Zagrosların ‘çiçek insanlarının’ sırrı çözüldü

Doğan Barış ABBASOĞLU Haberleri —

  • Bir grup bilim insanı Zagroslardaki Şaneder mağarasında bulunan 75 bin yıllık mezarlarda keşfedilen polenlerin Neanderthallerin ölülerini çiçeklerle gömdüğü yönündeki yorumlara karşı bir tez geliştirdi.

Şaneder mağarası, Zagros silsilesinde yer alan Bradost mıntıkasında, Zap nehrine sadece 800 metre uzakta doğal bir yapı. 1951 yılında ABDli antropolog Ralph Solecki tarafından keşfedilen mağarada takip eden yıllarda bulunan Neanderthal iskeletleri o dönemde büyük yankı uyandırmıştı.

Ama Şaneder’in uluslararası alanda ünlenmesini sağlayan keşif Şaneder 4 olarak adlandırılan isketletin gömüldüğü noktada bulunan polen kalıntıları. Araştırmacılar bu kalıntıları, Neanderthallerin ölülerini çiçeklerle gömdüğü yönünde bir yoruma itmişti.

Şaneder “çiçek mezarlarıyla” ünlendi

Ölümden sonra bir dünya tezahürü, insanı diğer tüm canlılardan dramatik bir şekilde ayıran bir düşünce biçimidir. Hiçbir diğer insansıda da bu tür bir düşünceye ve ölülerle ilgili bir ritüele rastlanmaz. Bu nedenle Şaneder uzun süre bilim dünyasında tartışma konusu oldu.

 

Şaneder mağarası

 

Polenleri arılar taşımış olabilir

Journal of Archaeological Science dergisinde 28 Ağustos'ta yayınlanan yeni çalışmada, İngiltere'deki Liverpool John Moores Üniversitesi'nde paleoekolog olan Chris Hunt ve ekibi Shanidar 4'teki polen kanıtlarını yeniden inceledi ve topraktaki polen yoğunluğunun çiçeklerden değil arılar tarafından yapılan yuvalardan kaynaklı olduğu teorisini ortaya attı.

Mezarın üstünden ve altından alınan toprak örnekleri ilk olarak 1975 yılında iki palinolog - polen uzmanı - tarafından incelenmiş ve bunların bilinen beş ve tanımlanamayan iki tür bitkiye ait olduğu belirlenmişti.

Hunt ve ekibi, bitki türlerinin daha önceki tanımlamalarına büyük ölçüde katılmakla birlikte, bitkilerin aslında yılın biraz farklı zamanlarında yetiştiğini keşfederek, Neandertallerin ölülere hediye etmek için çiçek topladıkları yönündeki yorumu tartışmaya açtı.

Toprak altında yuva yapan arılar

Hunt ve ekibi 2016 yılında yaptıkları kazılar sırasında mağara yakınında çamurla kaplı eski arı yuvalarını fark etti. Ekibe göre toprak altında yuva yapan bu arılar toprağı delmiş ve yuvalardan geçerken topladıkları polenleri biriktirmiş olabilirler.

Araştırmacılar makalelerinde, karışık polen kümelerinin çiçeklerin tamamının yere serildiğini göstermediğini ifade ederek bunun yerine, "polenlerin arılar tarafından toplanmış ve kümeler halinde bırakılmış olma ihtimalinin çok daha yüksek olduğunu" belirtti.

Neanderthaller ölülerini dikenli bitkilerle koruyordu

Palinoloji ve Çevresel Arkeoloji Araştırma Laboratuvarı'ndan (PEARL) Angie Perrotti, Hunt ve ekibinin yuva yapan arılar aracılığıyla polen varlığını açıklamasının "ikna edici bir argüman" sunduğunu belirtti.

