Kürt’e akıl vermenin dayanılmaz hafifliği

İlham BAKIR yazdı —

  • Emperyalizme karşı durmak adına bölgesel kolonyalist devletleri savunan akılfuruşların, Kürtlere akıl vermek hadleri değildir. Kürtler dostunu da düşmanını da iyi tanır.

İLHAM BAKIR

Dünyada, Ortadoğu’da ve Türkiye’de ne zaman Kürtleri ilgilendiren bir gelişme yaşansa iyi niyetlisi, kötü niyetlisi, dostu, düşmanı Kürtlere akıl hocalığı yapmak için adeta yarışa giriyor; Kürtlere bini bir para akıl dağıtıyor; yüksek perdeden ahkâm kesiyor; uyarıyor, parmak sallıyor, açık açık veya alttan alta tehdit ediyor.

Malum olduğu üzere İsrail ve ABD'nin, İran’a karşı başlattıkları savaşın en çok etkileyeceği, lehine veya aleyhine gelişmeleri ortaya çıkarabileceği kesimlerin başında Kürtler geliyor. İran’daki Ortaçağ'dan kalma referanslarla devlet yöneten rejimin gadrine uğrayan elbette sadece Kürtler değil. Başta kadınlar, laik, seküler, solcu, sosyalist Farslar da dahil olmak üzere Azeriler, Beluçlar, Araplar ve çok farklı etnik, dinsel, kültürel gruplar, çeteleşmiş bu rejimin gadrine ve zulmüne maruz kalmakta, bu rejimden kurtulmayı umut etmekte ve uygun koşullarını yaratabildiği oranda mücadele geliştiriyorlar. Maalesef bunlardan hiçbiri yaşanan savaş nedeniyle zayıflamakta olan İran'daki rejimi zorlayarak kazanımlar elde edebilecek bir örgütlülüğe sahip değil. İran savaşı bağlamında Kürtlerin bu kadar çok gündeme gelmesi, uzun yıllara dayalı bir direniş geleneğine, hali hazırda bir mücadele örgütlülüğüne sahip olmaları, Irak ve Suriye’deki savaş ve müdahale süreçlerinde kazanımlar elde edebilen bir pratikleri olmaları sebebiyledir. Kürtler devletsiz bir halk olarak 100 yıldan fazladır bölge hegemon güçlerine karşı özgürlük mücadelesi veriyor.

Emperyalizm karşıtlığı kisvesi

Başta ABD ve İsrail olmak üzere uluslararası güçler, İran’a müdahalede örgütlü bir yapıya ve uzun yıllara dayalı bir mücadele geleneği ve tecrübesi olan Kürtlerle iş birliği geliştirmek istiyorlar. Özellikle karadan bir operasyon geliştirmeleri durumunda Kürtlerin direniş gücü ve coğrafyası önemli bir mücadele ve destek alanı olacaktır. İran da bunun farkında olduğu için bir yandan Başûr ve Rojhilat’ta Kürtlere karşı saldırılar geliştirip Kürtleri tehdit ederken bir yandan da Kürtlerle sorunlarını konuşmaya açık olduğuna dair açıklamalar yapıyor. İşte bu durum karşısında Kürtlere akıl satmayı, ağabeylik yapmayı seven özellikle sol cenahtan bazı çevreler, 'antiemperyalizm' kisvesi altında itirazlar geliştiriyor; ABD ve İsrail’in Kürtler ile geliştirebileceği ittifakı bir 'şer ittifakı' ilan ediyor; taktik de olsa böyle bir ittifaktan Kürtlere bir kazanım doğmayacağını, ABD ve İsrail’in Kürtleri İran halkına karşı kullanacağını ve sonra da yüzüstü bırakacağını söylüyor; Kürtlerin kulağını çeken bir üslupla uyarılar yapıyor. Bunun için de Rojava’daki son gelişmeleri örnek gösteriyorlar.

Sömürgecileri savunanlar

Oysa Kürtler, özellikle de Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğündeki Kürtler, uluslararası güçlerin bölgeye müdahalesi veya bölgesel hegemon güçler arasındaki savaşlarda tutumlarının ne olacağını ilan edup bunun pratik tutumunu da geliştirmiştir. Kürtler, bu savaşların ve müdahalelerin bir tarafı olmayacaklarını, kendi coğrafyalarını ve bu coğrafyada yaşayan başta Kürt halkı olmak üzere bütün halkları koruyacakları üçüncü bir yolu tercih edeceklerini çoktan ilan etmiştir. Elbette yaşanan çatışma ve çelişkilerden de faydalanmak üzere çeşitli taktik iş birlikleri geliştirirler. Bu da asla herhangi bir halkın hilafına yapılmadı. Kürtler kadar kimse ne uluslararası emperyalist güçleri ne de bölge hegemon güçlerini iyi tanıyor. Kimse Kürtler kadar bu güçlerle fiziki ve ideolojik mücadele geliştirmedi ve kimse Kürtler kadar bunların gadrine maruz kalmadı. Ortadoğu’da hiçbir güç de Kürtler kadar ahlaki ve vicdani bir yerden mücadele ve direniş geliştirmedi/geliştirmiyor. O yüzden emperyalizme karşı durmak adına bölgesel kolonyalist devletleri savunan bu akılfuruşların,  Kürtlere akıl vermek hadleri değildir. Kürtler dostunu da düşmanını da iyi tanır, kiminle nereden nereye kadar birlikte yol yürüyeceğini iyi bilir. Eğer ille de akıl satmak istiyorlarsa Kürtleri kıyımdan geçiren, zindanlarda çürüten, dillerini, kültürlerini yok sayan kendi devletlerine bundan vazgeçmeleri gerektiğini yoksa Kürtlerin dostluğunun ilelebet yitirileceğini, kendi devletlerinin de toplumlarının da İran’ın ve diğer devletlerin ve halkların yaşayacağı kaderi yaşamalarının kaçınılmaz olduğunu anlatmalılar.

Üçüncü Yol'un kıymeti

Diğer bir akıl satmayı seven grup da özellikle kendine 'Kürt milliyetçisi' diyen klavye başı unsurlardır. En ufak bir gelişme karşısında en hararetli nutuklarla, en hamaset yüklü metinlerle milliyetçilik kisvesine bürünen bu kesimler, sahada mücadele edenlere, direnen ve savaşanlara akıl veriyor, hatta en ağzı salyalı tarzda saldırmaktan geri durmuyor. Sırtlarında yumurta küfesi taşımayan bu konforlu zümre, provokatif önerilerine göre hareket edilse Kürt halkının nasıl bir felakete sürükleneceğinin zerrece ayırdında değildir. Bir kısmı da bunu kendisi için bir ticaret ve kendini var etme alanına çevirdiği için zerrece umursamıyor. Ne ABD ve İsrail’i biliyorlar ne de 2017 referandumunun neden işlemediğinin muhasebesini yapıyorlar. Böyle olunca 'Üçüncü Yol'un kıymetini de idrak edemiyorlar.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.