PKK’nin 43’üncü yılında alternatif meselemiz!.. 

Veysi SARISÖZEN yazdı —

24 Kasım 2020 Salı - 23:00

  • PKK tarihi bir hatıra değil. Dağda, ovada, kırda kentte bugün de savaşıyor. Ve onun Kürdistan’da “evrimci/reformcu” bir alternatifi yok. PKK bütün Kürdistan parçalarında, o nedenle de bu parçaların bulunduğu bütün ülkelerde, o ülkelerin demokratik güçlerine öncülük eden biricik devrimci alternatiftir.

Demokratik alternatif nasıl ortaya çıkar?

Eğer devrimci bir alternatiften söz ediyorsak, bunun türlü halleri var. Gezi’ye çıkarsın, “işte alternatif” dersin. Ama bu bastırılmışsa, ancak alternatifin işareti ya da örnek biçimi olarak tarihe geçer. Alternatif oraya çıkmamıştır. Aynı durum geçmişteki ani parlamalar ve ani sönmeler için de geçerlidir. 1980 15-16 Haziran işçi ayaklanması da devrimci alternatifin nasıl olabileceğini göstermiş ama kendisi devrimci alternatif haline gelemeden yenilgiye uğramıştır. Örnekler uzatılabilir. Bugünün Türkiyesi’nde ne TİP, ne TKP, ne THKP-C, ne TİKKO ve ne THKO birer alternatif değil. Ama hepsi ders alınacak birer “alternatif örneği”dir.

Bir de “evrimci” ya da “reformcu” aternatiften söz edebiliriz. Parlamentoya girersin. Her an ya da ilk seçimde çoğunluğu kazanacak durumdasın. Seçimi kazandın, kazandın. Yok eğer on yıl, yirmi yıl, otuz yıl “ha kazandım ha kazanıyorum” diyorsan sen artık alternatif olmaktan çıkmışsın. Tıpkı “Umudumuz Ecevit” gibi. Muhalif olmak alternatif olmak değildir. Muhalif eskidikçe alternatif olmaktan çıkar. Vaktiyle Akbaba adlı tarihi mizah dergisinin yarattığı “müzmin muhalif”e dönersin.

Alternatif olamayan devrimci alternatif örnekleri tarihe yazılır. Saygı uyandırır. Onlar gibi olsak dedirtir. Alternatif olma hevesiyle ihtiyarlamış olan “evrimci” ya da “reformcu” alternatif örneği ise insanda bezginlik yaratır. Hatırlamak bile istemezsin.

Bugün durum nedir?

Bugün durum şudur: Türkiye’nin batısında devrimci bir alternatifin çıkma ihtimali büyümektedir. “Büyümektedir” demek, devrimci alternatifin henüz ortaya çıkmadığını söylemektir. Çıkmamıştır, ama çıkabilir. Ciddi belirtiler vardır.

“Evrimci” ya da “reformcu” alternatifin hali nedir? Pek iyi değildir. Ama yine de çıkmamış candan umut kesilmez. Yaşadığına dair emareler vardır. Virüsle “mesafeyi koruma” durumu geliştikçe, HDP’den “uzak durma” eğilimi zayıflamaktadır.

Kriz koşullarında “devrimci alternatif” ile “reformcu alternatifin” mevcut rejimi yıkma konusunda bir süre yan yana yürümesi ya devrimci alternatife ya da reformcu alternatife yol açar. Henüz ikisi de alternatif haline gelmediği gibi, bunların birbirlerini beğenmeme şansları yoktur. Yan yana nasıl yürüyebilirler? Programla, program için bitmez tükenmez tartışmalarla demiyorum; Ortak bir sloganla yan yana yürüyebilirler. Bu ortak sloganı HDP formüle etti: Erdoğan istifa-Erdoğansız erken seçim! Erdoğan devrildiğinde asıl devlet iktidarını devirme olanakları da ortaya çıkar, erken seçim sonunda “sistem içi” reform süreci de yaşanabilir. Şu konuda anlaşalım: Devrim olursa reformcuya hayat hakkını tanıyacağız, reform olursa reformcu anayasa devrimcinin var olma hakkını tanıyacak. Bu kadarı yeterlidir.

Buraya kadar anlatılanlar Kürdistan’ın Batısındaki metropoller için geçerli.

Kürdistan’da durum ne?

“Evrimci ya da reformcu alternatiften” söz edilebilir mi? Bu çok gülünç olur. Kürdistan’da var olan “devrimci alternatiftir.”

Bu alternatif 27 Kasım günü 43’üncü yılını kutlayacak. PKK’den söz ediyorum. PKK tarihi bir hatıra değil. Dağda, ovada, kırda kentte bugün de savaşıyor. Ve onun Kürdistan’da “evrimci/reformcu” bir alternatifi yok. PKK bütün Kürdistan parçalarında, o nedenle de bu parçaların bulunduğu bütün ülkelerde, o ülkelerin demokratik güçlerine öncülük eden biricik devrimci alternatiftir.

Bir an için Kürdistan’ın dört parçasının bulundukları ülkelerle aralarındaki sınırları kaldırmadan konfederal bir temelde birleştiklerini düşünün. Sonra aklınıza bir “seçim” dönemini getirin. Seçim meydanındaki bir kürsüden Neçirvan Barzani’nin konuştuğunu diğer bir kürsüye ise Öcalan’ın çıktığını gözünüzde canlandırın.

Neçirvan Güney halkının şanlı tarihini çoktan unutmuş, elindeki Petro-dolarlara bakarak konuşuyor. Öcalan’ın önünde Neçirvan’ın boyu kadar dizili kitaplar ve her kitabın kapağında yarım yüzyıllık bir şehitler tarihi durmakta.

Neçirvan diyor ki, Irak Ordusu Şengal’i, Türk ordusu Kerkük’ü alsın.

Öcalan onun adına utanıyor: Bütün ordular Kürt’ün vatanından çekildiği gün, bizim gerillamız da dağdan iner, silahın namlusunu eritir, sapan yapar, ecdadı gibi toprağı sapsarı başakla donatır, komünal tarihin kadın özgürlükçü, ekolojik, eşitlikçi, demokratik sosyalizm toplumunu kurar. Ortadoğu’da “ortak evimizi” inşa eder, Ortadoğu Konfederalizmi, Balkan konfederalizmini, Balkan konfederalizmi Kafkas konfederalizmini, tümü birden, kapitalist moternitenin enkazı üzerinde demokratik modernitenin evrensel konfederalizmini doğurur.

Olur mu, olmaz mı, hayal mi, gerçek mi?

Eğer uzak geleceğe böyle hilekar dükkancı kafasıyla baksaydı, Apo bir avuç arkadaşla gökyüzünü fethe çıkmaya kalkar mıydı?

Öcalan PKK’yi, şu anda içinde esir tutulduğu hücreden bile küçük bir odada kurmuştu. O küçük odadan Rojava devrimi çıktı. Şimdi Onun düşünceleri içinde tecrit edildiği daracık hücrenin duvarlarını her geçen gün biraz daha büyük bir güçle aşmakta, Kürdistan’ın dört parçasında, her parçanın içinde bulunduğu devletlerde ve o devletilerin içinde yaşadığı dünyada, Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Latin Amerika dağlarında ve platolarında yayılıyor.

Kürt özgürlük hareketi artık devrimci sürecin evrensel alternatifidir.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.