Ulusal demokratik birlik

İlham BAKIR yazdı —

  • Kürtler, ilk defa böylesi bir birliktelik yakalıyor, parçacı siyasete itiraz ediyor ve kendi adına siyaset yapanlara ulusal demokratik birliğin sağlanmasına dair perspektif sunuyor.

İLHAM BAKIR

Dört kolonyalist devletin tel örgülerle çevrili sınırlar içine hapsettiği, varlığı kuşatılmış, sesi yutulmuş, çığlığı duyulmaz kılınmış dünün Kürtleri, artık sadece dört devletin meşgale alanlarında tutsak değil. Kürtler, bugün sadece Ortadoğu’nun gündemini meşgul etmiyor; dünya siyasetinin başkentlerinde de siyasetin bir çarpanı, dikkate alınanı olarak üstü örtülemez bir görünürlük kazanıyor.

DAİŞ karanlığına karşı 2014'te Kobanê'de verdikleri destansı mücadeleyle dünya gündemine girişlerini saymazsak ikinci defa dünya siyasetinin en çok ilgilenilen konularından biri haline geldiler. Münih Güvenlik Konferansı’nda Rojava direnişine öncülük eden Kürt siyasetçilerin gördükleri ilgi, onlarla yapılan toplantılar, basın önünde verilen fotoğraflar, Suriye ve Kürtlerin bu konferansın ana gündemine dönüşmesi, Kürtlere dönük bir takım hesaplarda bir takım değişiklikler olduğunun göstergesi. Ha keza Avrupa Parlamentosu'nda Kürtlere dönük şiddetin kınandığı, sivilleri hedef almanın ve Kürtlere karşı yapılan ihlallerin savaş suçu kapsamına girdiğine dair yapılan uyarı,  Şam yönetimini Kürtlerin siyasi ve kültürel haklarını anayasaya dahil etmeye dair çağrısı, Kürtlerin uluslararası arenada gördükleri desteğin bir başka yansımasıydı. Türkiye’yi Suriye’de ateşkesi tehlikeye atacak herhangi bir girişimden ve askeri harekattan kaçınması konusunda uyarması ve Kürt kadın savaşçıların DAİŞ ile mücadeledeki kahramanlıklarına vurgu yapılarak selamlanması da ayrıca dikkat çeken bir gelişmeydi. HTŞ çetelerinin Kürt kadın savaşçılara dönük insanlık dışı uygulamalarının videolarının ABD Kongresinde izletilmesi, toplantıda buna dönük ciddi tepkilerin ortaya konması, Kürtlerin korunması gerektiğine dair Kongre üyelerinin ortaklaşan görüşler ileri sürmesi, Kürtleri çeteler karşısında yalnız bırakmalarına dair önemli bir öz eleştiriydi. Buna benzer şekilde pek çok ülke parlamentosunda Kürtlere dönük kararlar alındı, Kürtlerin korunması ve haklarının teslim edilmesiyle ilgili görüşler dile getirildi. 

Halk, siyasete perspektif sunuyor

Kürtler sadece kirli, gayri ahlaki ticari ilişkiler ağının, uygar dünya ile aralarına kurduğu bariyerleri yıkmakla kalmadı, aynı zamanda dört parça Kürdistan arasına çekilen sınır tellerini paramparça etti. Kürtleri uluslararası arenada böylesi dikkate alınan bir aktör haline getiren de zaten bütün dünyada ve dört parça Kürdistan’da birlik ruhuyla bir araya gelerek yarattıkları direniştir. Tarihinde Kürtler ilk defa böylesi bir birliktelik yakalıyor, parçacı siyasete itiraz ediyor ve kendi adına siyaset yapanlara ulusal demokratik birliğin sağlanmasına dair perspektif sunuyor. Dört parça Kürdistan’da ve diasporadaki tüm siyasal yapıların, örgütlerin, kurumların, halkın sunduğu bu birlik perspektifini dikkate alması, birbiriyle ilişkilerinde ve yürüttükleri siyasette bunu esas alması gerekiyor. Kim ki eleştiri dilini, siyaset dilini, siyaset pratiğini halkın sunduğu bu birlik perspektifine mugayir geliştiriyorsa bilinmelidir ki; bu düşmana hizmet pratiğidir. Bunun başkaca da bir açıklaması yoktur.

Eleştirimi mi düşmana hizmet mi?

Kürtlerin özgürlüğü uğruna verilen bir bedelin, harcanan bir emeğin sahibi olan her kişi, örgüt, yapı ya da kurum bir diğer siyaseti eleştirme ve uyarma hakkına sahiptir. Eleştiride adil ve seviyeli olunması elbette vazgeçilmez ölçüdür. Elbette zamanlama da mücadelenin yararı uğruna gözetilmesi gereken bir husustur. Ne yazık ki Rojavayê Kurdistan’da halk büyük bir katliam tehlikesiyle karşı karşıya iken, halk ve savaşçılar büyük bir direniş geliştirip canlarını feda ederken, bir takım kazanımlara dair önemli kayıplar yaşanırken Rojava Devrimi'nin emekçisi ve en ağır bedel ödeyeni olan siyasete, yapıya, kurumlara ve kişilere karşı geliştirilen saldırı, hakaret ve düşmanca dil, eleştiri sınırlarının çok ötesinde bir düşmana hizmet pratiğidir. Kürt halkının yakaladığı ulusal birlik duygusu ve dinamiğini parçalamaya dönük kasıtlı, bilinçli bir saldırıdır.

Hak ettikleri cevaplar da verilmeli

Dikkat edilirse Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve Önderliğine düşmanlıktan başka sermayesi olmayan bu rezil tayfayı sokakta, herhangi bir mücadele alanında, bir eylemde göremeyiz. Bunların sömürgeci güçlere ve onların iş birlikçilerine dair doğru dürüst bir eleştiri ya da mücadelesini görmek de mümkün değildir. Karanlık dünyalarına kurdukları klavyelerin başında, sahada mücadele eden, emek veren direnen insanlara saldırılır, elde edilen kazanımlar küçümsenir, moral motivasyon bozulmaya, yakalanan birlik ruhunun altına bomba döşenmeye çalışılır.  Bu saldırı sahiplerinin seviyesine düşmeden, onların kullandığı küfürbaz pespaye dile asla tenezzül etmeden bunlara hak ettikleri cevapların verilmesi her yurtsever Kürt’ün görevidir. O karanlık dijital mecralarında onlarla kıyasıya bir mücadele geliştirilmeli, bu güvenli alanlar onlara dar edilmelidir. Digital medyada devrimi ve devrimin sahiplerini bu düşkünlere karşı savunmak da Kürt yurtseverlerinin kendileri için addettikleri elzem bir görev olmalıdır.   

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.