- Gazze yerle bir oldu, halkı soykırıma uğratıldı. HAMAS, İslami Cihad, FHKC, FDHKC silahsızlandırılıyor. Filistin, ABD ve İsrail’in tam himayeci boyunduruğuna alınıyor.
ZİYA ULUSOY
7 Ekim Aksa Tufanı’nın 3. yıl dönümü, eylem tekniği ve cesareti bakımlarından etkili olması nedeniyle çok övülmüştü. Siyonist sömürgeci devletin, Filistin halkına karşı gerçekleştirdiği acımasız sivil katliamları, aralıklı olarak her defasında binleri kapsadı ve arada küçük çaplı katliamlarla süreklilik kazandı. Aksa Tufanı’nın bazı sol ve devrimci saflarda övgüyle karşılanmasının başlıca etkenlerinden biri İsrail'in bu politikasıydı.
Aksa Tufanı’nda hayatını kaybeden sivillerin bir bölümü iki taraf arasındaki çatışmalar sırasında vuruldu. Faşist Netanyahu ve koalisyonu, Aksa Tufanı’nda sivillerin ölmesini kullanarak, Yahudi halkının ezici çoğunluğunu savaş yanlılığına çekti, soykırımcı savaşı başlattı. Selefleri ve kendisi geçmişte binleri katlederken bu kez on binleri, 80 bine yakın Filistinliyi katlederek soykırım gerçekleştirdi. ABD emperyalizmi, savaş makinası siyonist devlete doğrudan savaş desteği vererek, Avrupa emperyalistleri de destekleyerek, Ortadoğu çapında zincirleme savaşı başlatıp sürdürdüler. Sonuçta bölgede güç dengesini değiştirdiler, hakim oldukları yeni bir siyasi-askeri hiyerarşiye yol açtılar.
Kuşkusuz Netanyahu ve emperyalistler, “suyumu bulandırdın” diyerek de savaş başlatabilirler fakat toplumsal destek aldıkları halkı savaşa ikna edemez, dünya halklarının itirazlarıyla karşılaşırlar. Halklardaki antisömürgeci bu bilinç birikimine yol açan komünistlerin öncülüğündeki sınıf mücadelesi ve ulusal özgürlük devrimlerinin sivil halkı hedef almayan ilke ve pratikleriydi.
Siyonist devlet-ABD-Batılı emperyalistler, soykırım ve bölge çapında zincirleme savaşla askeri hakimiyet sağladılar fakat bu askeri zafer, siyonist devletin siyasi bakımdan bölge ve dünya halkları nezdinde bir çeşit yenilgisidir. Canlı yayınla ve kuralsız savaşla gerçekleştirdiği soykırım karşısında halklar, siyonist devleti sonraki süreçte mutlaka mücadele hedefine koyacaklar. Yeniden sömürgeleştirmeyi hedefleyen ABD’ye öfkelerini yükseltecekler.
Bugün aslolan elbette siyonist devletin soykırımına karşı mücadeledir fakat Aksa Tufanı’nı gerçekleştiren İslamcı ve devrimci partilerin hatalarını belirtmek, soykırımcı siyonist ve emperyalist devletlere karşı mücadeleye zarar vermez. Aksine komünist öncülüğün yarattığı enternasyonalist bilinci yeniden edinmeyi ve yükseltmeyi sağlar.
Öncelikle İslamcı örgütler ideolojik olarak emperyalist ve siyonist devletin halklarını kazanılması gereken güç olarak görmezler. Oysa Filistinliler için de siyonist sömürgeciliğe karşı mücadelede Yahudi ve emperyalist ülke halkları doğrudan stratejik yedektir. 7 Ekim öncesi bir yıl boyunca Netanyahu’nun Anayasa Mahkemesi’nin denetimini tasfiye etme, faşizmi Yahudi halka da uygulama değişikliğine karşı, liberal burjuva klikler ile Netanyahu karşıtı faşizan kliklerin hegemonyasında olsa da kitleselliği yüksek bir halk mücadelesi vardı. Muhtemelen Netanyahu ve aşırı dinsel ortaklarının faşist yönetimi bu mücadele sonucunda iktidardan düşürülürdü. Aksa Tufanı’nda sivillerin de öldürülmesi ve ölmesi, Yahudi halkını Netanyahu’nun savaşının arkasına bağladı. Netanyahu bunu kullanarak, muhtemelen istihbarat aldığı halde eyleme yol vererek, soykırım savaşını başlattı.
Gazze yerle bir oldu, halkı soykırıma uğratıldı. HAMAS, İslami Cihad, FHKC, FDHKC silahsızlandırılıyor. Filistin, ABD ve İsrail’in tam himayeci boyunduruğuna alınıyor.
Aksa Tufanı, Vietnamlıların Tet Taarruzu’na benzetildi. Eylem ve sonrasında on binlerin katli benzese de, diğer açılardan fark çok büyük. Vietnam’ın aksine Filistin dar bir alan ve halkı sayıca az. Arap halkları hakim gericiliğin etkisinde aktif destek vermede henüz zayıf. Muhalif İslamcı örgütler, dünya halklarını müttefik görmüyor ve pratikleriyle sempati geliştirmiyorlar. İslamcı diktatörlükler kurmaları, HAMAS şahsında Filistin halkına desteği zayıflatıyor. Tekfirci radikal İslamcılar, mezhepçi ve dinsel katliamcılıklarıyla, kolayca emperyalist iş birlikçisi haline gelmeleriyle halkların desteğini zayıflatıyorlar.
Buradan karamsarlığa değil, yeniden işçi sınıfı ve bölge ve dünya halklarının antikapitalist ve antiemperyalist mücadelelerini geliştirmek sonucuna varılmalı. Bu gelişme sağlandığı ölçüde, Filistin ve bölge halklarının sömürgeci ve soykırımcı savaşlardan kurtuluşları için temel rol oynayacaktır.
Not: 11 Eylül ve Aksa Tufanı, sivilleri de hedef aldıkları için tarafımdan hiçbir zaman övülmedi.