydı. Hedeflenen tümüyle gerillaydı. Bu tür politikalarını gerillayla saldırıyla yürüttüler. 

Ardından 93’ten itibaren bir taraftan Önderliği tanımaya çalışırken diğer taraftan gerillayı ezip tasfiye etmek için topyekun özel savaş konsepti temelinde 93’ten 98’e kadar TC tarihinin en büyük askeri saldırısını yaptılar. Gerilla kahramanca direndi, her yıl binlerce çatışma yaşandı, biz her yıl binden fazla şehit verdik, TC devleti her yıl binlerce kayıp verdi. Öyle ki bu beş yıllık savaş Kürt tarihinin de en büyük, en yoğun, en uzun süreli askeri çatışmasıdır. TC devletinin de en uzun süreli en yoğun askeri çatışmasıdır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın düzeyi bir kenarda kaldı. Onlar 93-98 savaşı arasında küçük bir çatışma olarak kalırdı. Böyle saldırıldı. 

Komplo bu saldırıların üzerinde örgütlendi ve harekete geçirildi. Şimdi komploda başarılı olamayınca, onu sürdürmek ve başarılı olmak için çeşitli yollar deniliyorlar. Dikkat edelim İmralı sistemini ve tecridini ağırlaştırıyorlar, sürdürüyorlar. Yönetimimize tutuklama kararı çıkartarak tüm Hareketimiz üzerinde bir baskı ve saldırı uyguluyorlar. Diğer yandan özel olarak gerilla üzerindeki saldırıları da en ileri düzeye çıkartıyorlar. Bu açık görülebilen ve anlaşılabilen bir durumdur. Bunu önceki süreçlerde de yaptılar. 

2020'de de Heftanîn operasyonuyla yaptılar. 2019’da yine benzer bir biçimde planlı saldırılarla yaptılar. Bir süredir de 2015’ten bu yana böyle yeni planlar yapıyorlar ve o plan temelinde gerillayı ezme hedefli saldırılar yürütüyorlar. 2021'de Şubat ayı ortasında bunu Garê ile başlattılar. Dar bir alanda yoğun bir saldırı örgütlemişlerdi. Bir yandan sözde o tutukluları kaçıracak PKK’nin ve gerillanın itibarını ciddi bir biçimde sarsacak, kendilerini zafer kazanmış sayacaklardı, fırsat bulurlarsa yönetimimize de darbe vuracaklardı. Böylece ucuz bir başarıyla yıla girmek ve planlamayı yürütmek istediler. Tabi başarısız oldular, ağır bir yenilgi yaşadılar. Tıpkı 2008 Şubat’ında Zap’ta yaşanan yenilgi gibi ikinci bir Şubat yenilgisini de Garê’de yaşadılar. 

Bunun üzerine 23 Nisan akşamından itibaren Metîna, Zap, Avaşîn’e dönük yeni bir işgal ve soykırım saldırısı başlattılar. Buralardaki gerillayı ezip imha etmeyi ve buraları ele geçirmeyi, böylece Medya Savunma Alanları’nın önemli bir bölümünü denetim altına almayı hedefliyordu. Tüm güçlerini böyle bir saldırıya da seferber ettiler. Tüm imkanları da devlet seferber etti. Bunu herkes söylüyor, bugün devletin bütçesi savaşa gidiyor. Hulusi Akar nasıl bir savaş yürüttüklerini birçok kez gayri ihtiyari olarak açıkladı ama tüm saldırılara rağmen söz konusu alanları işgal edemediler. Şubat’ta Garê’de yaşadıkları yenilginin bir benzerini Metîna, Zap, Avaşîn hattında da yaşadılar. 

2020 planı başarısız kaldı, başarısız kalmasaydı zaten sonuç alacaklardı. 2021 planı da bu temelde boşa çıktı. TC devleti ve Türk ordusu saldırısıyla yenilgi aldı, başarısız kaldı. Şimdi bu sadece askeri işgal hedefini, planını boşa çıkartmakla kalmıyor. Uluslararası komplo düzeyinde yürüttüğü saldırıları da boşa çıkartıyor. Almak istedikleri başarıya da önlüyor. Gerillanın direnişi halkı direnişe çekiyor, partiyi ayakta tutuyor. Dolayısıyla partiyi dağıtmayı, halkı sindirmeyi hedefleyen uluslararası komplo saldırısı bu temelde boşa çıkıyor, başarısız kalmış oluyor. Söz konusu işgal planının bozulması böyledir. 

Bu plan, sadece TC’nin, AKP-MHP’nin planı değil, dikkat edilirse daha somutta ABD-TC-KDP planı oldu. ABD sonuna kadar destek veriyor. Bu konuda kaç defa açıklama yaptılar. Her türlü siyasi-askeri yardımı yapıyor. KDP fiiliyatta zaten destek verdi ve PKK’yle fiilen savaşır konuma geldi. 

