Kürdistan’da maskeleri düşüren ziyaret

Dosya Haberleri —

7 Temmuz 2021 Çarşamba - 23:00

DEFEND KURDISTAN

DEFEND KURDISTAN

  • Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi Heyeti’nin Başûrê Kurdistan ziyareti, bir şeyi daha da net biçimde ortaya çıkardı: Rojhilat, Rojava, Başûr ve Bakûr halkı, işgal karşısında tavrını net olarak ortaya koyuyor. KDP içinde iktidarı elinde bulunduran elit ise işgalcilerin yanında duruyor.

MAHİR ÜZMEZ

 

Defend Kurdistan (Kürdistan’ı Savun) İnisiyatifi, Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarına ilişkin gündem oluşturmak için oluşturduğu heyetin Hewlêr’den Behdînan’a gidişi engellendikten sonra, 15 Haziran günü, Süleymaniye’ye doğru yola çıkma kararı aldı. Ben de heyete bu yolculukta eşlik edecektim.

KDP’nin son kontrol noktasını geçtikten sonra siyasi yapının yaşadığı değişim, Kürdistan’da olduğumuzu bize bir kez daha hatırlattı: Uzaktan gördüğümüz Süleymaniye şehrinde Hewlêr’in aksine daha çok mütevazı binalar var; şehir, çok daha temiz ve bakımlı görünüyor. Şehrin hemen üzerindeki yamaçta kocaman bir Kürdistan bayrağı ve “Slemanî” yazılı bir tabela. Sokaklara ünlü bir Kürt direnişçisi ya da sanatçısının adı verilmiş. Viyan Soran’ın, Pîrêmerd’in, Şêx Mahmud Berzencî’nin yurdu, Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi’ni çok daha sıcak karşılıyor.

 

İki kentin sınırı

Başûrê Kurdistan, adeta Hewlêr ve Süleymaniye isimli iki devletçiğe bölünmüş durumda. Avrupa’da onca farklı ülke arasında hiçbir sınır yokken burada, aynı federe yapıya bağlı iki şehir arasındaki sınır, neredeyse iki ülke arasındaki sınırlar kadar sıkı kontrol ediliyor. Bölge, sadece sınırlar ile de ayrılmıyor; siyasal, kültürel ve sosyolojik olarak da karşımıza adeta iki ayrı toplum çıkıyor.

 

Misafirlik umduk, suçlu muamelesi gördük

Heyet, Süleymaniye’ye ulaştığı günün ertesi günü, 16 Haziran’da hem Hewlêr’de yaşadıklarına hem de Süleymaniye programına ilişkin bir basın açıklaması düzenledi.

  • Basın açıklamasında ifade edilenlerden bazıları şunlardı:  Hewlêr’e ilk geldiğimizde KDP yönetimi, heyetin Güney Kürdistan’daki çoğu siyasi aktörle görüşmesini engelledi.
  • Ziyaret etmeyi planladığımız kurumlar, bizim toplantı yapmamaları için korkutuldu.
  • Biz buraya misafir olarak kabul edilmeyi umarak geldik ama bunun yerine suçlu muamelesi gördük.
  • Türk ordusunun işgali, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve kuşku yok ki kabul edilemez. Uluslararası devletler topluluğunun bu konuda sessiz ve hareketsiz kalmasından ve Türkiye’nin insan hakları hukukuna uyması konusunda hiçbir ısrarda bulunmamasından üzüntü duyuyoruz.
  • KDP’nin politikası nedeniyle maruz kaldığımız tüm baskıları şiddetle kınıyoruz.

