- Kürt müziği, 2000'li yıllardan sonra ne yazık ki Kürt kültürüne ve öz değerlerine sırtını dönen, piyasa ölçü ve ilişki biçimlerini esas alan bir üretim ve tüketim ilişkisini derinlemesine yaşıyor.
İLHAM BAKIR
Medya, iletişim araçları, popüler kültür özellikle de popüler kültürün en etkili ve pazar değeri yüksek nesnesi olarak müzik, hem bireylerin rızasını üretmede önemli bir rol üstleniyor hem de yalnızca sanatsal bir ifade biçimi olmaktan çıkarak muazzam bir pazar genişliğine sahip ticari bir ürüne dönüştü. Kültür endüstrisi içerisinde üretilen popüler müzikler, bireyleri düşündürmekten uzaklaştıran, onları tekdüze tüketime yönelten ve sisteme uyumlu hale getiren araçlara dönüştü. Standartlaşmış melodiler, tekrar eden ritimler ve benzer içerikler, dinleyicilerin eleştirel düşünme becerisini zayıflatırken müziği bir eğlence ve tüketim nesnesine indirgiyor. Popüler müzik ve popüler şahıslar, medya ve dijital platformlar aracılığıyla geniş kitlelere ulaştırılarak belirli yaşam tarzlarını, tüketim alışkanlıklarını ve düşünce biçimlerini normalleştiriyor. Bu durum, müziğin yalnızca estetik bir alan olmadığını; aynı zamanda ideolojik ve toplumsal bir işlev taşıdığını gösteriyor. Günümüzde dijital müzik platformlarının ve sosyal medyanın etkisiyle kültür endüstrisinin müzik üzerindeki hâkimiyeti daha görünür hale geldi. Müzik, hem küresel bir tüketim aracı hem de toplumsal yönlendirme mekanizması olarak önem kazandı.
Kürt müziği, 100 yılı aşan bir süredir ölüm kalım mücadelesi veren Kürt halkının kendini korumada sahip olduğu en güçlü ve en önemli direniş yöntemlerinden biridir. Müzik, yalnızca bir sanatsal ifade değil, aynı zamanda bir var olma biçimidir de. İçinden geçtiğimiz süreç itibarıyla bir var olma yok olma gerçekliğiyle karşı karşıya olan Kürt halkının sanatçısının da bu gerçekliğin farkında olarak rolünü oynaması gerekir. Sanatı, belli bir maddi kazanıma tahvil etmenin aracına dönüştüren egemen tüccar sanat anlayışı, hakikati aramanın, özgürlük ve güzelliği yaratmanın bir yolu değil, güzelliği, özgürlüğü ve hakikati alınıp satılabilen bir metaya dönüştürme çabasıdır. Sanatçıyı toplumun dışında ve üstünde tutmanın, popüler kişilikler, süper starlar yaratmanın dayandığı sanatçılık anlayışı, toplum karşıtlığından başka bir şeyi ifade etmez. Kürt müziğini kültür endüstrisinin bir metasına dönüştürerek kolonyalizmin tahkimine fayda sağlar. Bu sanat anlayışının, egemenlerin politikalarına hizmet etmekten başka, sanatçıyı götüreceği bir yer yoktur.
