Yenilgi değil, yeni bir başlangıç

İlham BAKIR yazdı —

  • Stratejik geri çekilme yakın dönemde bir kaybı beraberinde getirse de uzun vadede, korunan kazanımların geliştirilmesinin, büyütülmesinin olanaklarını yaratıyor.

İLHAM BAKIR

Kürt halkı, en az bir 150 yıldır varlığını koruma, toprağını, suyunu, dilini, kültürünü savunma mücadelesi veriyor; Kürtlüğü yok etmeye dair gelişen kıyıcı ve soykırımcı saldırılara karşı amansız bir direniş geliştiriyor.

Uluslararası bir sömürge olarak hem sömürgeci dört bölge devletine hem de bu sömürgeci güçlerle ittifak halindeki diğer devlet ve yapılara karşı sayısız direniş ve isyan geliştirildi; pek çok yenilgi, yıkım ve kıyım yaşandı. Kürt halkı direnişten ve onurunu koruma mücadelesi vermekten asla vazgeçmedi. Burada esas olan, ne kadar yenilgi yaşandığı değil, mücadelenin sürekliliğidir. Bazen Kürdistan’ın bir parçasında ağır yenilgi sonrası uzun süren bir sessizlik yaşansa bile bir diğer parçada mutlaka bir direniş gelişimini sürdürdü ve diğer parçalara ilham vermeye devam etti. Sömürgeci devletler güçlüdür; tankları, topları, savaş uçakları, orduları, büyük ekonomileri ile uluslararası destek ve ittifakları vardır. Buna karşın varlığı ve toprağı dört parçaya bölünmüş, onurundan ve haklılığından başka bir şeyi olmayan Kürt halkının 150 yıldır yaktığı direniş ateşini söndürmeye muvaffak olamadılar.

Kirli hesaplara Kürt müdahalesi

Rojava Devrimi ve direnişi, Kürt halkının son 150 yıllık mücadelenin son halkasıdır. Irak ve Suriye gibi bölgesel sömürgeci devletleri hezimete uğrattı, pek çok Batılı devlette bombalı eylemlerle katliam yapması engellenemeyen azgın cihadist güçlere, DAİŞ ve ona müzahir örgüt ve yapılara karşı binlerce şehit verilerek Ortadoğu cehenneminde pek çok halkın ve inancın bir arada özgür ve eşit yaşadığı bir vaha yaratıldı. Gelinen son aşamada 'Yeni Dünya'nın sahipleri, DAİŞ’in bir versiyonu olan HTŞ ve Colani’yi koçbaşı olarak kullanmak üzere iktidara taşıdı, Kürt halkının kazanımları bir oldu bitti ile berhava edilmek istendi. Kürt halkı buna karşı bildiği en iyi şeyi yaptı; başta Rojava olmak üzere dört parça Kürdistan’da ve dünyanın dört bir yanında direnişe geçti ve kirli hesapları bozdu.

Bazı kazanımlar da kaybedildi

Ne yazık ki gelinen aşamada bazı kazanımlar kaybedildi, bir takım tavizler verilerek bir anlaşmaya gidildi. Buna karşın bir Arap-Kürt savaşının yaşanması önlendi, Kürt şehirlerinde gelişecek bir şehir savaşının önüne geçilerek ciddi bir sivil kaybının yaşanması engellendi. Yapılan, bir stratejik geri çekilmedir. Stratejik geri çekilme yakın dönemde bir kaybı beraberinde getirse de uzun vadede, korunan kazanımların geliştirilmesinin, büyütülmesinin olanaklarını yaratıyor. Suriye’de yoğrulan hamur daha çok su kaldırır. Para ve uluslararası destekle ayakta tutulan cihatçı çeteciliğin gidebileceği uzun vadeli bir yol yoktur. Suriye gibi bir coğrafyayı yönetebilme kapasitesinden yoksundur. En önemlisi stratejik geri çekilmenin sınırları Kürdistan sınırlarıdır. Bunun ötesinde bir geri çekilmenin yaşanmayacağı ve topyekun bir direnişin geliştirileceği kararlılıkla gösterildi. Bu sınırların ve buradaki askeri ve yürütme gücünün korunması önemlidir. Rojava’nın deneyimlenmiş ve sonuç almış ahlaki politik öncülüğüne er geç ihtiyaç duyulacaktır.

Öcalan düşmanlığının körlüğü

Kendilerine 'Kürt milliyetçisi' diyen bazılarının, Rojava’daki stratejik geri çekilmeyi bir yenilgi, bir son olduğunu ilan etmesinin Kürt halkının mücadelesine hiçbir katkısı olmadığı gibi halkın demoralize edilmesine, mücadele motivasyonunun yitirilmesine hizmet ediyor. Bu mahfillerin çok önemli bir kısmı, Türk özel savaş aygıtının elemanlarıdır, bir kısmının da Kürt Özgürlük Hareketi ve Öcalan düşmanlığıyla gözleri kör olmuş, yaptıklarının Kürt halkının çıkarlarına ne kadar zarar verdiğini göremeyecek kadar akli melekeleri dumura uğramıştır.

Kibirle zehirlenmiş şehvetli tetikçilik

Eleştirel entelektüel bir mesafede durmak yerine Kürtlere neyi yapıp neyi yapamayacaklarını dikte eden, ağzı salyalı bir saldırganlığı eleştiri olarak pazarlayan Türk aydınının ar damarı çatlamış hayasızlığına pirim verecek kadar düşkünlük gösterebiliyor. Bu aydın türünün tipik bir örneği olan Ayşe Hür gibi kibirle zehirlenmiş şehvetli tetikçiliğin sorgulanmadan bu çevrelerde itibar görmesi  derin bir zavallılık göstergesidir. Aslında sıcak mücadele alanında en ufak bir varlık göstermeyen, en ufak bir ödenmiş bedelin sahibi olmayan, güvenli alanlarda muhalefet eden bu zevatın, savaşanları iyi savaşmadığı, barış yaptığı, müzakere ettiği yahut geri çekildiği için ihanetle suçlaması tam bir ahlaksızlık örneğidir. Konformist 'Kürt milliyetçileri'nin ve onlara çanak tutan Ayşe Hürümsü aydınların her şeyi bildiğini vehmeden ve her şeyi söyleyebilme hakkını kendinde gören hadsizliğinin, feraseti mücadele ve direnişlerde yoğrulmuş Kürt halkının nezdinde hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur.  

 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.