Almanya’nın imam projesi

Elif SONZAMANCI yazdı —

13 Kasım 2020 Cuma - 23:00

  • Almanya artık Türkiye’den imam almak istemiyor, zira DİTİB bünyesindeki imamların casusluk faaliyetleri uzun bir süre Almanya’nın gündeminde kaldı. DİTİB'e bağlı yaklaşık 900 camide görevli imamlar Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gönderiliyor ve maaşları Türkiye tarafından ödeniyor. Dolayısıyla Türkiye’nin direktifleri doğrultusunda faaliyet yürütüyor. 

 

Son dönemlerde artan IŞİD bağlantılı saldırılar nedeniyle geçtiğimiz günlerde Avrupa ülkelerinin temsilcileri toplanarak radikal islam’a karşı bir dizi karar aldı. Almanya’da da uzun süredir bu tartışmalar gündemde.

Nitekim Almanya İslam Konferansı’nda da bu konu masaya yatırıldı.

Yine konferansta dile getiren kararlardan biri de  Türkiye’den gönderilen imamların sayısının azaltılması hedefleniyor. Artık Almanya’da yetiştirilmiş imamlar tercih edilecek. Zira bu konudaki temel prensip Almanya değerlerini bilen, gençlere ulaşabilen, nefret suçu işlemeyen imamların yetişmesi. Bu kararları bir zamanlar ‘İslam Almanya’ya ait değildir’ sözlerini sarfeden İçişleri Bakanı Horst Seehofer açıkladı, “Şayet Avrupa artık Müslümanların da vatanıysa, dışarıdan müdahale ve etkilemelere kapılar kapatılmalı” dedi. 

Ülke genelinde yaklaşık 2 bin 500 camide görev yapan imamların yüzde 90’ı yurtdışından geliyor ve bunların büyük bölümünü de Türkiye’den gelen imamlar oluşturuyor.

Dışarıdan gelen imamların sayısını mümkün olduğu kadar azaltmak amacıyla Almanya'da Almanca imam eğitimi verilecek Almanya İslam Koleji gelecek yıl Nisan ayında eğitim faaliyetlerine başlıyor. İslam Koleji Federal İçişleri Bakanlığı ve Aşağı Saksonya Eyaleti Bilim Bakanlığı tarafından destekleniyor. Okulun finansı için de bütçeden kaçınılmıyor.

Almanya artık Türkiye’den imam almak istemiyor, zira DİTİB bünyesindeki imamların casusluk faaliyetleri uzun bir süre Almanya’nın gündeminde kaldı. DİTİB'e bağlı yaklaşık 900 camide görevli imamlar Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından gönderiliyor ve maaşları Türkiye tarafından ödeniyor. Dolayısıyla Türkiye’nin direktifleri doğrultusunda faaliyet yürütüyor. 

DİTİB’te bu yargıları kırmak adına Almanya’da Almanca eğitim alan imam yetiştirmeye başlamıştı.

Aslında çok değişen bir durum yok.

Geçtiğimiz günlerde hatırlarsınız  Berlin’de korona yardımlarında usulsüzlük şüphesiyle Mevlana camisinde arama yapılmasını Erdoğan tarafından “ırkçılık ve İslam düşmanlığı” olarak nitelendirilmişti. Oysa korona yardımlarında usülsüz olarak yardım aldıkları şüphesiyle baskın düzenlendiği anlaşılmıştı. 

Diğer taraftan Alman iç istihbarat raporunda Almanya’nın MİT’in odak ülkelerinden biri olduğu yansımıştı. DİTİB de Erdoğan’ın bu amaçlarına hizmet eden önemli kurumlardan biri.

Almanya özellikle casusluk faliyetleri gösteren imamlara soruşturma açtı. Soruşturmanın sonucuna odaklanırsak, tamamen belirsiz bir tablo çıkıyor karşımıza.Kimse bu soruşturmaların sonucunu bilmiyor, zira alel acele kapatılan dosyalar çıkıyor önümüze. Çünkü bu tarz davaların sonuçları ülke ilişkilerine göre şekilleniyor.

Almanya Türkiye’den imam almama kararıyla radikalizmin önüne geçmek, Türkiye ile imamlar arasındaki ilişkileri minimuma indirmek istiyor.

Tek başına bakıldığında önemli ve etkin bir karar gibi görünüyor. Fakat burada resmin bütününe bakmak gerekiyor. Cilalayıp parlatıp mücadele görüntüsü sağlayan bir adımdan daha ilerisi değil bu ve benzeri adımlar. Zira Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerinin de masaya yatırılması gerekiyor.

Almanya radikal islamla mücadelede ne kadar kararlı? Bu anlamda Türkiye ilişkilerine nasıl yansıyor? 

Hep gündeme gelen bir konu var. Almanya ile Türkiye’nin silah ticareti. Mesela son paylaşılan rakamlara göre Alman hükümeti 2020 yılının ilk altı ayında 2 milyar 780 milyon euro hacminde silah ve askeri teçhizat ihracatına onay verdi. Ekonomi Bakanlığı'nın raporuna göre, ihracat hacminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük olduğu belirtildi. Geçen yılın aynı döneminde 5 milyar 330 milyon euro hacminde ihracat için izin verilmiş.

Bu silah ticaretinin azaldığı anlamına gelmiyor, sonuçta devam eden bir döngü var ve ihtiyaçlar çerçevesinde bu satışlar gerçekleşiyor. Nitekim Almanya'nın 18 yılda Türk donanmasına 522 milyon euroluk ihracat izni verdiği ortaya çıktı. Bu da önemli bir detay.

Türkiye’nin savaş politikaları silah ticareti ile desteklenmiş oluyor, Almanya silah ticaretindeki prensiplerine de çiğnemiş oluyor. Zira bu silahlarla sivil halkın ölüp ölmediği çok da umurlarında olmuyor. Türkiye’nin bir savaş politikası olarak radikal islamcı çete grupları ile ortaklıkları es geçilecek bir detay değil. Bu çetelerin nasıl beslendiği, Türkiye’nin gerektiğinde yaptırım gücü olarak kullanması, Avrupa’nın çıkarlar mevzubahis olduğunda bunlara göz yumması tablonun bütününü oluşturan detaylar.

Almanya elbette kendi ülkesinde iç barışı ve huzuru sağlama adına adımlar atmak zorunda. Fakat bu adımlar resmin bütünü ile anlam kazanır. Tek başına başarı şansı düşüktür. 

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.