Kürt müziği, 2000'li yıllardan sonra ne yazık ki Kürt kültürüne, tarih boyunca yarattığı öz değerlere ve kültürel paradigmaya sırtını dönen, piyasa ölçülerini ve ilişki biçimlerini esas alan bir üretim ve tüketim ilişkisini derinlemesine yaşıyor. Özellikle dijital platformların yaygınlığı ve dinleyiciye kolay ulaşma olanaklarının ortaya çıkmasıyla birlikte bu durum ciddi bir yozlaşma ve çürüme ortamı yarattı. Mem Ararat şahsında ortaya çıkan telif tartışması da ancak bu müzik endüstrisi ve gördüğü işlev göz önünde bulundurularak tartışılırsa bir yere oturtulabilir. Mem Ararat, Kom Müzik ile ilgili yaptığı açıklamayla gerçek emek hırsızları, Kürt milliyetçiliği bezirgânları, yeminli Kürt Özgürlük Hareketi düşmanları için saldıracak bir alan yaratmanın, Kürt halkının kurumlarını yıpratmanın yeni bir zeminini sundu. Kom Müzik’ten tutalım Mezopotamya Kültür Merkezi ve daha pek çok Kürt kültür sanat kurumu ve bu kurumların çalışanları ve sanatçıları, kelimenin tam anlamıyla düşmanla göğüs göğüse çarpışarak, her gün yaşadıkları baskınlarla, gözaltılarla, işkencelerle, zindanla, ölümle sınanarak Kürt sanatını, Kürt müziğini yaratmaya ve yaşatmaya çalıştılar. Bugün Mem Ararat ve benzerlerinin üzerinde hayasızca para pazarlığı yaptıkları Kürt müziği, bu halkın gerçek sanatçılarının kanı ve emeğiyle yarattığı ve özgürleştirdiği alanlarda ve koşullarda icra edilebilmektedir.
Mem Ararat şahsında ortaya çıkan bu açıklama ve onun açıklaması etrafında geliştirilen saldırılar, açıklamanın zamanlaması çok açık ki bir tesadüf değil veya kendiliğinden ortaya çıkan bir durum değil, Kürt Özgürlük Hareketi’ne yöneltilen organize saldırıların bir parçasıdır. Mem Ararat, bu tezgahın bir parçası olarak kendine yazık etti. Aslında onun için bu sürecin hikayesi basittir, onun hikayesine benzer pek çok hikaye vardır. Müziğe gönül vermiş, tanınmamış, yaptığı müziği paylaşacak bir alan bulamamış bir müzisyen olarak kendisini geniş Kürt kitleleri ile buluşturacak olan Kom Müzik’e gitmiş, şu anda yakaladığı şöhreti sağlayan iki albümünü Kom Müzik’ten çıkarmıştır. Popüler olunca Kom Müzik ve Kürt kurumlarıyla ve bunların organize ettiği etkinliklerle ilişkisini kesmiştir. Kürtlerin uğradığı hiçbir saldırı karşısında bir tepki vermemiş, olabildiğince kendini siyasi alandan uzak tutmaya çalışmıştır. Fahiş fiyatlarla düzenlediği ve seyircileri kastlara bölerek en çok parayı verenleri salonda sahneye yakın yere oturttuğu konserlerini, Zana û Andok’un gerçek dinleyicileri olan yoksullara layık görmemiştir. Müzik, kendisi için müzik olmaktan çıkıp ticari metaya dönüşmeye başladıkça basiretsiz tüccar misali kâr hırsını dizginleyemez olmuş, dijital medya üzerinden paylaşımların ciddi bir gelir getirmesi durumu gelişmeye başlayınca içi içini yemeye başlamış yıllar önce telif haklarını kendi rızası ve kendi imzası ile Kom Müzik’e verdiği sözleşmeyi birden bire hileli sözleşme ilan etmiştir. ‘Hiçbir siyasi örgüte yakın değilim’ şeklindeki açıklamasının asıl hedefi ise kendisi için Kürt Özgürlük Hareketi’nden uzak alanlarda meşruiyet araması ile ilgilidir.
İşte tam da burada Kom Müzik’in asıl eleştirilmesi gereken yönü, bunca bedel ödenerek yaratılan, yeşertilen Kürt müziğini bu kadar ticarileştiren, kendi kişisel hırs ve çıkarlarına alet edenlerle ilgili kabul ölçüleri geliştirememiş olması, böylesi şahısların popüler olmasına ve değerler üzerinden kendini yaşatmasına alan açmış olmasıdır.