 

Süleymaniye sıcaklığı

Heyet, Süleymaniye’de Başûr’daki bütün siyasi partilerin yanı sıra Rojhilat’ta (Doğu Kürdistan) faaliyet yürüten siyasi partilerle de görüşmeler yaptı. Hewlêr’de olmadık zorluklarla karşılaşan heyet, Süleymaniye’de ise hem daha sıcak karşılanıyor hem de çalışmaları nedeniyle takdir topluyordu. Heyetin görüştüğü neredeyse bütün çevreler, yalnızca inisiyatife desteklerini açıklamakla kalmadı; ayrıca ortak eylemlerle işgal saldırılarına karşı tavırlarını ortaya koydular. İnisiyatifin Süleymaniye’ye yaptığı ziyaret, kentte Türk devletinin işgal saldırılarına karşı var olan siyasi ve toplumsal refleksleri en üst seviyeye çıkarmıştı.

 

KCK açıklaması

Bu ziyaret sırasında, 16 Haziran günü, KCK de bir mesaj yayınlayarak Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi’nin çalışmalarını kutladı ve tüm Kürdistanlılara da Türk devletinin işgal saldırılarına karşı tutum geliştirmek konusunda inisiyatifin çalışmalarını örnek gösterdi.

KCK’nin açıklamasında bir cümle, özellikle çarpıcıydı: “İşgale ve KDP’ye karşı tutum her gün gelişmekte, Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini daha güçlü bir toplumsal ve kamuoyu desteğine kavuşturmaktadır. Bu temelde Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi’ni oluşturanları saygıyla selamlıyoruz.”

 

Eylemlere katıldılar

Heyet, Süleymaniye’de, bu desteğin ve sıcaklığın da etkisiyle, daha aktif çalışmalar yürüttü. Kentin ileri gelen aydın ve sanatçıları ile birçok kez bir araya gelen heyet, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı Süleymaniye’de düzenlenen eylemlere de katıldı.

“Asoye Newe” isimli aydın grubunun 16 Haziran günü heyet ile birlikte organize ettiği basın açıklamasında Türk devletinin soykırım siyasetine öfke çok yüksekti. Bundan bir gün sonra, 17 Haziran’da ise heyet, Süleymaniyeli birçok sivil toplum örgütünün organize ettiği eyleme katıldı. Bu eylem, Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi heyetinin halkın gönlünde ne kadar yer edindiğinin de göstergesiydi.

 

Mahabat ailesini ziyaret

Heyet, Türk devletinin saldırıları sonucu yaşamını yitiren Ebas İbrahim için açılan taziye çadırını ve Mam Celal Talabani ve Gorran Hareketi kurucusu Noşirvan Mustafa’nın mezarlarını da ziyaret etti. Bir diğer ziyaret ise Süleymaniye’ye yakın Koni Masi mıntıkasında işgalci Türk ordusu tarafından hedef alınan ve saldırıdan yaralı kurtulan Mahabat ailesine oldu. Bu ziyaret esnasında heyetin bulunduğu noktaya yakın bir yerde olan Galgala köyüne Türk ordusu tarafından yeni bir saldırı gerçekleştirilecekti.

 

Mexmûr ve Şengal

Heyetin bir grup üyesi, Türk devletinin işgal saldırılarının hedefinde olan Mexmûr’daki mülteci kampı ile Êzîdîlerin yurdu Şengal’i ziyaret etmek için 20 Haziran gününün sabah saatlerinde yola çıktı.

Heyetin Mexmûr’a geçmesine izin verilmedi; Şengal’e gitmek isteyen grup da Irak güçleri tarafından geri gönderildi.

 

Qendîl yolculuğu

Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi Heyeti görüşmelerini sürdürürken Türk devletinin saldırıları da aralıksız devam ediyordu. Özellikle de insansız hava araçları ile yapılan saldırılar, sadece Behdînan bölgesine değil, bütün Başûrê Kurdistan’a yayılmıştı. Bunun üzerine heyet üyeleri, Qendîl’e gidip işgal saldırılarına karşı canlı kalkan eylemi başlatma kararı aldı. Tevgera Azadî ile birlikte alınan bu karar doğrultusunda heyet üyeleri, 21 Haziran’da Qendîl’de canlı kalkan eylemini başlatmak üzere yola çıktı.

