Keman çalan çocuğun hayatını çaldılar

Medya DOZ yazdı —

18 Kasım 2020 Çarşamba - 23:00

  • Cübbelerinizin içinde insan yok, üniformalarınızın altında insanlığın zerresi yok! Biz Kemalimizi kaybettik, siz insanlığınızı...

Gün gelecek insanlık yaşadığı her utanç için tekrar tekrar utanacak. Belki de insanlığa bu utançları yaşatanlar, insanlıktan nasibini almayanlar o zaman yaşamıyor olacak, belki de kemiklerine tükürülecek ve mezarlarına lanetler okunacak. Biz bu kadar acı yaşadıktan sonra neye yarar diyeceksiniz, haklısınız. Ama baki olan insanlık da haklı, hiçbir şeyi unutmayan tarih de haklı. Bizim kısa ömürlerimiz belki bir süre sonra susmak zorunda kalacak. Fakat susmayacak ve unutmayacak, öznel bir hafızanın varlığından haberdar olacağız.

Ve susmayan ve unutmayan o öznellik, bugün var gücüyle "Keman çalan bir çocuğun hayatını çaldılar" diye haykırdı. Bu haykırışı ağaçların kökü duydu, kuşun yuvası duydu, suyun yosunu duydu, yolun çakılı duydu. Doğanın koynunda kopan kıyamet duydu bu çığlığı. Bir katile beraat verdiler, hayatını çaldıkları çocuğu hiç yaşamamış saydılar. Evet, Kemal Korkut'un katili olan polis, delil yetersizliğinden serbest bırakıldı. Dünyanın gözü önünden katledilen Kemal Korkut’un katiline Diyarbakır 7. Ağır Ceza mahkemesi beraat kararı verdi. Herkesin gözleri önünde Kemal'in çıplak bedenini mermi yağmuruna tutan polis şimdi dışarıda. Katili dışarı salan Türk mahkemelerinin Adalet Bakanı, “hukuka geri dönüyoruz” dedi ve tetiği çekene beraat verdi.

Cinayetin fotoğrafını çeken gazeteciye 20 yıla kadar hapis istiyoruz demek istedi herhalde. Biz olayı yanlış anlamışız.

Cübbelerinizin içinde insan yok, üniformalarınızın altında insanlığın zerresi yok! Biz Kemalimizi kaybettik, siz insanlığınızı... Biz bir insanımızı kaybettik, siz yine insanlığınızı kaybettiniz. Gözlerimiz delil değildi bugün. Bu gün Allah Delil değildi, Celil değildi, Kadir değildi, Cebbar ve Kahhar değildi. Hiçbir tanrı bu adaletsizlik, vicdansızlık karşısında insanı ikna edemez. Bin yıl da geçse bu zulüm hafızamızdan silinmez.

Kulaklarımızda bir ananın ağıdı kaldı, "Kemal, sen baharın daha açmamış çiçeğisin… Kemal…” "Kemal uyan, uyan..." Bu ananın ağıtları hatırına şimdi nasıl çoğalacak umutlar? Koca ülkenin hiç bir şeye inancı kalmasın diye yapılmayan vahşilik kalmadı... Tar û taze bir cana kıydınız, bahar çiçek açmaktan utandı siz utanmadınız. Su akmaya erindi, siz kan dökmeye doymadınız. Vahşisiniz, iğrençsiniz. Türkiye mahkemelerinde eyledikleriniz, faşist zihniyetlerinizin zahir ve batın yüzüdür.

"İnsansız adalet olmaz
Adaletsiz insan olur mu?
Olur, olmaz olur mu!
Ama olmaz olsun" demiş bir şair.

Siz de olmaz olun, yok olun. Yok olacaksınız. Mahkemeleriniz başınıza yıkılacak. Hesap vereceksiniz, insanlığın vicdanında yargılanacaksınız. Kürt halkının verili hiçbir hukuka inancı yoktu, olmayan bir hukuktan adalet de beklemedi. Ve bilinmeli ki hiçbir ezilen, egemenin mahkemesinde adil bir karar ile karşılaşmaz. Egemen acımızı hissetmez. Biz de egemene merhamet etmemeyi öğrenince adalet yerini bulacaktır.

Kendi mahkemelerimizi kurup adaleti orada arayacağız. Zalimlerin ocağında adaletin dağıtıldığı nerde görülmüş? Zalimin adalet ile, hakikat ile bir ilişkisi yoktur. İşte bu yüzden analarımızın ahının hesabını sormazsak ölelim daha iyi. Gençlerimizin kanını yerde bırakır ve intikamını almazsak varız demeyelim daha iyi. Düşmanına merhamet eden namert olsun.

Zulmün cübbelerini giymişlerin karşısında Kemal'in çıplak bedeniyiz unutmayın. Yüzsüzlerin karşısında Kemal'in acıyla gerilen yüzüyüz unutmayın. Bu hikayede ne olursa olsun biz karşıda olanız.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.