• Her ülkedeki kitlesel eylemler, hem ülke içinde işçi sınıfının yeni kesimlerini harekete geçiriyor hem de diğer ülkelerde işçileri esinlendiriyor. Daha sık aralıklarla süreceği de görülüyor.

ZİYA ULUSOY

Fransa başta gelmek üzere Avrupa’nın birçok ülkesine direnişler yaygınlaşıyor. Fransa’yı Belçika, İspanya, İtalya, Arnavutluk izliyor. Almanya’da antifaşist protestolar, kitleselliği çok güçlü olmasa da gelişiyor.

Çoğunlukla yaşam koşullarının ağırlaştırılmasına ve sosyal hakların hızalanan tasfiyesine karşı talepler, kitlelerin harekete geçmesine yol açıyor. Eylemlere katılım, öğrenci gençlik ve işçi ağırlıklı. İşçi ve öğrenci sendikalarının çağrısı eylemlere geçişte etkili oluyor.

En kitlesel ve kararlı direniş Fransa’da ve genel direniş biçiminde gelişiyor. Lise-üniversite gençliğine, sendikalı işçiler grev ve gösterilerle destek veriyor. Banliyö gençliği, gösterilere katılıyor. 24 Ekim ve 5 Kasım’da gösteri ve grevler var.

Belçika’da ise aralıklarla süren grevlere öğrenci gençlik ve öğretmenlerin eğitim bütçesinin kısıtlanmasına karşı boykot ve yürüyüşleri eklendi. 12 Kasım’da grev ve merkezi işçi gösterisi gerçekleştirilecek. Öğrenci gençlik, bu eylemlere de kitlesel katılmaya başlayacak.

İtalya’da kitlesel boykot ve gösterilere öğrenci gençlik ve öğretmenler katıldı. Süregelen eğitime bütçe kısıtlamasını protesto ettiler. Yürüyüşte savaş karşıtı şiarlar yükseltildi. Liman işçileri de bu ay sonunda savaşa karşı greve gidecekler.

İspanya’da Madrid bölgesi öğrenci ve eğitimcileri, bölge hükümetine karşı kitlesel boykot ve gösteriler gerçekleştirdiler. Kiracılar sendikasının mücadele çağrısına, sendikalar 11 Kasım greviyle destek verecek.

Arnavutluk’ta ise adanın Trump’ın hanedanına kiralanmasına karşı ulusal protestolar başladı. İktidardaki sosyal demokrat Rama hükümetinin istifası ve adanın satışının iptali istemiyle süren gösteriler, polis ile sert çatışmalar ve resmi binalara karşı eylemlerle sürüyor. 1997’deki finansal soyguna karşı aylarca süren halk isyanında 2 bin civarında insanın katili gerici Demokrat Parti lideri Berişa, sahte muhalefet yüzüyle gösterilere katılan kitleyi etkilemek istiyor. Yer yer antikomünist sloganlar atılabiliyor. Politik rengi belirsiz olsa da isyan, ulusal onur duygusunun baskınlığıyla sürüyor.

Sırbistan’da tren kazasında kitlesel ölümlere yol açan Devlet Başkanı Vuçiç ve partisinin iktidarına karşı öğrencilerin başlattığı gösteriler, halk tarafından desteklenerek aylardır sürüyor. Vuçiç’in faşizan yönetimine karşı daha çok liberal demokrasi isteği ağır basıyor. Yine de geniş gençlik kitlesi, nesnel olarak faşizan gelişmeyi engelleyici oluyor.

Süreklilik ve güçlenme

Muhafazakar, sosyal demokrat, yeşiller, kapitalizmin krizini, işçi sınıfı ve gençliği yoksullaştırma ve geleceksizlik yoluyla gidermek istiyorlar.

Kimi Avrupa ülkelerinde işçi grev ve gösterileri, zaman zaman ve çok etkili olmayan biçimde sürüyordu. 2000’li yıllardaki sosyal eylemler, son yıllara kadar sönmüştü. Şimdi yeniden patlak verdi ve her ülkedeki büyük kitlesel eylemler, hem ülke içinde işçi sınıfının yeni kesimlerini harekete geçiriyor hem de diğer ülkelerde işçileri esinlendiriyor. Dahası liseli gençlik eylemlere katılmaya başladı.

Direnişlerin geçmişten farklı olarak daha sık aralıklarla süreceği görülüyor. Ülkeler ve emekçi sınıflar bazında gelişme düzeyi ve hızı eşitsiz olacak. Eylem biçimlerinin, işçi grev ve gösterileri ile öğrenci gençliğin boykot ve gösterileri; her iki kesimin birleşik direnişi baskın biçimleri oluşturuyor. Polis saldırganlığına ve başta Macron olmak üzere burjuva hükümetlerin faşist yasaklar ile hapis saldırısına karşı militanlaşan biçimleri yokluyor.

Belirtmek gerekir ki, mücadelenin daha geniş kitlelere yayılması ve sendikal örgütlülükten başka örgütlü biçimlere de kavuşturulması, sürekliliği ve güçlenmesi için zorunludur.

Komünist ve devrimci partiler

Yüz binlerce işçi ve genci, yeni kesimleri de seferber edecek biçimde daha sıklaşacak eylemlere katabilmek, grev, boykot ve eylem komitelerini, işyerleri, okul ve mahallelerde hızla geliştirmek ve direnişin genel yönetimini sendikacıların yanı sıra komünist ve devrimci partilerden ve alt komitelerden temsilcilerle oluşturmak şarttır. Komitelerin altında çok sayıda çeşitli görev ve çalışma grupları örgütlemek de mücadeleci kitlenin örgütlülüğünü geliştirecektir.

Komünist ve devrimci partiler, bu örgütlülüğü geliştirmede eylemlere aktif öncülük yapmada en önde işlevli olmalı.

Bu gerçekleştirilebildiği ölçüde, sosyal haklar bilincinin yanı sıra antifaşist ve antikapitalist politik doğrultuda bilinç ve yönelim de gelişecek. Macron ve Merzlerin faşizan yasa ve yasaklar geliştirmeleriyle daha başarılı mücadeleler örgütlenecek. İşçi sınıf ve gençliğin, göçmen düşmanlığı demagojisiyle faşizme akması tersine çevrilecektir.