Kürtler çoktan kazandı, siz kaybettiniz

İlham BAKIR yazdı —

  • Kürtlere karşı sürdürdükleri savaşı kazandıklarını her gün TV ekranlarında harita başında anlatanlar, kendi toplumlarının nasıl bir çürüme yaşadığını, yaşamın nasıl kokuşmuş bir bataklığına dönüştüğünün farkında değiller.

İLHAM BAKIR

Dünyada hiçbir sistem, hiçbir devlet, hiçbir örgüt, hiçbir yapı bir meşruiyet krizine, bir meşruiyet sorununa rağmen varlığını sürdürebilme şansına sahip değildir. En despotik, en diktatöryal yapı bile sırf açık zor ve şiddet yoluyla ayakta kalamaz. En azından kendi sistem ve etki alanından rıza almaya, bir meşruiyete dayanmaya ihtiyaç duyar. Elbette bu meşruiyet, ne ahlaki hasletleri ne de evrensel değerleri esas almak zorundadır. Esas olan toplumun rızasını sağlamak ve buna dayalı bir desteğe sahip olmaktır. Simsiyah olanın kar beyaz, kar beyaz olanın simsiyah olarak propagandasının yapılması ve manipülasyon yoluyla toplumun buna inandırılması mümkündür. Örneğin neredeyse bütün devlet sistemleri, haklı insani, evrensel hak ve talep sahiplerini bastırmak ve devlet çıkarlarını korumak için çok açık ve en dramatik şekilde şiddete, terör yöntemlerine başvururken, bu hak ve talep sahiplerinin terörist olduğuna, kendisinin ise meşru olduğuna toplumunu ikna edebiliyor. Sistemin ayakta kalabilmesi, iktidarın sürdürülebilmesi bu ikna araçlarının ne kadar güçlü, komplike ve sofistike olduğuna bağlıdır.

Bu evrensel ahlaki değerlerin dejenere edilip içinin boşaltılmasının, uzun vadede toplumlara ödettiği çok ağır bedeller vardır. Kendi devlet, ulus, din, mezhep ve benzeri grup kimliği için hak ve meşru olanın başka kimlikler söz konusu olduğunda suç addedilmesi, bireysel ve toplumsal kişilikte ciddi bir erozyon, aşınma ve çürütme yaratıyor. Bu ikiyüzlülük ve çıkarcılık, sadece dışarıdaki kimliğe karşı işlemez, bir süre sonra toplum içi ilişkilere karşı da zemin bulmaya, birlikte yaşam ölçülerini belirsizleştirmeye ve toplumsal birlikteliği parçalamaya başlar. Türk ulus devlet iktidarı erkek, Türk, Sünni İslam tekçiliğinin iktidarını inşası için rıza üretme uğruna Türkiye toplumunun ahlakıyla oynayıp bütün moral değerlerinin içini boşalttı.

Patlayan lağım kanalları

Sanatçı, gazeteci, siyasetçi diye halkın karşısına çıkardıkları; her gün TV ekranlarından, sosyal medyadan, gazete köşelerinden ahlak, erdem, vicdan, vatan, millet propagandası yapan; Kürt halkının en meşru taleplerine vatan hainliği yaftası yapıştıran; bu halkın onurlu direnişine her gün hakaret ve küfür yağdıran bu en büyük vatanseverlerin uyuşturucu, fuhuş, dolandırıcılık, çetecilik faaliyetlerinin artık üstü örtülemiyor. İktidarın bekası için her gün kadınlara, Kürtlere, Alevilere, Ermenilere, bilumum ötekilere vatanseverlik üzerinden küfreden, duyar kasan en milliyetçi siyasetçisi, sanatçısı, gazetecisi, bürokratı, milli futbolcusunun adeta bir lağım kanalına dönüşen yaşamları her gün bir yerlerden patlıyor.

Türk entelijansiyası sorgulamıyor

Halk, toplumu çürüten bütün bu ikiyüzlü vatanseverliğin ve milliyetçiliğin önce seyircisi, sonra onaylayıcısı, bir merhale sonrasında da böyle bir yaşamın imreneni haline geliyor. Kürt halkının haklı ve meşru direnişinin sembolü olmuş bir kadın siyasetçiye futbol tribünlerinden en cinsiyetçi küfrü edenlerin, bu hareketleri cezasız bırakılarak, hatta sahiplenilerek tecavüz kültürünün bütün kadınları tehdit eden bir tehlikeye dönüşmesi, Türk entelijansiyası için bir tartışma ve sorgulama konusu bile değil. Kürtlere karşı bunca zaman yürütülen kirli bir savaşın Türk toplumunu nasıl bir çürümeyle yüz yüze bıraktığı, Türk sosyoloji ve siyaset çalışmalarının ilgi alanına girmiyor bile. 

Oluşturdukları bataklığı umursamıyorlar

Kürtler analarının ak sütü gibi helal olan haklarına kavuşmasın, en ufak bir statü sahibi olmasınlar diye kafa kesen, insan yakan, kadınları seks kölesi yapan bir zihniyeti destekleyen, sahiplenen, kucaklayan bir siyasi tasavvurun, kendi toplumlarına hangi bedeli ödettiğinin, ödetmeye devam edeceğinin hesabını yapmadığı ya da umurlarında olmadığı çok açık. Tankını, topunu, uçağını, İHA'sını, SİHA'sını, vahşetini, katliamlarını, soykırımlarını, kıyıcılığını referans kılarak Kürtlere karşı sürdürdükleri savaşı kazandıklarını her gün TV ekranlarında harita başında anlatanlar, bu savaşı çoktan kaybettiklerinin farkında bile değil. Kendi toplumlarının nasıl bir çürüme yaşadığını, yaşamın nasıl tamamen kokuşmuş bir bataklığına dönüştüğünün de farkında değiller. Yendiklerini iddia ettikleri Kürt Özgürlük Hareketi’nin öncülük ettiği Kürtler, Ortadoğu’da evrensel moral değerlerin, kadın özgürlüğünün; bütün halkların, inançların, kültürlerin bir arada ve eşit yaşam paradigmasının öncüsü olarak bütün dünyada meşruiyet kazandı. Kürtler, çoktan kazandılar bu savaşı. Siz çoktan kaybettiniz.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.