Ekibin çalışmaları Şaneder’taki polen birkimi konusundaki yorumları boşa çıkarsa da Hunt, Neanderthallerin ölülerinin üstünü bitkilerle kapladıklarına yönelik bazı kanıtlar olduğunu söylüyor. Mağarada gömü alanlarından odunsu dokuya sahip örnekler toplayan ekip bunlar üzerinde de çalışmalar yürütecek.

Hunt, Neandertallerin cesetlerin üzerine dallar ve diğer bitki örtüsünü koyduklarını düşündüğünü belirterek dikenli bir tür olan Centaurea solstitialis'in (sarı yıldız devedikeni) ölen Neandertallerin altına değil de üstüne yerleştirilmesiyle cesetlerin leş yiyen hayvanlardan korunmuş olabileceğini de dile getirdi.

 

*****

İnsanlık 900 bin yıl önce yok olmanın eşiğine mi geldi?

 DNAmız üzerinde araştırma yapan uzmanlara göre 900 bin yıl kadar önce Dünyamızdaki insansıların nüfusu bin 300’e kadar düşmüştü. Ancak bu bulgular bilim dünyasında tartışma konusu.

Şangay Beslenme ve Sağlık Enstitüsü'nden Haipeng Li ve arkadaşları nüfus büyüklüğündeki geçmiş değişiklikleri tahmin etmek için yeni bir yöntem geliştirdi ve bunu dünyanın dört bir yanından 3000'den fazla insanın genomlarına uyguladı.

Araştırmacıların bulgularına göre, atalarımızın nüfusu yaklaşık 930.000 yıl önce yüzde 98 oranında azalarak 1280 "üreyen birey" civarına düştü ve nüfus yaklaşık 815.000 yıl öncesine kadar çok düşük kaldı.

Bahsedilen dönemde Dünya üzerinde Homo heidelbergensis, Homo rhodesiensis, Homo antecessor ve Homo bodoensis’in aralarında bulunduğu bir dizi insansı yaşıyordu. Homo sapiens’in bunların hangisinden türediği ise belirli değil.

Büyük olasılıkla iklim değişikliğinden kaynaklı

Li ve ekibinin ilk insansıların nüfusundaki bu olağanüstü düşüşün büyük olasılıkla iklim değişikliğinden kaynaklandığını, bu dönemde küresel soğumanın Afrika ve Avrasya'da şiddetli kuraklığa yol açtığını düşünüyor.

Gerçekten de Li ve ekibinin işaret ettiği dönemde Afrika ve Avrasya'da çok az sayıda insansı kalıntısı bulunmuş durumda.

Ancak bilim dünyasından birçok isim bu çalışmanın sunduğu kanıtlara karşı tezler öne sürüyor.

Kromozom evrimleşmesi de sorumlu olabilir

Örneğin Wisconsin Üniversitesi’nden John Hawks, 24 kromozomlu insansıların evrimleşmesi sürecinde az sayıda bireyin bu DNA yapısına sahip olması nedeniyle Li ve ekibinin bir nüfus darboğazı yanılgısına düşmüş olabileceğini ifade ediyor.

İnsanlarda, diğer primatlardan farklı olarak bir fazla kromozom çifti bulunuyor.

İnsanlık tarihi nüfus darboğazlarının yaşandığı önemli dönemeçlerle dolu. Örneğin bundan 60 bin yıl önce de insanlık büyük bir nüfus darboğazı yaşamış ve çok az sayıda insan hayatta kalabilmişti.

 

*****

Soyu tükenmiş insan akrabalarımız: Neandertaller

Neandertaller bundan 400 bin yıl kadar önce ortaya çıkmış ve yaklaşık 40 bin yıl öncede de Dünya üzerinden silinmiş bir insan türüdür. Modern insanın en yakın akrabası olan Neandertaller, yaşadıkları dönemde insanlarla çiftleşmişlerdir. Modern insanların DNAlarında halen Neandertaller’le yaşanan bu çiftleşmenin izleri bulunmaktadır.