Bir tarafta AKP-MHP faşizmi çöküş noktasına getirildi, diğer yandan KDP’de iyice teşhir ve deşifre edildi. Politikalarının ne kadar düşmana hizmet ettiği, TC’nin işgalci saldırılarını beslediği, ayakta tuttuğu netleşti. Durum bu biçimdedir. Bu anlamda gerillanın direnişi gerçekten de sonuç verdi, zafer kazandı, kahramanca oldu. 

23 yıldır direnen Önderlik gerçeği

Esas savaş İmralı’da yaşanıyor, çünkü komplo devam ediyor. Komplo, Önder Apo’yu etkisiz kılmaktı. Hala kılamamıştır, etkisiz kılmak üzere devam ediyor, o halde her türlü saldırı Önder Apo’ya yapılıyor. İmralı böyle bir saldırının merkezidir. Kafese konmuş üzerinde her türlü baskı uygulanıyor. Buna karşı direnen bir Önderlik gerçeği var. 23 yıldır bu kadar azgın bir fiziki, psikolojik baskıya karşı direnen, bu baskıları boşa çıkartan, eğilmeyen, yenilmeyen, tam tersine baskıcı güçleri daha çok sorgulayan, yargılayan, mahkum eden, teşhir eden; dolayısıyla da özgürlük ve demokrasi bilincini ve eylemini Kürdistan’da ve dünyada geliştiren, buna öncülük ve önderlik eden bir Önder Apo gerçeği var.  

9 Ekim’de imha etmek istediler. Ondan sonra dört ay boyunca dünyanın değişik yerlerinde Atina’da imha etmek istediler. Minsk’te imha etmek istediler. Kenya’da imha etmek istediler. Timler çıkardılar, planlar kurdular, başaramayınca da idam edilsin diye Türkiye’ye verdiler. İmralı sistemi Önder Apo’nun idam edilme yeri olacaktı. Bunların hepsini Önder Apo boşa çıkardı. Hareketimiz ve halkımız boşa çıkardı. Önder Apo’nun etrafında ateşten çember oluşturan “Güneşimizi Karartamazsınız” fedai direnişçileri boşa çıkardı. Kürt direnişçileri boşa çıkardı. 

23 yılın her yılının, her ayının, her günün, her saatinin, her saniyesinin tarihin en büyük savaşının, boğuşması olduğunu bilmezsek, böyle yaklaşmazsak ve böyle bir anı anına saniyelik mücadeleyle Önder Apo’nun var oluşu, özgürlüğü, bunun düşüncesini, tutumu geliştirdiğini anlamazsak biz dışarıda yaratıcı tarz ve taktik geliştiremeyiz, başarılı mücadele edemeyiz, Önder Apo ile doğru bütünleşemeyiz, İmralı işkence ve tecrit sistemine karşı da mücadele edemeyiz. 

İmralı sistemiyle yapılmak istenen

Rehine alınan insandan ne istenilir? Ya başkasına karşı pazarlık konusu yaparsın ya da kendisini yeni bir şeyler yapmaya yöneltirsin. Her ikisi de Önder Apo’dan isteniyor. Mücadeleye, partiye, Kürt özgürlüğüne karşı orada yaşam pazarlık konusu yapılıyor. Önder Apo üzerinde baskı uygulanarak özgürlük, demokrasi mücadelesi için düşünüp ona hizmet eden değil, bunları tasfiye etmeye yardım eden bir pozisyona gelmesi isteniyor. Bunun için bu kadar dayatılıyor, bu kadar baskı yapılıyor, bütün şeyler uygulanıyor, bunun için rehin tutuluyor. 24 saat baskı ve işkenceyle böyle bir pazarlık dayatmasındalar. Sadece İmralı’dakiyle değil, dışarıda yaptıklarıyla da Önder Apo üzerinde baskı yapıyorlar. Yaptıkları katliamlar, Bakur’da, Başûr’da, Rojava’da dünyanın değişik yerlerinde yaptıklarıyla da Önder Apo üzerinde böyle bir baskı uygulamaya çalışıyorlar. 23 yıl 4 aydır da aynı şey devam ediyor. 

