15 Haziran 1970 - 15 Haziran 2020

Veysi SARISÖZEN yazdı —

15 Haziran 2020 Pazartesi - 08:20

Bugün büyük işçi isyanının 40’ıncı yıldönümü.

Türkiye işçi sınıfı o gün “sokağa” çıktı… Çıktı ve “sokağa” nasıl çıkılacağını da gösterdi. “Sokağın” nasıl sonuç alacağını da.

İşçiler bir tatil günü vesilesiyle, önceden devlete başvurup tek bir meydanda “miting” yapmanın “sokağa” çıkma olmadığını gösterdi. Onlar, örneğin Alibeyköy’ün en ucundan “sokağa” adım attı. Sungurlar’dan başlayan “sokak” hareketi Demirdöküm ve diğer fabrikaların sirenleri çalmasıyla birlikte tüm Eyüp havzasını kapladı. Her fabrika kapısından “sokağa” çıkıldı. Kadınlar süslenmediler, erkekler takım elbise giymediler. Tezgah başından kalktılar, ayaklarında takunya, “gislaved” pabuçları, üstlerinde tulum, başlarında “oerlikon” kepleri “sokağı” doldurdular. İzmit sanayi bölgesinde bütün fabrikalar sustu. Kadıköy doldu taştı. Halkın “boklu dere” dediği Kurbağalı Dere’nin üstündeki köprü tanklarla kapatılsa da, işçilerin üstüne ateş açılsa da, erkek işçilerin çoğu kaçışsa da Tekel Sigara Fabrikasının kadın işçileri yürüdü, tankların üzerinden aştı, erkekler kadın öncülerle birlikte Kadıköy’e ulaştı.

Bu iki günlük direniş, elbette iktidarı yıkmadı. Ama özellikle DİSK’i yok etmeyi amaçlayan faşist sendika yasasının Meclisten geçmesini önledi. İktidar partisi ve muhalefet partisi isyana boyun eğdi. “Sokağın” nasıl sonuç aldığı görüldü. Başta Koç grubu olmak üzere tekeller geri adım attı. Ve “sokağı” susturmadan sömürüyü sürdürmenin, sendikal örgütlenmeyi kırmanın mümkün olmadığını anladı, 12 Mart darbesi artık kapıdaydı.

Bu kanundur. Her devrimci hamle karşı-devrimci hamleyle karşılaşır, her karşı-devrimci hamle devrimci hamleyi doğurur. Öyle de oldu. 12 Mart darbesinin hemen ertesinde işçi sınıfı bir kere daha “sokağa” çıktı. Genel grev… Tarihsel TKP’nin ve başında Kemal Türkler’in bulunduğu DİSK’in öncülüğünde, daha sonra devrimcilere kan kusturacak olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulmasına karşı işçi sınıfı “sokağa” çıkarak, “DGM’yi ezdi.” Sokak sonuç doğurmuştu. Aynı zamanda 12 Eylül faşist darbesi kapıdaydı.

Kanun yine hükmünü icra etti. Faşist karşı-devrimi Kürdistan özgürlük devrimi izledi. Devrim ve karşı-devrim süreçleri bugün de devam ediyor. Erdoğan faşizmi Kürdistan özgürlük devrimine saldırıyor. Şu anda durum böyle. Bu faşist saldırıya “sokağan” nasıl bir yanıt vereceğini çok geçmeden göreceğiz. KCK Yürütme Konseyi üyesi Duran Kalkan Kasım Engin’in anısına yazdığı yazıda, bu saldırıya faşist rejimi yıkıma sürükleyecek bir yanıt verileceğini boşuna açıklamadı. Bugün, belki yarın, hatta yarından da yakındır yanıt.

15 Haziran’da HDP’nin Edirne’den ve Hakkari’den Ankara’ya yapacağı yürüyüş büyük işçi isyanının tam da yıldönümünde, yani bugün başlayacak olması Türkiye halklarına verilmiş “sembolik” bir işarettir. Bu işareti Türkiye halklarının ne ölçüde kavrayacağını bilemesek bile, egemen güçler, faşist rejim işareti almıştır. Alır almaz da Edirne ve Kırklareli “sokaklarına” adım atmak yasaklanmıştır. Legal, barışçı bir eylem, devletin ordusu, polisi, bekçisi tarafından “sokakların” işgaliyle önlenmek üzere harekete geçilmiştir.

“Sokak” başta dediğimiz için “sonuç” verir. Peki, devlet “sokağa” çıkışı yasaklarsa ne olur?

KCK bildirisi doğrulanmış olur. Faşizme karşı mücadelenin yalnızca “yasal”, “parlamenter” ve “barışçı” yöntemlerle başarıya ulaşamayacağı gerçeği bilinçlere daha güçlü yansır.

Şu anda HDP’nin “sokağa çıkma hamlesi”nin iki sonucu olacaktır. Devletin engelleri aşılıp sokağa çıkılabilirse, bu durum anti-faşist güçleri cesaretlendirecek ve birleştirecektir. Sokak zorbalıkla yasaklanırsa Erdoğan rejimine karşı olan kitleler, bu deneyin ışığında mücadelenin yasal olmayan yöntemleri hakkında bir kere daha düşünmeye başlayacaklardır.

HDP “sokağa çıkmayı başarırsa” da sonuç almış olacak, devlet terörüyle geriletilirse de… Başarırsa sokaklar neş’eyle dolup taşacak, başaramazsa er ya da geç öfke selleri ülkenin bütün sokaklarında, tıpkı 15-16 Haziran 1970’de olduğu gibi zorbalığı boğacak.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.