Barbarlık

Aykan SEVER yazdı —

  • Günümüz kapitalizmi barbarlık, savaş ve çürümeden başka bir şey üretmiyor. Egemen akılların salgıladığı politikaların maalesef her alanda gün geçtikçe daha da yoğunlaşan bataklığı büyüttüğüne şahit oluyoruz.

Günümüz kapitalizmi barbarlık, savaş ve çürümeden başka bir şey üretmiyor. Egemen akılların salgıladığı politikaların maalesef her alanda gün geçtikçe daha da yoğunlaşan bataklığı büyüttüğüne şahit oluyoruz.

Ukrayna savaşının üzerinden bir yıldan uzun zaman geçti. Taraflar bırakın savaşı bitirmeyi, Uzakdoğu'da sıcak savaşı başlatmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Çin, Rusya ile stratejik ilişkileri sıkılaştırırken; CIA Başkanı Burns, Rusya Çin'in sömürgesi olacak derdine düşmüş gibi yapıyor. Gibi yapıyor diyorum, belki de gerçekten sorun. Çünkü ABD, Sovyetler Birliği'nin dağılması sonrası post-modern karakterli 3. paylaşım savaşını başlatırken sermaye açısından yeni pazar ve hegemonya alanları tesisini önüne koymuştu. Şimdi ana rakibi Çin'e geniş bir coğrafyayı kaptırmak elbette olacak iş değil.

Ukrayna savaşı başta Ukrayna ve Rusya halkları olmak üzere dünyanın geneli açısından ölüm, yıkım, yolsuzluk, baskıların artması ve militarizmin yükselmesinden başka bir şey üretmedi. Tabii tek meselemiz Ukrayna savaşı değil, fakat bu savaş sayesinde herkes önüne geleni kolayca boğazlar hâle geldi ve bu durum eleştiri konusu bile olmaktan çıktı, alışkanlığa dönüştü. Mesela TC'nin Kürt halkına karşı son dönem artan ve rutin haline gelen SİHA saldırılarına BM'den, Batı'dan ciddi bir tepki yok. Son Süleymaniye saldırısına Pentagon'un "seçim öncesi Erdoğan'a yarar" kaygısıyla alt düzeyde bir tepki verdiği yorumları yapılıyor. Ancak hafta başı Cerablus'ta DAİŞ'e dönük düzenlenen operasyonun rejime tepkinin bir başka biçimi olduğu da görülebilir. Hemen ertesi gün ise Biden yönetimi 259 milyon dolarlık F-16 filosu için üst model yazılım paketi satışı konusunda Kongre’yi bilgilendirdi.

Neticede ABD'nin diktatörlük üzerindeki yaptırım gücünün zayıfladığını (özellikle 3. Dünya Savaşı'nda TC'yi yanında tutma isteği nedeniyle) görmek gerekir. Zira hatırlayacak olursak 1950'li yıllarda TC, Washington'un ilgisini çekmek, yardım almak ve NATO'ya girebilmek için yüzlerce solcuyu işkenceli sorgulardan geçirip hapsetmiş, binlerce insanı ise Kore Savaşı'na kurban olarak sürmekten çekinmemişti.

Aslında TC'nin temel nitelikleri itibarıyla dünü ve bugünü arasında fark yok. Değişen şey savaşın Batı'da yarattığı köklü erozyon. Artık Batılı bir çok politikacı bırakın uluslararası siyaseti kendi ülkelerinde de "insan ve doğa hakları"nı tanımaktan uzak. Çürüme sadece memlekete has değil, maalesef dünyanın bütünü kesif bir kokuyla şimdiden kaplı.

Barbarlığımıza son bir örnek. ABD her şeyde bir numara ya, bu işte de öyle. Geçen hafta Amerika'nın Texas eyaletinde bir çiftlikte çıkan yangın nedeniyle 18 binden fazla büyükbaş hayvan öldü. Amerika'da bu durum "normal"miş. 2013'ten bugüne yaklaşık 6,5 milyon çiftlik hayvanı bu tür yangınlarda hayatını kaybetmiş. Burada hayatını kaybetti yerine telef oldu yazsam sanıyorum okuyucular için daha rahatlatıcı olurdu ama olmayalım. Zira bütün bu vahşet bizim gözümüzün önünde oluyor. Bu yaşananların nedeni elbette uzun hikâye ama ana nedeni belli. Onca hayvanı daha çok  kâr uğruna bir alana hapseden kapitalizm, hayvanlarının canını korumak için tedbir alınmasını istemeyen kanun yapıcılar (Çünkü masraflı, ne gerek var değil mi bu durumda?) ve bizim tüketim kültürümüz…

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.