Şimdi böyle bir dayatma yıllar geçti başarılmadı, hiçbir sonuç alamadı. Kürt insanı, kadını, genci, işçisi, emekçisi, çocuğu, yaşlısı direndi, her şeyin önünde analar direndi, bu kadar baskıya ve hakarete rağmen, mezarlar yakıldı yıkıldılar, cenazeler parçalandı, cenazelere bu kadar hakaret yapıldı. Bununa Kürt toplumunun, Kürt insanının sinir uçları yok edilmek istenildi, direnme gücü yok edilerek her şeye evet diyen, teslim olan bir noktaya çekilmek istendi ama öyle bir sonuç ortaya çıkmadı. Kürt toplumuna diz çöktürülemedi. Tam tersine direnme daha çok gelişti, irade daha çok gelişti, iddia daha çok gelişti. Evet bedel ödendi ama o bedel özgür olarak var olmak ve yaşamak için gerekli görüldü ve bu temelde gerçekten de kahramanca bir direniş var, büyük bir irade var. Her türlü baskı ve zulme karşı Kürdistan’ın dört bir yanında, bütün Kürt toplumu tarafından insan üstü bir direniş var. Kürt yurtseverliği şimdi böyle bir direniş içerisindedir. Gerilla kahramanca direniyor ve öncülük ediyor. Bütün direnişleri İmralı direnişi temsil ediyor. İmralı’daki direniş ruhu, bilinci, iradesi bütün Kürdistan’a yayılıyor ve bu direnişleri geliştiriyor. Dolayısıyla söz konusu direnişler de İmralı’daki direnişi besliyor ve güçlendiriyor. Önder Apo’yla gerilla, halk, örgüt, parti, kadın, gençlik buluşmasını ve birliğini en ileri düzeye çıkartıyor. Bunlar bu süreçte yaşandı. Evet ağır bedel ödedik ama bir yandan da böyle bir bilinç, irade, kahramanlık durumu ortaya çıktı. 

AKP-MHP'nin zayıflığını gösteriyor

Bütün bunlar kuşkusuz teşhir etti, AKP-MHP faşizminin maskesini düşürdü, gerçek yüzünü açığa çıkardı, nasıl bir Kürt düşmanı, kadın düşmanı, halk düşmanı, insanlık düşmanı bir güç olduğunu ortaya çıkardı. Dahası başarılı olamadılar. Bu kadar tarihte eşi görülmeyen baskı, zulüm sonuç almadı, başarılı olmadı. Kendileri diz çözme noktasına geldiler. Bunun zorluğu ve sıkıntısı içindeler. Bu temelde bir taraftan baskı, zulüm uygularken bir taraftan da söz konusu birliği parçalamaya, direnişi zayıflatmaya çalışıyorlar. Onun arayışı içerisindedirler. Türk cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sonaçıklamaları ve bu son tartışmalar biraz öyle gündeme geldi. 

AKP-MHP faşist yönetiminin ne kadar zayıf düştüğünü ve zorlandığını gösteriyor. Yoksa güçlü olsaydı, yaptıklarıyla başarılı sonuç alsaydı bütün bunlara ihtiyacı kalmayacaktı. Bu tür yöntemlere baş vurmayacaktı ama başarılı olmadığı için zayıf kaldığı için çözülüş ve çöküş süreci derinleştiği için her şeyden medet umuyor, ömrünü uzatabilmek için bu tür yöntemlere baş vuruyor. Güya bununla mücadeleyi zayıflatacak Kürtlerin direniş mücadelesini zayıflatacak, güya bununla Kürtler arasına nifak sokacak, tartışma yaratacak, Kürt birliğini zayıflatacak, bu da kendisinin yaşam gücünü artıracak. Beklenti ve hesap budur. Ne kadar zayıf düştüğü, ne kadar zavallı hale geldiği ortada değil mi. Bu onun gücünün değil zayıflığının bir göstergesidir, başka türlü değerlendirilemez. 

İmralı ile görüşme yaptıklarını ima ederek ayakta kalmaya çalışıyorlar, hiçbir şey üretemez hale gelmişler, hiç verebilecek bir şeyleri yoktur, o kadar zayıf düşmüşler ki, Önder Apo’yla diyalog halinde olduklarını ima ederek ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bu onların ne kadar zayıf düştüğünü gösteriyor. Diğer yandan ise Önder Apo gerçeğinin Türkiye’nin sorunların çözümünde ne kadar kilit noktası haline geldiğini, ne kadar verimli ve üretken olduğunu gösteriyor. 

 

Savaşı yayarak sürdüreceğiz

2022'yi Önder Apo’nun özgürlüğü için mücadelenin topyekun geliştirilmesi, 50. Önder Apo ve PKK yılının Önder Apo’nun özgürlük yılı haline getirilmesi kararımız var. 