Araştırmalar, Homo sapiens'in en son 600 bin ila 800 bin yıl önce Neandertaller ile ortak bir atayı paylaştığını gösteriyor. Bu iki türün ne zaman ayrıştığı ise tam olarak bilinmemektedir.

Neandertaller, Denisovalılar olarak adlandırılan ve soyu tükenmiş, az bilinen bir başka insan grubuyla da çok yakın akrabaydı. İspanya’da bulunan Neandertal kalıntılarını inceleyen uzmanlar Denisovan ve Neandertallerin 430 bin yıl önce ortak bir ataya sahip olduklarını tespit etti.

Neandertaller nerede yaşıyordu?

Neandertallerin ana yayılım alanı Avrasya'nın batısındaydı. Bulgulara dayanılarak yapılan tahminlerde Neandertaller’in Galler ülkesinin batısından Sibirya’ya; Akdeniz çevresinden Özbekistan’a kadar olan geniş bir coğrafyada yaşadıkları düşünülüyor.

Neandertaller ile insanlar fiziki olarak birbirlerine çok benzerler. Arkadan görüldüklerinde neredeyse modern insanla Neandertal birey arasında bir fark yoktur. Ancak yüzüne baktığımız zaman Neandertallerin belirgin farklılıklarını görebiliyoruz. Neandertal kafatasları ve beyinleri bizimkiler gibi büyük olsa da, şekilleri farklıydı: Kafaları küre şeklinden ziyade uzundu ve alınları ve taçları daha alçaktı.

Neandertaller ağırlıkla etle besleniyordu

Neandertallerin daha çok etle beslendiği düşünülüyor. Filler, mamutlar gibi çok büyük hayvanları avlayan Neandertallerin bu av alışkanlıkları nedeniyle kalabalık gruplar halinde yaşadıkları düşünülüyor.

Avlanma, ateş yakma, besinlerini pişirerek yeme yeteneğine sahip olan Neandertaller, sesli iletişim de kurabiliyordu. Nature Ecology and Evolution dergisinde 2021 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre, Neandertallerin iç kulak anatomileri, bir tür konuşmanın günlük yaşamlarında önemli olduğunu ve muhtemelen bizimkine benzer bir ses yelpazesi çıkarabildiklerini gösteriyor.

Genetik çalışmalar da Neandertallerin de insan dil yeteneğinde kilit rol oynayan FOXP2 genini taşıdığını gösterdi. Ancak onların versiyonu bizimkinden biraz farklı çalışıyordu.

Neandertal genlerinin yüzde 50’si yaşıyor

Science dergisinde 2010 yılında yayımlanan bir çalışma, Neandertallerin uzun zaman önce yaşayan insanların atalarıyla çiftleştiğine dair ilk DNA kanıtlarını sunmuştu. 2014 yılında yapılan bir diğer çalışma ise Neandertal genlerinin yüzde 50’sinin insan genlerinde saklı bulunduğunu öne sürmüştü. Modern insanlar birey olarak yüzde 1 ila yüzde 2,4 oranında Neandertaller genlerini DNAlarında taşıyorlar. Sadece Sahra’nın güneyindeki bölgelerde yaşayan insanlarda çok az Neandertal geni tespit edilebiliyor.

Neandertallerin soyu neden tükendi?

Yaşayan insanlardaki genetik miraslarına rağmen, Neandertaller yaklaşık 40 bin yıl önce Dünya üzerinden silindi. Neden yok oldukları ise tarihin en tartışmalı konularından biri. Ancak iklim değişikliği bir numaralı şüpheli.

Türünün tarihi boyunca birçok iklim değişikliği sürecinden çıkan Neandertaller, muhtemelen iklim değişikliği nedeniyle azalan kaynaklar konusunda modern insanla girdiği mücadeleyi kaybetmesi sonucunda kademeli olarak Dünyadan silindi. Yani Neandertallerin gerçek "sonu" muhtemelen dramatik bir finalden” ziyade sessiz bir çekilmeydi.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.