YNK’ye bağlı Asayiş güçleri, Qendîl’e gitmek isteyen heyet üyelerine daha sabah saatlerinden itibaren engeller çıkarmaya başladı. Heyetin içinde olduğu otobüs, bütün arama noktalarında bekletiliyor, ancak uzun pazarlıklar sonucunda yeniden yola devam edebiliyordu. Heyet dışında Qendîl’e ulaşmaya çalışan birçok başka otobüs de YNK Asayişi tarafından engellenmişti.

 

‘Türk devletini engelleyin’

Heyete Almanya’dan katılan Nico Vögel, özellikle de Qendîl eteklerinde yaşayan halk ile dayanışmak için Qendîl’e gitmenin çok önemli olduğunu söylüyor, çıkarılan engelleri ise anlamakta zorluk çekiyordu.

Heyetin Qendîl’de yapmak istediği canlı kalkan eylemi, YNK Asayişi tarafından son kontrol noktasında engellendi. Burada yüzlerce kişi birikmişti. Onlar arasında olan Fatma Hamîd isimli bir ana, YNK’nin tavrını kınarken, “Biz buraya barış için geldik. Engellemeniz gereken biz değiliz, Türk devletidir” diye sitem ediyordu.

Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi Heyeti ve Tevgera Azadî, bu engellemeleri ortak bir basın açıklaması ile protesto etti ve Süleymaniye’ye geri döndüler.

 

Havaalanlarındaki gözaltılar

Heyet, çalışmalarını 22 Haziran itibarıyla sonlandırdı ve Başûrê Kurdistan’dan Avrupa’ya dönüşler başladı. Heyet üyeleri, Avrupa’nın birçok kentinde de havaalanlarında karşılandı; heyettekilerin düzenlediği etkinliklere yüzlerce insan katıldı. Verilen mesaj, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı Kürdistan ile dayanışmak için başlatılan bu çalışmanın devam edeceğiydi.

Dönüş yolunda Alman devleti de Kürdistan’a yolculuğunu da engellemeye çalıştığı heyete faşizan yüzünü gösterecekti.

Alman polisi, 23 Haziran’da, Güney Kürdistan’dan gelip Frankfurt Havaalanı’na inen heyet üyesi 6 Alman’ı gözaltına aldı. Heyet üyeleri, beş saat süren uzun sorgulamanın ardından serbest bırakıldı.

Frankfurt Havaalanı’na 27 Haziran günü inen uçakta bulunan 8 kişilik başka bir grup da Alman polisi tarafından zor kullanılarak gözaltına alındı.

Bu gözaltıları değerlendiren heyet üyesi Larissa Scheurer, “Heyetimizin çalışmaları egemenleri o kadar korkutmuş ki, bize uyguladıkları bu şiddet ile şimdi bizi korkutmak ve sindirmek istiyorlar” diyecekti.

 

43 toplantı, 257 kişi

Avrupa’dan Kürdistan’la dayanışma içinde olan enternasyonalistlerin oluşturduğu gruplar, 8 Haziran’dan itibaren Güney Kürdistan’a gitmeye başlamıştı. NATO Zirvesi ile eş zamanlı olarak Hewlêr’de, 14 Haziran günü yapılan basın açıklaması ise Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi’nin çalışması deklare edildi.

Heyet, 9-22 Haziran tarihleri arasında, KDP Asayişi ve Alman devletinin tüm engellemelerine rağmen yapılan 43 toplantıda 257 kişi ile görüştü.

Heyet, 4 kitlesel eylem ile 7 basın açıklaması düzenledi.

Ülkelerine geri dönen heyet üyeleri, Kürdistan izlenimlerini etkinlikler, radyo ve televizyon programları gibi formatlarla anlatmayı sürdürüyor.