Askeri mücadele

Savaşı geliştirerek ve yayarak sürdüreceğiz. Gerilla, şimdiye kadar olduğundan farklı direnecek. Savaş dağda olduğu kadar, şehirde ve ovada da gelişecek. Askeri güçleri hedeflediği kadar faşizmin ekonomik-siyasi güçlerini de hedefleyecek, Medya Savunma Alanları’nda sürdüğü kadar Kuzey Kürdistan’ın ve Türkiye’nin her tarafına yayılacak, sürecek. AKP-MHP faşizmi nerede saldırırsa ona karşı orada direnilecek ve savaşılacak. Bu temel bir tutumdur ve bundan sonra bu çerçevede gerilla çok daha yaygın, etkin, derin, yeni ve yaratıcı yöntemlerle savaşacak. Bütün bu iş birlikçi hain çevreler, ajan kesimler hedefimiz olacak, her alanda olacak. TC devletine, MİT’e hizmet eden hiç kimse hesap vermekten kurtulamayacak. 

İdelolojik mücadele

Diğer yandan da askeri mücadeleye bağlı olarak ideolojik mücadeleyi çok boyutlu geliştireceğiz. Faşist soykırımcı saldırıları, düşman gerçeğini, insanlık dışı yaptıklarını daha çok teşhir eden, halkımızı, gençliği, kadınları, dostlarımızı daha çok motive eden, eğiten, moral veren, örgütlemeye ve eyleme çeken bir propaganda-ajitasyon, sanat-kültür faaliyeti yürüteceğiz. Her türlü liberal saldırılara karşı çok etkili bir mücadele yürüteceğiz, bunu parti içinde de dışında da yürüteceğiz. Önderlik çizgisini, Önderlik gerçeğini bu temelde daha fazla hayata geçireceğiz, daha çok dünyaya yayacağız, işçi ve emekçilere, kadın ve gençlere daha fazla ulaştıracağız, kapitalist modernite liberalizminin bireyi alıklaştıran, örgütten ve eylemden uzaklaştıran, bireycileştiren ve mücadeleden uzak tutan saldırılarına karşı onu yerle bir edecek bir ideolojik mücadeleyi her boyutta sürdüreceğiz, bireyciliğin her türlü görünümüne karşı mücadele edeceğiz. Özgür birey demokratik komün çizgisinde bilincin, zihniyet oluşumunun, yaşamın gelişmesi için başta Kürdistan olmak üzere, Ortadoğu’da ve dünyada devrimci ve demokratik güçlerle de ittifak halinde her türlü eğitim, örgütlenme, propaganda mücadelesini geliştireceğiz. Bunu çok da önemsiyoruz. Bu temelde Dünya Demokratik Konfederalizmine ulaşma mücadelesini geliştireceğiz. Enternasyonal çalışmalarımızı, dayanışmamızı, birliğimizi güçlendireceğiz. Herkesi bu temelde ortak mücadeleye, antifaşist özgürlük ve demokrasi mücadelesine daha fazla çekmeye çalışacağız.

Toplumsal mücadele

Toplumsal alanda da yapılabilecek önemli şeyler var. Zaten şimdiye kadar yürütülen önemli bir mücadele var. Dört parça Kürdistan’da, yurtdışında gençler ve kadınlar öncülüğünde halkımızın yürüttüğü önemli bir direniş var, bu konuda bir bilinçlenme var, örgütlülük var, etkinlik var. Gerçekten de hepsini takdir etmek lazım, saygıyla selamlıyorum. Oldukça son zamanlarda yaratıcı hale de geldiler. Nöbet eylemlerinden, on binlerce insanın bir araya geldiği mitinglere, protestolara kadar zengin kitle eylemliliği ortaya çıktı. Bakur’da böyle, yurtdışında da böyledir, Rojava zaten hep ayaktadır. Başûr, Rojhilat buna katılıyor. Bu temelde birçok yerde dostlarımız AKP-MHP faşizmini teşhir eden eylemler geliştiriyorlar. Bunları önümüzdeki süreçte de geliştirerek sürdüreceğiz. 

Öz savunma

Öz savunma çok önemlidir. Öz savunmamızı almalıyız. Bunu da bilinçle, örgütlülükle, eğitimle yapmalıyız. Kendimizi başkalarının insafına bırakmamalıyız. Gericiliğin, erkek egemen zihniyet ve siyasetin, ırkçı şoven milliyetçi histerist saldırıların insafına kalmamalıyız. Kadınlar erkek egemen zihniyet ve siyasetin saldırılarına karşı kendi öz savunmalarını yapacak, bilinç, örgütlülük ve eğitime mutlaka sahip olmamalılar. Bu bakımdan direnmeliyiz. Anti faşist direnişi her yerde geliştireceğiz. Faşizm hangi dille durduruluyorsa o dille cevap vereceğiz. Faşist terörü durduracak devrimci direnişi her yerde mutlaka geliştireceğiz. Bunun temeline de öz savunmaya koyacağız. Öz savunma, var olmanın ve özgür olmanın temel koşuludur. Kendi güvenliği olmayan ne var olabilir ne de özgür olabilir. Güvenlik başkasına devredilemez. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.