• SETA yazarlarının dili, amaçlarını açığa vuruyor. Suriye’de ne denli demokratik rejim kurup Kürtlerin kazanımlarını kabullendilerse tarihsel süreçte benzerini murad ettikleri anlaşılıyor.

ZİYA ULUSOY

SETA ve Kriter Dergi, Erdoğan faşizminin sözümona 'düşünce kuruluşları'nın başında geliyor. İbrahim Kalın, Nuh Yılmaz, Fahrettin Altun, Burhanettin Duran, SETA’da yetiştiler.

Derginin Haziran 2026 sayısında “Terörsüz Türkiye Süreci” başlıklı yazıda rejimin amacı örtük olarak ortaya konuluyor.*

Yazarlar, rejimin amacının ‘Terörsüz Türkiye ve Bölge’ sağlamak olduğunu belirtiyorlar. Erdoğan-Bahçeli faşizminin sürece ilişkin hedefinin Bakur-Kandil’in yanı sıra Rojava’da QSD-YPG/YPJ’nin, Rojhilat’da PJAK’ın tasfiyesinin amaçlandığını söylüyorlar.

2013-15 sürecine atıfla PKK’nin kadrolarını Rojava’ya çekip silahlı güç olarak koruduğu, silahsızlandırmadığını, Rojhilat’ta da silahlı örgütlenmesini sürdürdüğü için sürecin sona erdirildiğini vurguluyorlar. Erdoğan’ın 2015’ten bu yana estirdiği imhacı, işgalci, acımasız devlet ve çete terörizmini de aklamış oluyorlar.

Önce Kuzey-Doğu Suriye’yi ele alalım. Yazarlar, baştan itibaren Erdoğan rejiminin, Suriye’deki gerici iç savaşı örgütlemesini, ÖSO-SMO çetelerini eğitip savaşa sürmesini, DAİŞ’i Kürtlerin üzerine salmasını ve hemen sonra Türk ordusunu işgalci savaş gücü olarak Rojava ve Kuzey Suriye’ye savaşa sevk etmesini, barışçı çözüm olarak sunma küstahlığını gösteriyorlar.

Sevgiyle anacağımız Salih Muslim, Erdoğan rejimi tarafından Saray’a davet edildi ve rejimin Suriye’de örgütlediği gerici iç savaşa PYD-YPG’nin katılmasını sağlaması istendi. Bu, PYD’nin, ABD-İsrail-Türkiye yanında ve tabiliğinde Suriye’nin iç savaşla yıkımı suçuna katılmasını istemekti. PYD, bu emperyalist işgal suçuna katılmadı ve Erdoğan faşizmine tabi olmadı. Bu nedenle YPG/YPJ, QSD ve Kürtler; işgalci savaşın, DAİŞ, Nusra, SMO ve diğer İslamcı faşist çetelerin terörünün hedefine alındılar. 2016’dan başlayarak da Kuzey Doğu Suriye, Erdoğan-Bahçeli rejiminin resmi işgali altına alındı, Kürtler tehcir ve tenkile tabi tutuldu. Gerekçe İsrail’ininki gibi “güvenlik”ti.

Yazarlar, Kuzey-Doğu Suriye’de “müzakere”de değil zor yoluyla kaybettiği sanısıyla direnmekle de Kürt Özgürlük Hareketi'nin silahsızlanmayı reddettiğini ve süreci duraksattığını öne sürüyorlar. Oysa emperyalistler ve Erdoğan-Bahçeli, Türk savaş birliklerinin arkadan ve havadan desteğiyle HTŞ’yi Şam iktidarına taşırken, SMO’yu Özerk Yönetim bölgesine saldırttılar. Sonuç alamayınca bu kez QSD’den Arap aşiretlerini (Suudilerin katkısıyla) çektirerek, YPG ve Özerk Yönetim'i Türk ordusunun desteğinde gelişkin savaş araçlarıyla donattıkları HTŞ’ye vurdurdular. Müzakere, sahadaki duruma göre, Alevi ve Dürzi halkın katledilmesinin üstünü örtmek oyalaması, kirli savaş hazırlığına zaman kazanmak içindi. Sonuçta direniş ve Kürdistan çapında ayağa kalkış ile dünya halklarının sınırlı desteği, bugün Rojava’da sınırlı statüyü geçici olarak sağladı. Erdoğan-Bahçeli ile HTŞ, ürktükleri Kürdistan halkının ayaktaki duyarlılığı zayıfladığında, bu kazanımları da yoketmek istiyorlar.

Rojhilatê Kurdistan'da ise Rojava’dakinden daha ağır savaş ortamı var. Erdoğan-Bahçeli, Rojhilat Kürtlerini korumaya çalışan PJAK/YRK’nin silahsızlandırılmasını dayatıyorlar. PJAK, ABD-İsrail’in isteğini kabul etmedi ve Kürtlerin kurban olacağı bir savaşa katılmadı. Buna rağmen Molla rejimi, PJAK’a yakın siyasi aktivistleri idam ediyor ve idam vahşetini hızlandırdı. PJAK dahil diğer Kürt örgütlerine füzeli ve SİHA’lı saldırılarla kayıp verdirmeye çalışıyor.

Erdoğan-Bahçeli rejimi, Kürtlere ve halka yönelik idam vahşetini ve silahlı saldırıları destekliyor. Trump nezdinde Kürtlere karşı sonuç alıcı diplomasi yürütüyor. Şara’nın İsrail’le görüşmelerine katılıp Suriye’yi paylaşma anlaşması yaparak, Kürtlerin kazanımını önlemeyi amaçladığı gibi.

Yazarlar, Rojava ve Rojhılat’taki dönemsel gelişmeler karşısında 'PKK silahsızlanma sürecini yavaşlattı' olarak yorumluyorlar. Önce “tarihsel”liğini vurguladıkları sürecin hukukunun KÖH tarafından talep edilmesini yanlış görüyor ama ilerlemesi için hukuki düzenlemenin parlamentoda müzakereye açılmasını, müzakere döneminde PKK’nin tümüyle silah bıraktığının tespitiyle geçiş yasasının onaylanmasını öngörüyorlar.

Bakur-Kandil-Rojhiat’ta silahsızlandırıldıktan sonra, demokratikleşmenin ve savaş sürecinde geri kalan bölgenin kalkındırılmasının başlayacağı masalını aklımızla alay edercesine söyleyebiliyorlar.

Dil, amacı açığa vurur. Yazdıklarından, Suriye’de ne denli demokratik rejim kurdular ve Kürtlerin kazanımlarını ne düzeyde kabullendiler ise tarihsel vurgusu yaptıkları süreçte de benzerini yapacakları, açık veya örtük olarak anlaşılıyor.

* (HYPERLINK "https://kriterdergi.com/siyaset/terorsuz-turkiye-sureci-tarihi-bir-firsatin-esiginde"Terörsüz Türkiye Süreci: Tarihi Bir Fırsatın Eşiğinde, Siyaset Murat Yeşiltaş, Hüseyin Arslan | Kriter Dergi)