 

Maskeler düştü

Kürdistan’ı Savun İnisiyatifi Heyeti’nin Başûrê Kurdistan ziyareti, bir şeyi daha da net biçimde ortaya çıkardı: Rojhilat, Rojava, Başûr ve Bakûr halkı, işgal karşısında tavrını net olarak ortaya koyuyor. KDP içinde iktidarı elinde bulunduran elit ise işgalcilerin yanında duruyor.

Bu ziyaret, Kürdistan’daki maskeleri tek tek düşürdü.

Heyet üyelerinden Dr. Mechthild Exo, Türk devletinin işgal saldırılarına karşı Başûr halkı ile birçok ortak nokta yakaladıklarını, bütün halkın ve örgütlerin saldırılara karşı olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Bu durum, bizi umutlandırdı. Bugünden sonra Avrupa’da bu gerçekliği kamuoyuna ulaştırıp Kürt halkı ile omuz omuza işgale karşı eylem ve etkinlikler düzenlemeye devam edeceğiz.”

 

Türk devletinin son saldırısında 7 bin hektar orman talan edildi

“Ortadoğu’nun egemen güçleri, Kürdistan’ı sadece siyasi ve ekonomik olarak sömürmüyor; aynı zamanda doğaya verdikleri zararla da bir bütün olarak Kürt halkına ait olan her şeyi yok ediyorlar.”

Bu sözler, heyetin Derbenxidan’da ziyaret ettiği Kürdistan Doğa Derneği Başkanı Sarwar Qaradaxî’ye ait. Qaradaxî’nin verdiği bilgilere göre Başûrê Kurdistan’da toplam 2,5 milyon hektar ormanlık arazinin 1,3 milyon hektarı Türk devletinin işgal saldırıları nedeniyle tehdit altında.

23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece başlayan son saldırılarda ise 7 bin hektar ormanın Türk devleti tarafından yakılarak ya da kesilerek talan edildiği bilgisi bulunuyor.

Qaradaxî’nin Peşmerge Bakanlığı’na dayandırdığı rakamlara göre ise Türk devleti, bölgede bin 300 defa hava saldırısı ve 120 defa da kara saldırısı düzenledi.

 

Türkiye ve İran’ın su ambargosu

Derbendixan’daki önemli bir gelişme de Türk ve İran devletlerinin Kürdistan’a uyguladığı su ambargosu. Bu ambargo yüzünden Derbendixan Baraj Gölü’nün su seviyesi düşmüş durumda. Heyet, durumu gölü ziyaret ederek gözlemledi. Bu gezi, Türk devletinin işgal saldırılarının Kürdistan’da sadece insanları katletmekle kalmadığını, doğaya da büyük zararlar verdiğini bir kez daha gözler önüne seriyordu.

Heyete Almanya’dan katılan Nico Vögel, özellikle de Qendîl eteklerinde yaşayan halk ile dayanışmak için Qendîl’e gitmenin çok önemli olduğunu söylüyor, çıkarılan engelleri ise anlamakta zorluk çekiyordu.

Alman silahlarının hesabını sorun!

Derbendixan’dan sonra heyet, yönünü Halepçe’ye çevirdi. Burada ilk duraklar, Enfal Katliamı’nda yaşamını yitirenler için yapılan anıt ve müze oldu. Heyet, Halepçe’de faaliyet yürüten birçok sivil toplum örgütü temsilcisi ile de bir araya geldi. BU buluşmada Halepçe halkı, heyetin Alman üyelerinden özel bir talepte bulunacaktı: Enfal Katliamı sırasında Saddam’ın kullandığı Almanya menşeili silahların hesabının sorulması.

Bu ziyaretten aklımda kalan bir başka detay, aradan geçen 33 yıla rağmen Enfal’in izlerinin insanların yüzlerinde hâlâ okunabiliyor olması oldu.

 

Gözaltıları değerlendiren heyet üyesi Larissa Scheurer, “Heyetimizin çalışmaları egemenleri o kadar korkutmuş ki, bize uyguladıkları bu şiddet ile şimdi bizi korkutmak ve sindirmek istiyorlar” diyecekti.
paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.