ABD’nin geri dönüşü

Aykan SEVER yazdı —

9 Aralık 2020 Çarşamba - 10:35

  • Bütçenin kapsamına bakıldığında ise adeta Biden'ın ağzından zikredilen “ABD geri dönüyor” lafının karşılığı olarak muhtemelen bizzat Pentagon tarafından hazırlanmış, Trump dönemine göre çok daha “stratejik” kapsamda bir yasayla karşı karşıyayız.

ABD’de 2021 mali yılı için savunma bütçesine 740 milyar dolar ayıran Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasa Tasarısı'na Senato ve Temsilciler Meclisi tarafından son hali verildi. İki kanadın da desteklediği yasa henüz Trump’ın imzasından geçmese de çeşitli yönleriyle tartışılmaya başlandı.

S-400’lerle ilgili Türkiye’ye karşı Yaptırım Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) yaptırımlarının da olduğu yasa tasarısına dönük Trump’ın bazı sıkıntıları var. Bunlardan ilki Trump’ın, bütçe tasarısının “sosyal medya ağlarının hukuki statüsünü koruyan yasayı iptal eden” bir hükmü içermesini istemesi. Ayrıca Amerikan İç Savaşı sırasında köleliği savunan Güney’in Konfederasyon komutanlarının adını taşıyan askeri üslerin yeniden isimlendirilmesi planına karşı çıkıyor. Salı günü oylanması beklenen savunma yasa tasarısı, Korona yardım paketi yasası ve kamu finansmanı yasalarındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yine de kısa zamanda Trump’ın önüne gitmeyebilir. Ordu bütçesinin bekletilemeyeceğini savunan Cumhuriyetçiler, Trump'ın vetosunu geri çevirecek oy çoğunluğuna sahip oldukları, yasanın bir an önce yürürlüğe gireceği görüşünde.

Bütçenin kapsamına bakıldığında ise adeta Biden'ın ağzından zikredilen “ABD geri dönüyor” lafının karşılığı olarak muhtemelen bizzat Pentagon tarafından hazırlanmış, Trump dönemine göre çok daha “stratejik” kapsamda bir yasayla karşı karşıyayız. “Baş düşman” olarak Çin’in görüldüğü elbette biliniyor. Bu doğrultuda Çin’e karşı “Pasifik Caydırıcılık İnisiyatifi”nin kurulması, ABD’nin “Pasifik bölgesindeki askeri gücünü tahkim etmek, bölgedeki ortak ve müttefiklere destek vermek” üzere bu inisiyatif için Hint-Pasifik Kuvvetleri Komutanlığının bütçesine ek 2.2 milyar dolar fon ayrılıyor. Trump’ın Almanya ve Güney Kore’den asker çekme planına ilişkin ise tasarıda, gerekli şartlar teyit edilmediği sürece buralardan asker çekilmesi yasaklanıyor. Bu başlıkta 28 bin 500 ABD askerinin bulunduğu G. Kore kısmı kuşkusuz Çin’i yakından ilgilendiriyor. Yine başka ülkelerin yanı sıra Hindistan, Vietnam ve Japonya’ya yapılan askeri yardımlara devam edilmesi de Çin’in ilgi alanında olmalı.

Yasaya yansıyan Çin’in hedef olmasını doğrularcasına bu hafta başı basına yansıyan Japonya, Fransa ve ABD’nin önümüzdeki yıl Mayıs ayında ilk kez ortak Doğu Çin Denizin’de tatbikat düzenleyeceği açıklaması dikkat çekici. Çin’in hedef alındığının saklanmadığı tatbikata Fransa’nın da katılıyor oluşu geçmişte olanlardan farklılık gösteriyor. ABD’nin Obama döneminden başlayarak emperyalist hiyerarşi içindeki birincil pozisyonunu korumak için Çin’i öncelikli hedef yapıp bunu sağlamak için de Çin Denizi üzerinden gerçekleşen ticari trafiği engellemeyi ödev olarak gördüğü biliniyor. Fakat bu biraz da ABD’nin Ortadoğu’dan çıkamaması nedeniyle gerçekleşmedi. Bu kez Ortadoğu’dan çıkabilecekler mi/çıkmaya gerçekten niyetleri var mı? Yeni Savunma Bakanı adayının eski CENTCOM komutanı Lloyd Austin olması ister istemez sorular doğuruyor. Ayrıca “çıkış”ın önündeki en önemli engel İran’la ilişkiler değil, ABD’nin bölgedeki müttefikleri olacak. İsrail ve Arap ülkeleri ABD’nin bölgede müdahil güç olarak varlığını sürdürmesini istiyor. Bunun için de ellerinden geleni arkalarına koymayacaklar.

ABD’nin ikinci hedefi Rusya’ya gelince daha Biden koltuğa oturmadan çeşitli sahalarda Putin yönetimine karşı adımlar atılmaya başlandı. Örneğin Moldova’da AB yanlısı Cumhurbaşkanı Maia Sandu’nun seçilmesinin ardından “Rus askerler Transdinyester’den çekilmeli” açıklaması ve Rusya yanlısı hükümete karşı başlayan gösteriler bu çerçevede değerlendirilebilir. Ukrayna’da da TC desteğiyle yeniden Doğu’daki Rus nüfusa karşı çatışmaların başlatılıyor oluşunun da ABD’nin yeni yönetiminin verdiği “ilham”ın bir etkisi olmalı. BM’nin, Rusya'nın askeri güçlerini Kırım'dan bir an önce çekmesi çağrısı da bu sürecin destekleyicisi olacaktır. Güney ve Kuzey Kafkasya, hali hazırda problemlerin sürmekte olduğu Belarus ve Kırgızistan hatlarının yanı sıra Suriye ve Libya’ya ek olarak Rusya’nın asker bulundurduğu bazı Afrika ülkeleri ve politik etkisinin olduğu Kıbrıs’ta da Rusya’nın sıkıştırmalarla karşılaşması kaçınılmaz. Ek olarak ABD asker çekmenin durdurulacağı Almanya’ya dönük hemen hemen bitmekte olan Kuzey Akımı-2’nin iptali siyasetinde ısrar edecek mi bu belirsiz. Fakat AB’nin ayrı bir orduyu da kapsayan küresel güç olma yaklaşımından hoşnut olunmadığı ise görülebiliyor. Bu gelişme olasılıklarında yerel dinamiklerin yapacakları daha önemli, fakat mevcut potansiyele küresel bir gücün vereceği desteğin yaratacağı etkinin bunu katlayacağı da yadsınamaz.

Tabii bütün bunların becerebilmesi, “ABD geri dönüyor” gerçekten diyebilmek, öncelikle Korona salgınıyla daha da önemlisi ülkede giderek artan açlıkla baş edilebildiği ölçüde mümkün. ABD’de 2019’da 35 milyon kişi gıda yardımına başvururken bu yıl sonuna bu rakamın 50 milyonun üzerine çıkacağı tahmin ediliyor. Savaşlarda, silah satmakta, militarizmde birinciliğin merhem olamayacağı işler de var şu hayatta…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.