Kürtleri bir kere daha lidersizleştirmek
İlham BAKIR yazdı —
- Fiziki olarak imha edilemeyen, önderliği engellenemeyen, fikirleri etkisizleştirilemeyen Öcalan, organize bir saldırı dalgasıyla itibarsızlaştırılmaya ve etkisi kırılmaya çalışılıyor.
İLHAM BAKIR
Bütün isyan, direniş, itiraz ve kurtuluş hareketlerinde yoldaşlarını örgütleyebilme, motive edebilme, doğrultu kazandırabilme yeteneği ve kapasitesi olan kişiler, lider olarak öne çıkmaya başlar ve bir süre sonra isyan ve direniş, bu liderin etrafında fiziksel ve düşünsel olarak gelişip yol almaya başlar. Direniş ve isyanın ayağını bastığı yer, moral değerleri, amaçları ve bu amaca ulaşmadaki yol ve yöntemlerin şekil almasında lider önemli rol oynar.
Dünya devrimci hareketlerinde lider sadece bir kişiyi ifade etmez. Lider, kendi şahsında demokratik kolektif yönetimi biriktirebildiği, gerçekleştirdiği rehberlikle yoldaşlarının güvenini ve takdirini kazanabildiği ve yönetim gücünü yoldaşlarıyla paylaşabildiği ölçüde liderliği bir kurumsallaşmaya dönüştürür. Artık lider bir kişi olmaktan çıkar ve kurumsallaşmış kolektif bir önderliğe dönüşür. Bu yüzden direniş güçlerini yenilgiye uğratmak için egemen güçler, esas itibarıyla hem fiziksel hem de üşünsel olarak en çok lideri imha etmeyi hedefler. Lider imha veya tutsak edildiğinde hareket, büyük oranda yönetilme ve yürüme kapasitesini kaybeder. Liderlik kurumsallaşmış bir önderliğe dönüşebilmişse isyan ve direniş hareketi yoluna devam edebilme imkanını büyük oranda koruyabilir.
Lider kaybedildiğinde yaşananlar
Dünya devrim, isyan ve direniş hareketlerinin pek çoğu liderini kaybettiğinde ne yazık ki zayıflamaktan, dağılmaktan, yolunu ve yörüngesini kaybetmekten kurtulamadı. Son yüzyıllık Kürt tarihi de bu örneklerle doludur. Şêx Seîd, Seyit Rıza, Qazi Muhammed, Dr. Qasimlo gibi Kürt önderlerinin katledilmesi, isyan hareketlerinin yenilmesine ve son bulmasına neden oldu, liderlikten yoksun hareketler dağıldı. Yine 12 Eylül askeri darbesi sırasında pek çok Kürt örgütünün lideri tutsak edildi ve bu hareketler bir güç olmaktan çıkıp dağıldı. Türkiye sol hareketi de benzer bir kaderi paylaşmaktan kurtulamadı. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya gibi çok önemli devrim önderlerinin Türk devleti tarafından katledilmeleri, Türkiye devrimci hareketinin bir daha toparlanamamasına ve bir güç haline gelememesine yol açtı. Dünyanın en güçlü gerilla hareketlerinden birine sahip olan Peru’daki Aydınlık Yol, liderleri Abimeal Guzman’nın tutsak edilmesi sonrası önce bölünme yaşadı, sonrasında son derece etkisiz bir güç haline geldi. Yine Srilanka’da Tamil Elam Kaplanları’nın ağır yenilgisi örgüt lideri Velupillai Prabhakaran’ın öldürülmesinden sonra geldi.
Öcalan'ı imhayı göze alamadı
Bütün direniş, isyan, kurtuluş ve devrim hareketleri içerisinde iki liderin, tutsak düşmelerine rağmen liderliklerini kurumsallaştırabildikleri için örgütlerini yönetmeye ve mücadeleyi büyütmeye devam edebildikleri görüldü. Bunlardan biri Nelson Mandela, diğeri ise Abdullah Öcalan’dır. Nelson Mandela’nın liderliği halkına özgürlüğü getirdiği gibi beyaz ve siyah ırk arasında da düşmanlığı önemli oranda bitirerek bir barış ikliminin ve birlikte yaşamın koşullarını yaratabildi. Abdullah Öcalan, denebilir ki dünyanın en barbar kolonyalist gücünün eline esir düşmüş olmasına rağmen düşmanı onu imha etmeyi göze alamadı. Ona güvenen, inanan ve bağlı olan yoldaşlarının geliştirdiği muazzam direniş, onlarca insanın bedenini ateşe vererek kurdukları savunma hattı düşmana geri adım attırdı; önceki Kürt liderlerine yapılanlar Abdullah Öcalan’a yapılamadı.
İtibarsızlaştırma kampanyası
Öcalan, çeyrek yüzyıldan fazla süren tutsaklığı boyunca Kürt halkının gönlünden silinemedi, Önderlik kurumuna dönüştürdüğü liderliği, Kürt halkının özgürlük mücadelesine rehberlik etmeye ve bu mücadeleyi büyütmeye devam etti. Ortadoğu cehenneminde bütün inançların, halkların bir arada yaşayabildiği Rojava Devrimi, emeğinin ve paradigmal önderliğinin ürünüdür. Herkesçe çok iyi bilinmektedir; İmralı’da Kürt Halk Önderi ile yürütülen müzakerede, kırmızı çizgisi Rojava olmuştur. Bu, 2016'daki müzakerelerde de böyleydi, bugün de öyle. Ortadoğu’yu, buradaki tüm güçleri ve uluslararası sistemi çok iyi tanıyan, yaşanabilecek felaketleri öngören Sayın Öcalan, hem Rojava Devrimi'ni korumaya çalıştı hem de bir Türk-Kürt savaşı, Arap-Kürt savaşını engelleyecek bir iradeyi ortaya koydu. Bu iradenin sahibi olan Sayın Öcalan’a karşı geliştirilmeye çalışılan itibarsızlaştırma kampanyası tam da bu rolünden dolayıdır. Fiziki olarak imha edilemeyen, önderliği engellenemeyen, fikirleri etkisizleştirilemeyen Öcalan, Rojava bağlamında ortaya çıkan gelişmeler fırsat bilinerek büyük ve organize bir saldırı dalgasıyla itibarsızlaştırılmaya ve gelişmeler üzerindeki etkisi kırılmaya çalışılıyor. Kısacası Sayın Öcalan’ın fikirsel ve önderlik gücü imha edilmeye çalışılıyor. Böylece bir kere daha Kürtler lidersizleştirilerek, Kürt özgürlük mücadelesi yenilgiye uğratılmaya çalışılıyor. Bu anlamda Sayın Öcalan’a sahip çıkmak, Kürt halkının dört parça Kürdistan’daki kazanımlarına ve mücadele iradesine sahip çıkmaktır.
