Materyalist kehanetler

Selim FERAT yazdı —

3 Ocak 2022 Pazartesi - 23:50

  • Yıllardır savaşın devam ettirildiği Ortadoğu’da, 'kader' olarak kanıksanan ‘silahların gölgesinde yaşama‘ya son verecek olanlar, savaşın dayanılmaz yükünü taşıyan toplumlar olacaklar. Bunlardan birinin de Kürdistan toplumları olduğunu kabul edersek; "Toplumlar üstesinden gelemeyecekleri sorunları gündeme getirmezler"e denk düşen bir kehâneti not etmek istiyorum:

Kâhinler’in söyledikleri?

Bana biraz hikaye, az gerçek ve umutsuz gibi geliyor.

Ancak kâhinlerin toplumsal hareketler, olgular ve demografik trafiğe bakarak öngörülerde bulundukları ihtimalini de gözardı etmiyorum.

Onlar da yaşamın içinden konuşuyorlar.

Dünyalılar ve dünyadan bihaber değiller.

Dünyayı iyi tanımlayanlar, satır aralarından geleceğin analizini yapanlar değiller mi?

Bizim kâhinlerimiz, "Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser" demiş.

Yeni yılda kulak vereceğim kâhinler, başta Rojava ve dünyanın diğer ülkelerinde yeni bir yaşam için mücadeleye öncülük edenler olacak.

Neden?

Çünkü, içinden çıkılmaz gibi görünen egemen tablonun yanıltıcı olduğunu düşünüyorum.

Bunun nedeni ise; "Kapitalist toplumun en temel kötülüğü" olarak, insanın kendisine yabancılaştırılmasıdır.

Ancak bu tüm insanlar için geçerli değil.

Dünyanın her ülkesinde, küçücük toplumsal adalarda, özgür olmak için didinen, sayıları büyük olmazsa da, kendine yeter, "direniş odakları" var.

"Ne kadar azsan, yaşamını ne kadar az görkemli kurmuşsan o kadar çoksun demektir ve görkemli yaşamın da o denli büyüktür" belirlemesine denk düşen bu topluluklar, geleceğin kaderini belirleyecek etkin bir rol oynuyorlar.

Dünyada, diğerlerine oranla daha çok ezilen toplumun adı: kadın.

Bu "zayıf halka" kadının Kürdistan’da öncü olmasına yol açan etkin nedenlerden biri.

Bir yerde toplumsal dayanaklarla kanıksatılan "zorla evliliğin" aslında "geleneksel fuhuş" olduğunu çözümleyenlerin erkekler olmadığını kanıtlayanlar Kürdistanlı Gerilla kadınlardı.

Böylece özgürlükse özgürlük, sosyalizmse sosyalizme öncülük edecekler, başta Rojava, Kürdistanlı kadınlar olacak.

Yıllardır savaşın devam ettirildiği Ortadoğu’da, 'kader' olarak kanıksanan ‘silahların gölgesinde yaşama‘ya son verecek olanlar, savaşın dayanılmaz yükünü taşıyan toplumlar olacaklar. Bunlardan birinin de Kürdistan toplumları olduğunu kabul edersek; "Toplumlar üstesinden gelemeyecekleri sorunları gündeme getirmezler"e denk düşen bir kehâneti not etmek istiyorum:

Cemil Bayık, 2021 yılın sonunda Stêrk TV’nin sorularını yanıtlarken, Türk egemenlerinin savaşta ısrar etmek dışında bir yollarının kalmadığını vurguladı.

Ve 2022’de bu savaşa karşı daha büyük bir direniş gerçekleştireceklerini ekledi.

Bu öngörü ve planı, toplumsal bir kehânet olarak algılıyorum. Temelleri, geçmişi olan toplumsal güçler tecrübelerine dayalı, gelecek rotası çizerler.

Cemil Bayık, artık savaşı istemeyenlerin sözünü şöyle formüle etti: Gelecek yıl savaşa son vereceğiz!

Türkiye’de "Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette. Bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterli" sözünün revaçta olması, Kürtleri yok etmek isteyen gücün kullandığı Türk gücüne dayalı sihirli bir değnek olmaktan çıktığı andan itibaren, 'savaşa son’un start alacağını bildiği için, Cemil Bayık’ın bilirkişi olarak kâhînce bir rota çizmesi, şaşırtıcı değil.

Materyalist bir öngörü.

Biliniyor: "Katı olan her şey buharlaşıyor" ve "Kutsal olan her şey dünyevileşiyor." "Ve en sonunda insanlar yaşamın gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle yüzleşmeye zorlanıyorlar." 

Ve sonuçta Cemil Bayık Türkiye ve Kürdistan halklarının savaşsız bir durakta buluşmalarını öneriyor; bunun sadece Kürdistan değil için değil, Türkiye halkları için de hayati önemde  olduğunun altını çiziyor.

Not: Çift tırnak içindeki alıntılar Karl Marks’a aittir. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.