• Erdoğan-Bahçeli iktidarı, İslamcı-Türkçü faşizmi ve kendi iktidarlarını tahkim ederek kalıcı kılmak amacıyla CHP’ye zindan ve kayyum silahıyla saldırıyor.

ZİYA ULUSOY

Erdoğan-Bahçeli iktidarı, CHP’ye saldırılarını yeni bir düzeye yükseltti. CHP’nin başına Kılıçdaroğlu’nu kayyum atadı. CHP belediye başkanları ve görevlilerini zindana atmayı sürdürdü.

Erdoğan-Bahçeli iktidarının saldırısı, elbette yolsuzluk ve CHP iç seçiminde usulsüzlükle ilgili değil. Bu iki alanda kirlilikte CHP, iktidardaki AKP ve MHP’nin eline su dökemez. Erdoğan-Bahçeli iktidarı, İslamcı-Türkçü faşizmi ve kendi iktidarlarını tahkim ederek kalıcı kılmak amacıyla CHP’ye zindan ve kayyum silahıyla saldırıyor.

Erdoğan, her türden yetkiyi Saray’da toplayarak, sınırlı burjuva demokrasini zaten tasfiye etmiş; faşist medya tekeli ve devlet olanaklarıyla hileli seçimleri biçimsel meşruiyet aracı olarak kullanıyordu. Kitle desteği azalıp hileyle seçim kazanamama riski oluşunca CHP’yi tasfiyeye yöneldi. Bu ikili, daha önce DEM Parti ve öncellerine karşı uyguladığı kayyum gaspı ve zindan saldırısının benzerini CHP’ye karşı gerçekleştiriyor. 19 Mart direnişinin nispeten sınırladığı saldırıyı, yeniden tırmandırarak tamamlamaya, faşizmini kalıcı kılmaya çalışıyor.

Ordu, polis, yargı ve sivil bürokrasi hakimiyetiyle kurumsallaşan Erdoğan-Bahçeli faşizmi, Trump ABD’si ile iş birliğiyle AB emperyalizminin uzlaşıcı desteğinde, riskleri tasfiye edilmiş tamamen göstermelik seçimle içeride faşizmini kalıcı kılmak, bölgede ise militarist yayılmacılığını güvenceye almak istiyor. Trump’ın bölge valisi Tom Barrack’ın açık övgüyle ifadede ettiği gibi; en istikrarlı meşruti monarşilere benzer bir faşist diktatörlük olduğu için kalıcı faşizm, Batı emperyalizminin kendi hakimiyetinde bölgede kurmakta olduğu siyasi mimarinin ve ekonomik düzenin bekçiliğine de en uygun rejim.

MÜSİAD, zaten Saray rejiminin örgütlü bileşeni, büyük bir enerjiyle Saray’ın faşizminin kalıcı kılınmasını destekliyor. TUSİAD ise sermayeye ucuz emek gücü sağladığı için başkanlık rejimine tam destek ama burjuva muhalefete saldırıya düşük sesle itiraz ediyor.

Erdoğan-Bahçeli ikilisi, faşizmi yeniden saldırılarla/darbelerle kalıcı kılmak isteseler de kitle desteği erezyonunu önleyemediği gibi, parti kadrolarının çıkarcı palazlanmaya dayanan yozlaşması, İslamcı-Türkçü militanlığın düzeyinini geriletiyor. Başvurulan fetihçi ve militarist yayılmacılık da büyük devlet şovenizmi yoluyla bu militanlığı yeterince geliştiremiyor.

Komünist, devrimci ve demokratik tüm antifaşist parti ve güçler, işçi sınıfı ve halklarımızın kitlesel eylemlerini örgütleyerek, geliştirerek, faşizmin toplumsal destek zayıflığını değerlendirebilir, büyüyecek antifaşist direniş ırmağında toplayabilir. Tüm antifaşist güçler, kitlelerce kolay anlaşılan antifaşist programla demokratik cephede birleşmeli. Demokratik ve sosyal taleplerle etkili bir odak olmaya çalışmalı.

Devrimci saflarda, eylem ile seçim tavrının farklılığını önemsemeyen anlayış kısmi de olsa etkisini sürdürüyor. Daha önce antifaşist güçlerin bir bölümünde CHP’den HDP’ye uzanan bir seçim ittifakını kurma çabası olarak sağ bir tavır yansımıştı. Bu, seçimi birincil mücadele gören anlayışın bir parçasıydı. Şimdi ise “iktidar dalaşıdır devrimci hareketin karışmaması gerekir”, “iki faşist kliğin iktidar dalaşıdır” görüşünde sol sekter bir tavır ne denli bağımsız devrimci tavır takındığıyla övünerek yansıyor. Bu ise eylem ile seçim alanı arasındaki farkı anlamaktan uzak.

Faşizme karşı demokratik cephe, bu iki türden yanlışa düşmemeye çalışmalı. Seçim platformundan farklı olarak, eylem platformunda, faşizmin CHP’ye saldırısına karşı eylem birliklerine katılmaktan çekinmemeli. Bu olası eylem birlikleri, faşizmin kendisini kalıcı kılma saldırısına karşı nitelikte olacak. Aynı veya farklı meydanlarda bu olası eylem birlikleri bir başka açıdan da gereklidir. CHP’nin yönetimiyle alanlarda destekleyen emekçi ve antifaşist kitleler arasında ayrım yapmak, pratik devrimci mücadeleyi geliştirme anlayışının bir parçasıdır. Mücadele, kitleleri eğitir ve faşizmin saldırısına karşı direnişlere katılan emekçi kitle, fikirsel değişime açık hale gelir. Bu antifaşist kitlelerle eylem alanlarında bir araya gelmek, devrimci partilerin katılan emekçileri etkilemeyi kolaylaştırırken, uzak durmak ise bunu zorlaştırır. Ayrıca, eylem birliklerinin yükselteceği mücadele, Kürt Özgürlük Hareketi’nin kaygılarının aksine, Erdoğan-Bahçeli faşizminin, barış sürecini en az esneklikle sonuçlandırma ve herkese karşı faşizmi daha saldırgan bir çerçeveye oturtma manevrasını da bozacaktır.