Batı cephesinde yeni bir şey yok

Aykan SEVER yazdı —

29 Haziran 2021 Salı - 23:00

  • Burada bir şeyin altını çizmem lazım; ABD bu suç örgütünü ortadan kaldırmaya uğraşmıyor, sadece kendi işleri için sık sık sırtını sıvazlayarak en elverişli bir biçimde kullanmaya çalışıyor. Olay bundan ibaret.

 

Biden'ın Avrupa turu sonrası kendi cephesini pekiştirme konusunda bir hayli mesafe alan ABD yönetimi mevcut yeniden paylaşım savaşını derinleştiren politikalarını daha da yoğunlaştırdı. Şimdi bunun son günlerdeki örneklerine bakalım.

Geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Almanya'yı ziyareti sırasında "en yakın dost" gösterileri eşliğinde dünya politikası ile ilgili birçok başlıkta Alman yönetimiyle uzlaştı. Ayrıca Blinken Alman mevkidaşı Maas ile Yahudi soykırımının inkar edilmesi ve Yahudi karşıtlığıyla mücadelede ortak adım atmak üzere bir anlaşma imzaladı. Blinken'ın sonraki durağı Fransa'ydı. Burada konuşulan çok sayıda başlık arasında İran, Lübnan, Libya ve Etiyopya-Tigray ön plandaydı. Ayrıca Blinken'ın Rusya ve Çin'e karşı yürütülecek politikalarda ortaklık arayışı da dikkat çekti. Daha sonra İtalya'ya geçen Blinken’ın İtalyan yönetimiyle yaptığı temaslarda Fransa'dakine benzer başlıkların konuşulduğu basına yansıdı.

Blinken Roma'da bir başka diplomatik temasını ise İsrail’de yeni kurulan hükümetin Dışişleri Bakanı Yair Lapid’le gerçekleştirdi. Görüşmede İran’ın nükleer programının ön plana çıktığı açıklandı. Fakat bu görüşmenin asıl önemli yanı Netanyahu sonrası yeni İsrail yönetimiyle Biden iktidarı arasında yakalanan uyumun onayı niteliğinde bir adım olmasıydı.

ABD'nin bir sonraki hamlesi Roma'da düzenlenen DAİŞ’le Mücadele Küresel Koalisyonu’nun dışişleri bakanları toplantısıydı. Koalisyon DAİŞ'in sadece askeri bir sorun olmadığı aynı zamanda ideolojik-politik ve kültürel bir mesele olduğunu görmek istemediği ve bu durumun sadece DAİŞ'le sınırlanamayacağı El Kaide vb. yapıların ve uzantılarının (Örneğin hafta başı Somali'de 30 kişiyi katleden El Kaide uzantısı Eş Şebab'ı ne yapacaksınız?) da aynı kapsamda ele alınması gerektiğini bir düstur olarak benimsemediği için bu zirvenin de sonuçsuz kalacağı baştan belliydi. Öyle de oldu. Toplantıda tek dikkate alınabilir yaklaşım Blinken'ın Suriye'de kamplarda tutulan 10 bin DAİŞ'linin vatandaşı oldukları ülkeler tarafından geri alınması çağrısıydı. Tabi biz böyle görsek de muhtemelen ABD açısından genel olarak toplantı cephenin pekiştirilmesi işlevini gördü.

Amerikan Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği "AB ile ABD arasında savunma ve güvenlik işbirliğini güçlendirmeyi amaçlayan" yıllık sempozyum, Biden-İsrail Cumhurbaşkanı Rivlin görüşmesi, Irak-Mısır-Ürdün zirvesi, ABD'nin Irak-Suriye sınırında hava saldırılarıyla İran milislerini hedeflemesi, Karadeniz'de başlatılan 32 ülkeden binlerce askerin katıldığı "Sea Breeze 2021" tatbikatı da bu kapsamda sayılmalı. Sıraladığım bütün bu adımlar elbette sadece ve doğrudan Batı'nın mevcut paylaşım savaşındaki militarist politikalarının bir parçasıdır ve onu destekleyecek nitelikte gelişmelerdir anlamına gelmiyor. Fakat en temelde ekseni budur.

Özetle Batı cephesinde savaş ve zafer kazanma vaadinden öte yeni bir şey yok. Bunun karşısında konumlanan Çin ve Rusya'nın süreci seyretmeyeceğinden ve çeşitli düzeylerde karşılıklar vermeye başladığından emin olabilirsiniz. Kapitalist akıl, savaş politikalarıyla herkesi "çıkar" hücresine hapsetme derdinde. Orada ütopyalara rüyalarda bile yer yok. Bu denklemin içinde kalındığı sürece ne dünyanın bir geleceği olabilir ne de insanlığın. Üçüncü bir yol bulunmak zorunda.

NATO zirvesinde ABD'ye teslim olan Türkiye'deki rejime gelince bu yenilginin diyetini ödemekten başka şansı yok. Libya sahasından geri itilme veya Afganistan'a yerleştirilme gibi pozisyonlar bunun sadece başlangıcı. Güney Kafkasya ve Ukrayna muhtemelen devamı olacak. Benzer şeyler Suriye, Irak cephelerinde de yaşanabilir. ABD kendisinin sadık askeri olunduğu sürece büyük bir sorun çıkarmayacak olsa da, rejime karşı elindeki kozların hiç birini harcamadan sürekli yenilerini elde ediyor. SBK olayı ve Sedat Peker açıklamaları kendiliğinden birer koz işlevi görüyor zaten. Devamı da gelecektir. Çünkü bütünüyle bir suç örgütüne dönüşmüş olan TC sürekli dökülüyor, onlar da topluyor. Burada bir şeyin altını çizmem lazım; ABD bu suç örgütünü ortadan kaldırmaya uğraşmıyor, sadece kendi işleri için sık sık sırtını sıvazlayarak en elverişli bir biçimde kullanmaya çalışıyor. Olay bundan ibaret. Ötesi bize kalıyor...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.